BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > AB Katılım Ortaklığı Belgesi'nin Tahlili

AB Katılım Ortaklığı Belgesi'nin Tahlili

Türkiye'nin Kıbrıs'la ilgili kararı gecikmiş bir karardır. AB'ye üyelik için Kıbrıs'ın önümüzde bir mania olması yeni değildir. Gümrük Birliği görüşme ve anlaşmalarında ve Helsinki'de yer almaması için net ve kesin bir tavır almamız gerekiyordu.



Türkiye'nin Kıbrıs'la ilgili kararı gecikmiş bir karardır. AB'ye üyelik için Kıbrıs'ın önümüzde bir mania olması yeni değildir. Gümrük Birliği görüşme ve anlaşmalarında ve Helsinki'de yer almaması için net ve kesin bir tavır almamız gerekiyordu. Şurası gerçek ki Avrupa Birliği'ne dahil ülkelerin tabanı da, tavanı da yani idarecileri de Türkiye'yi istemiyorlar. Avrupa Birliği'ne bağlı kamuoyu araştırma kuruluşunun "Eurobarometer" en son anketine göre üye ülkelerin halklarının % 47'si "Türkiye, AB'ye alınmasın" diyor. 8 Kasım tarihli AB Katılım Ortaklığı Belgesi'nden önce; ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz Almanya'ya gitti. Ekim ortalarında Alman Hanns Seidel Vakfı'nın "Türkiye ve AB Münasebetleri" konulu seminerine katıldı. Bu seminerde, Türkiye'nin AB'ye girmesine sürekli karşı çıkan Almanya Federal Parlamentosu'ndaki Hıristiyan Demokrat Birlik ve Hıristiyan Sosyal Birlik partilerinin Meclis Grubu Başkan Yardımcısı Michel Gloes da vardı. Gloes yaptığı konuşmada: "Türkiye, kültürel olarak AB'ye dahil değildir. Zaten AB'de de bir geleceği olamaz. Türkiye'nin AB'ye girmesine karşıyız. Türkiye'yi AB'de görmek istemiyoruz. Ancak, bölgedeki önemi sebebiyle Türkiye'ye özel statü verilmesi gerekir." Bu sözler üzerine Mesut Yılmaz şöyle konuşmuştur: "AB'nin Türkiye politikasını Almanlar yönlendiriyor. Helsinki'den önceki zirvelerde de belirleyici olan Almanya'ydı. Eğer Hıristiyan Demokratlar olarak Türkiye'nin tam üyeliğine bu kadar karşıysanız, sun'i gerekçeler aramayın. Tek sebep var, onu söyleyin. Zaten söylüyorsunuz. Bu sebep Türkiye'nin Hıristiyan olmamasıdır. İnsan hakları gibi, Hıristiyan Demokratların şimdiye kadar hiç ilgilenmediği kriterlerden bahsetmeyin. Ekonomik kriterlerden de bahsetmeyin. Çünkü adaylar arasında Maastricht kriterlerine uyan tek ülkeyiz. Biz tam üye olmak istiyoruz. Ama dinimizi değiştirmek istiyorsanız yapmayız." Almanya'nın eski başbakanlarından Helmut Schmidth'in "Avrupa'nın kendini idamesi 21'inci yüzyıl için perspektifler" kitabının 219'uncu safyasında başlayan "Ortak Cevher" başlığı altındaki 4'üncü bölümün "İslâm ile komşuluk" bölümünde; "Türkiye'yi defalarca ziyaret ettim. Başbakanlığım döneminde Türkiye'ye uluslararası kredi verilmesi için büyük gayretim oldu. Kendimi o zaman olduğu gibi bugün de Türklerin yakın bir dost ve komşusu olarak gördüm. Tüm bunlara rağmen Fransa eski Dışişleri Bakanı Andre François Punchet'in (Türkiye, AB dışında bırakılmalı görüşüne katılmıyorum.) Schmidt kitabında, 21'inci asrın ortalarından sonra Türkiye'nin nüfusunun Almanya ile Fransa nüfusunun toplamından fazla olacağını ifade etmektedir. Malum Avrupa Birliği'nde parlamento ve bütün siyasi, ekonomik, idari ve diğer kuruluşlar ve AB'den alınan yardımlar, teşvikler nüfus esasına göredir. Haçlı zihniyeti ve kini ile bütünleşmiş olan Avrupalı liderler ve tabanı Türkiye'nin bir nevi lideri olmasını yani bugünkü Almanya ve Fransa hegemonyası yerine Türkiye'nin geçmesine razı olamazlar. Schmidt eserinde: "Türkiye'yle Avrupa arasındaki kültürel farklar, Rusya ve Ukrayna ile aramızdaki farklardan çok derindir" demektedir. Dünya liderlik savaşında "Avrasya" kilit bölgedir. Bu bölgenin en stratejik bölümü ise Türkiye'dir. Türkiye strateji uzmanlarına göre: Türkiye 1. Avrasya 2. Batı Avrupa 3. Balkanlar 4. Ege ve Doğu Akdeniz 5. Ortadoğu 6. Kafkaslar ve Hazar Denizi 7. Karadeniz 8. Orta Asya 9. Türk Dünyası ve 10. İslâm Dünyasına mensuptur. AB bu 10 bölgeye mensup Türkiye'nin güçlü olmasını istemiyor. Rusya ve Yugoslavya'yı kendi sömürü politikaları gereği dağıtan AB ve ABD şimdi Türkiye'nin üniter birliğini bozarak ve de AB dayatmaları ile bölerek güçsüz bir Türkiye istemektedirler. PKK'yı destekleyen Batı, ilk önce Kürdistan kurma senaryoları hazırladı. PKK gücünü kaybedince Batı, şimdi de Ermenistan'dan (11 ilimizi içine alan) bahsetmektedir. AB Parlamentosu'nun son raporu ile AB'nin maskesi düşmüştür.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT