BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yalnızlıktan hoşlanmak

Yalnızlıktan hoşlanmak

Dış politikada millî çıkarları savunmak, bunun için “iyi müzakereci” olmak ayrıdır; uzlaşmaz tutum sergileyip, yalnızcılıktan adetâ zevk alır bir diplomasiye kapılmak ayrıdır.



Dış politikada millî çıkarları savunmak, bunun için “iyi müzakereci” olmak ayrıdır; uzlaşmaz tutum sergileyip, yalnızcılıktan adetâ zevk alır bir diplomasiye kapılmak ayrıdır. AB ile ilişkilere bakınız. Türkiye’nin çıkarı AB’ye tam üye olarak girmesinde yatmaktadır. Bu süreçte Yunanistan GB’de yaşadığımız vetolarını kaldırmış; ama Kıbrıs ve Ege’de tezlerini benimsetmek için kol bükmeğe devam etmektedir. AB de eski üyesinin bu hassasiyetini, müstakbel üyesine kabul ettirmek için uğraşmaktadır. Sorun da buradan kaynaklanmaktadır. Pekiî, dün GB’de Yunanistan, vetosunu nasıl kaldırdıydı, hatırlayın. AB’nin Batı Avrupalı güçlü üyeleri Atina’ya kızıp, “Yeter artık! Türkiye’yi veto manyağına (tabir onların...) çevirdiniz” deyip, susturmuştu. Demek ki, levye orada. Pekiî, bizim bu AB’ye Clark çeken tavrımızla AB bize sahip çıkar mı? İkna yerine şantajı, tartışma yerine resti metot haline getirmiş bir Türkiye’yi kim savunabilir? Bu arada İsmail Cem’e hatırlatıyorlar. - Yalnız kalıyoruz. İKT’de dirsek çevrildi. BM’de Kıbrıs konusunda yalnızız. AB’de de öyle. Hani, ters yolda seyir eden Karadenizli radyodan anonsu duyunca, üzerine doğru gelen arabaları görüp, “Ters yolda giden araba bir değil çok” demiş ya onun gibi bir ruh hâli içindeyiz. Herkes haksız. Biz haklıyız!.. Onun için uzlaşmayız. Temel tezlerimizde haklı olabiliriz. Ama, savunduğumuz metot yanlış ve bizi haksız kılıyor. Devir değişti. Soğuk savaşın jeo-stratejik şahin çerçevesi kırıldı. Bugün normatif değerlere bağlı küresel komşuluk çizgisine gelmeniz lâzım. BM’den kaçarak, Ege’de Adalet Divanı’nı veto ederek sorunlarınızı tartışırsanız, Küresel Toplum’a ilke olarak karşısınız demektir. Bu da sizi bir yere getirmez. Türkiye’de üniterliği, azınlık konusunda sadece Lozan’a dayanarak savunamazsınız. Dünyanın yükselen değerleri bilinmeli, diplomasi retoriği bu altyapı üzerine inşa edilmeli. Zor mu zor. Ama, çare burada. Sonra, açıkça yazayım. Ben iktidarın olsun, devletin olsun AB’ye katılım konusunda istekli olduğuna inanmıyorum. Sadece Batılılaşmadan sapmıyoruz imajı verilerek oyalıyoruz. Şöyle bir bahane çıksa da tersyüz etsek zihniyeti içindeler gibime geliyor. Çünkü, Türkiye kendisine özgü bir ülkedir. Burada Kopenhag/Mopenhag geçmez, deyip nedeni psikolojik bir yalnızcılık mahkumiyeti hoşumuza gidiyor. Uzlaşmazlıktan zevk alıyoruz adetâ. Şimdi nasyonalist tepkiler de lâzım ki, iktisadî sıkıntıları gölgelesin
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT