BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Türk sinemasında güldürü

Türk sinemasında güldürü

Güldürü filmi Türk sinemasıyla yaşıttır. Her dönemde, en bunalımlı olanlarında bile, sinemamızın vazgeçemediği bir tür olmuştur güldürü.



Güldürü filmi Türk sinemasıyla yaşıttır. Her dönemde, en bunalımlı olanlarında bile, sinemamızın vazgeçemediği bir tür olmuştur güldürü. Bu, kuşkusuz seyircimizin çok eskiden beri gülmeceye olan yatkınlığıyla ve birçok şey, güldürü ve gülmece aracılığıyla anlatma ve anlama yeteneğiyle ilgili bir olgudur. Bugün elde olmayan ilk filmlerimiz, Sigmund Weinberg’in “Himmet Ağa’nın İzdivacı” ve “Leblebici Horhor”u, Şadi Fikret Karagözoğlu’nun “Bican Efendi” tipini işleyen üç kısa filmlik serisi, güldürü eserleriydi. Bican Efendi’yi yine Karagözoğlu canlandırıyor, yanıbaşında İ. Galip Arcan ve Behzat Butak kompozisyon çiziyorlardı. Muhsin Ertuğrul 1923’teki iki filminden birini “Leblebici Horhor”un yeni bir uyarlamasına ayıracak, 30’larda melodramlarının yanısıra, “Cici Berber”, “Karım Beni Aldatırsa”, “Söz Bir Allah Bir” gibi filmler yapacak, “Leblebici Horhor”u üçüncü kez uyarlarken Musahipzade Celal’in oyunlarından uyarladığı “Aynaroz Kadısı” ve “Bir Kavuk Devrildi” filmleriyle “tarihsel güldürü” türünün de öncüsü olacaktı. Tümü tiyatrodan uyarlanan bu eserler, güldürünün öz kaynaklarını kullanmak, bir sinemasal güldürü araştırmak yerine hazır tiyatro reçetelerini durağan bir anlatımla perdede tekrarlayan, İ. Galip Arcan, Behzat Butak, Raşit Rıza, Hazım Körmükçü, Vasfi Rıza Zobu, Muammer Karaca, Ferdi Tayfur, Halide Pişkin, Şevkiye May, Zozo Dalmas gibi tiyatro oyuncularının bir hayli abartmalı oyunlarına dayanan filmlerdi. Türk tiyatrosunun ünlü komiği Naşit Özcan da, bu yıllarda, bugün kayıp olan bir kısa filmle sinemada çalışmıştı: “Naşit Dolandırıcı..” 1940’lar yine Muhsin Ertuğrul’un egemenliğinde geçti. Melodramın çok tutulduğu yıllardı bunlar, yine de arada Ertuğrul “Akasya Palas” gibi tiyatro uyarlaması güldürüler yaptı. “Nasreddin Hoca Düğünde” ile ilk kez bu halk gülmece kahramanını perdeye getirdi. Adolf Körner “Duvaksız Gelin” ve “Sürtük”te, Ferdi Tayfur “Kerim’in Çilesinde”, Vedat Örfi Bengü “Keloğlan”da genelde kaba güldürü öğelerine yaslandılar. Ertuğrul’un “Kızılırmak-Karakoyun”unda ilk kez perdede gözüken halk sanatçısı İsmail Dümbüllü, o yıllarda “Kılıbıklar”, “Dümbüllü Macera Peşinde”, “Keloğlan” gibi filmlerle halkın büyük sempatisini kazandı ve sinemamızın ilk popüler güldürü sanatçısı oldu.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT