BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > SİAD halayına dikkat

SİAD halayına dikkat

4. SİAD Zirvesi Şanlıurfa’da yapıldı. Zirve gündemi ağırlıklı olarak tarım idi. Ancak, Harran Otel’de düzenlenen sıra gecesinde başka bir gündeme takıldık.



4. SİAD Zirvesi Şanlıurfa’da yapıldı. Zirve gündemi ağırlıklı olarak tarım idi. Ancak, Harran Otel’de düzenlenen sıra gecesinde başka bir gündeme takıldık. Çünkü Ege’nin, Karadeniz’in, Oratanadolu’nun, İstanbul’un işadamları Doğu’nun işadamları ile öyle güzel ‘eğlence’ tabloları sergelediler ki zaman zaman gözler yaşardı. Güneydoğu havaları, zeybek, horon hepsi birbirine karıştı. Sonunda Şanlıurfa Sanayici ve İşadamları Derneği Başkanı Servan Şimşek halaybaşı oldu ve herkes bu halayda el ele tutuştu. Hep acıyı çileyi anlatan uzun havalara ‘ayyıldızlı bayrak sevgisi’ de girdi. Böyle tablolar tabii ki eskiden de vardı. Ancak, Güneydoğu’da ‘yeni dönem’ havası eserken daha da anlamlı oldu. Şimdi Urfalı’lar kısa sürede dolan 1. Organize Sanayi Bölgesi’nin ardından ikincisini açma çabasında. Türkiye’nin her tarafından girişimciler de bu konuda dikkat kesilmişler ve başka bir halaya başlamak istiyorlar.. Mustafa Koç Vehbi Bey gibi Merhum Vehbi Koç, ‘hakiki’ sanayiciydi. Anadolu’nun her köşesini gezer ve yine Anadolu’nun her tarafından gelen haberlere, anketlere göre bazı stratejiler belirlerdi. Şimdi Koç Grubu’nda Vehbi Bey’in torunları kendi ilgi alanlarına göre çok güçlü misyonlar üstlenmiş vaziyette. Ancak gözlemlediğimiz kadarıyla, Vehbi Bey’e ‘sektörel’ bazda en yakın vizyonu Mustafa Koç yüklenmiş durumda.. Onu Cuma günü Şanlıurfa’da sanayici kimliği ile birkez daha izledim. İnşaat ve Maden Grubu Başkanı olması Mustafa Koç’u Türkiye’nin genel girişimci yapısına daha yakın kılıyor. Mustafa Koç burada iki yeni tesisin müjdesini verdi ancak önemli bir mesajı da satır aralarına gizledi.. Doğu’nun umudunun tarım ve hayvancılık olduğunu çok iyi bildiği için bu alanda ilk yatırımların başarılı olması halinde bütün bölgeyi saracak yeni ve daha büyük projelerin geleceğini anlattı. İşte burada ilginç bir nokta var: Bütün sermaye sahipleri kâr etmek isterler. Ancak bazı kârlar vardır ki onlar çok kutsaldır. Sadece para kazandırmazlar. Yapıldıkları yeri ayağa kaldırırlar. Bizce Koç’un Doğu’daki yatırımları ‘sosyal sorumluluk’ ayağı kâr ayağından daha ağır basan yatırımlar. Bugüne kadar böyle yatırımları sadece devlet yapardı. Koç bunu yapıyorsa artık başkaları da yapmalı ve Doğu’nun kalkınması özel sektörün de en önemli meselesi haline gelmeli... TÜSİAD’ın korktuğu oldu Avrupa Birliği’nin Türkiye’nin tam üyelik sürecini ‘bilinçli’ olarak zora sokacağı aslında önceden tahmin ediliyordu. Bunu da tabii olarak ‘Kıbrıs, Türk Yunan ilişkileri ve üniter devlet yapısını riske edecek’ taleplerle yapması bekleniyordu. Ancak Avrupalı’lar bu işi Ermeni soykırım iddialarına açık destek vererek iyice bulandırdı. TÜSİAD Başkanı Erkut Yücaoğlu, tam da “Biz diğerlerini yapalım, hoşumuza gitmeyenleri yapmak zorunda değiliz, üstelik bu konularda daha iyi pazarlık gücüne ulaşırız” derken ipler gerildi de gerildi.. Hükümet, ‘gözden çeçirme’ ‘askıya alma’ gibi sert tepkisini gösterdi bile. TÜSİAD bugün düzenleyeceği “AB Uyum Süreci’nde Çevre” konulu panele ve öğle yemeğine katılacak Avrupa Parlamentosu Üyelerine Ermeni soykırımı meselesini de gayriresmi olarak anlatacak. Hatta bu amaçla bazı ermeni asıllı Türk vatandaşları da bu toplantıya katılacak. Aklıselim kazandı Geçen hafta bu köşede ‘banka inşaatı yemesin’ demiştik. Elbette amacımız ‘bir kişiye destek olmak’ değildi. Sadece yurtdışında yürütülen inşaat işlerinin Türkiye için önemini vurgulamak istemiştik. Ve şöyle eklemiştik, “Keşke bu duruma farklı bir çözüm bulunabilse. Çünkü yurtdışında itibarı sarsılan sadece Ceylan İnşaat değil, Türkiye’nin itibarı da olumsuz etkileniyor. Üstelik Türkiye inşaat işinde yurt dışında bundan sonra da çok uzun süre ekmek kovalayacak..” Hafta içinde bu konuda alınan kararlar ve bu tür projelere Hazine garantisi getirilmesi bizce çok yerinde adımlar. Umarız aklıselim geç kalmamıştır. Allah onları bir ‘koltukta’ kocatsın ! Bilenler bilir, Çağlayan İstanbul’un ve Türkiye’nin en eski mobilya ticaret merkezidir. İşte bu bölgede ilginç bir hikaye bulduk. B&T sandalyelerinin hikayesi, hem romantik hem de gelecek vaad ediyor.. Bahar ve Talip Aysan 1992’de daha nişanlıyken kafayı ‘sandalye’ üretmeye takmışlar. 1993’te evlenmişler. Üretim işi Talip Bey’e pazarlama ise Bahar Hanım’a havale olmuş. Amaç, “en az İtalyanların yaptığı kadar iyi sandalye” yapmak.. Sonuç; dünya çapında bir marka çıkmış ortaya: B&T.. Bahar Hanım, B&T’nin hikayesini anlatırken sanki hayatını anlatıyor. Şu anda yılda 120 bin adet olan sandalye üretim kapasitesi yeni yatırımın tamamlanmasından sonra 360 bin adete çıkacak. İşin ilginç tarafı ise B&T’nin de yani “Bahar ve Talip”in de Türkiye’de yabancı marka sanılması. Bahar Hanım’ın hedefleri büyük, “İki çocuğumuz var. Üçüncüsü ise şirketimiz. yakında ev aksesuar işine de başlıyoruz” diyor. İhracatı ise bizzat yurt dışında bayilikler vererek, satış noktalarına hakim olarak artıracak.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT