BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Doğru söze ne denir!..

Doğru söze ne denir!..

Hemen söyleyeyim, Çanakkale Savaşı’nı Mustafa Kemal ve askerlerinin direnişini büyük ilgiyle okumuştum ama “Çanakkale Geçilmez” sloganıyla bütünleşen o kahramanlık destanları bana çok hamasi gelirdi. Hatta daha da itiraf edeyim biraz abartılı bile bulurdum. Nedenini bilemiyorum, belki bazı konuların belli siyasi görüşler tarafından adeta tekele alınmış gibi görünmesi de rahatsız ediyordu...



Çanakkale Zaferi ile ilgili ne hatıralar yayınlandı bu köşede. Yıllar boyunca neler söylendi neler konuşuldu o kahraman şehitlerimizin anısına... Hangi birini söylesem burada bilmem ki?.. Avustralya’dan kalkıp gelerek Çanakkele’de omuz omuza Türklerle savaşıp, yaralandıktan sonra Türkler tarafından tedavi edilerek savaş sonrası memleketine gönderilen, kendisine bu kadar iyi davranan Türklere minnettar kalmasına rağmen elinden birşey gelmeyince, “Hiç olmazsa bayraklarını pazuma dövme yaptırayım” diyerek geriye kalan ömrünü o dövme bayrakla geçiren ve bir tesadüf sonucu Amerika’da karşılaştığı bir Türk doktor sayesinde yeniden o günleri hatırlamakla kalmayıp bir de müslüman olan ve adını Ömer olarak değiştiren Anzaklı Ömer’i mi söyleyeyim... Yoksa halen dillerde dolaşan Kirtepe köyünde, her akşam ikindi üzeri nöbet yerine yürüyen, kimileri tarafından halen bu manganın o zamanki kılık kıyafetiyle göreve giderken efsanevi bir şekilde görüldüğü söylenen “Kirtepe Mangası”nı mı? Cephede bütün arkadaşları şehit düşmesine rağmen, kendisi bugün ancak hızlı çekim filmlerde gördüğümüz bir süratle, tek başına mevzideki bütün topları baştan başa teker teker doldurup, sonra hepsini teker teker ateşleyerek karşıdaki düşmanı, sanki bir manga asker savunma yapıyor hissini vererek püskürten Onbaşı Mehmet’i mi? “Bir Destan’dır Çanakkale” derken ne kadar haklı olduğumuzu biliyorduk ama bunu bir de meslektaşımız Can Ataklı’dan okuyunca bir kere daha mutlu olduk. Sabah Gazetesi’nden Can Ataklı bir ziyaretinde Çanakkale’den o kadar etkilenmiş ki, yazısına “Dur siyasetçi, sakın burayı hissetmeden seçilmeye kalkma” diyerek başlamış... İşte Ataklı’nın tebrik edilecek hoş yazısı: “Çanakkale’ye çocukken gitmiştim. Bizlere Türkiye’nin bütün güzelliklerini ellerinden geldiğince göstermeye çalışan annem babam bir tarihin yazıldığı Gelibolu Yarımadasına, Şehitler Abidesi’ne de götürmüşlerdi. Ondan sonra bir daha yolum düşmedi. Birkaç kez Eceabat’tan arabalı vapurla geçtim, ama onlar da doğal olarak çok hızlı olmuştu. Geçtiğimiz hafta sevgili Ayşe Özgün’ü ailesiyle birlikte yaz aylarını geçirdiği Eceabat’ta görmek üzere gittik. İki muhteşem gün yaşadık. Bu iki gün benim için ayrıca bir ders niteliğinde oldu. Hemen söyleyeyim, Çanakkale savaşını Mustafa Kemal ve askerlerinin direnişini büyük ilgiyle okumuştum ama “Çanakkale Geçilmez” sloganıyla bütünleşen o kahramanlık destanları bana çok hamasi gelirdi. Hatta daha da itiraf edeyim biraz abartılı bile bulurdum. Nedenini bilemiyorum, belki bazı konuların belli siyasi görüşler tarafından adeta tekele alınmış gibi görünmesi de rahatsız ediyordu. Bu haftaki Çanakkale gezisinden çok etkilendim. “Her karış toprağında şehit kanı fışkırıyor” ifadesinin hamasi bir ifade olmadığını, gerçeğin ta kendisi olduğunu gördüm. Türk askerinin savaştığı siperlerine girdiğimde, kendimi sanki bir zaman tünelinde gibi hissettim diyebilirim. “Eğer 1915’te o dünyanın en büyük donanması Çanakkale’yi aşabilmiş olsaydı, dünyanın hali ne olurdu bugün biz nerede olurduk, kim olurduk. Belki bugünü kutladığımız 30 Ağustos Zafer Bayramı’na gelemezdik” diye canlandırmaya çalıştım zihnimde. Çok insan öldü Çanakkale’de. Her karışında bir şehit yatıyor. Resmi kaynaklara göre Çanakkale’de 250 bin yetişmiş, okumuş insanımız şehit oldu. Eğer onlar yaşayabilseydi, Cumhuriyet’in ilk yılları belki çok farklı olacaktı. Oysa onlar kendi geleceklerini feda ederken, hiç bilmeden Türkiye’nin geleceğini kuruyorlardı. Bugün eğer bu imkanlarımıza kavuşmuşsak Çanakkale’de yatan o binlerce kahramana borçluyuz her şeyimizi. Çanakkele’yi gördükten sonra düşündüm; belki bütün siyasetçilerimizi oraya götürmeli, hangi ülkeyi devraldıklarını göstermeli ve onlardan gerçek anlamda vatanseverce hizmet beklediğimizi söylemeliyiz. Oysa siyasetçilerimiz ve devlet adamlarımız Çanakkale’yi sadece özel günlerde hatırlıyorlar, oraya geliyorlar, ben ve benim gibi yüzbinlerce kişiye “Bu ne hamaset” dedirtiyorlar ve gidiyorlar. Onlar özel günlerde değil, sıradan bir günde Çanakkale’ye gitmeli. O müthiş atmosferi hissetmeli.” Doğru söze ne denir?
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 85995
    % -0.09
  • 6.0525
    % -0.36
  • 6.7746
    % -0.48
  • 7.6743
    % -0.62
  • 250.452
    % -0.33
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT