BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yeni yeni vergiler

Yeni yeni vergiler

Bu başlık bana ait değil. Günümüze ait de değil. Ahmet Rasim’in Birinci Dünya Savaşı yıllarının İstanbul’unu anlatan “Eşkal-i Zaman”ındaki fıkralardan birinin başlığı bu.



Bu başlık bana ait değil. Günümüze ait de değil. Ahmet Rasim’in Birinci Dünya Savaşı yıllarının İstanbul’unu anlatan “Eşkal-i Zaman”ındaki fıkralardan birinin başlığı bu. Zamanın gazetelerinden biri “Bekarlardan da vergi alınmalı” diye bir fikir ortaya atar. Kendisi de o sıralar bekar olan yazarımız konu üzerinde bir anket yapar. Tek soruluk anket: “Gazetelerden biri bekarlardan vergi alınmasını öne sürüyor, ne dersiniz?” Gelin, yeni vergilerle donandığımız şu Ramazan gününde Ahmet Rasim’in tatlı üslubundan dökülen cevapları -kısaltarak- okuyup yüzümüzde kalan tebessümle iftarı bekleyelim. .......... Önce öteden beri bekar olmakla birlikte uzağı görür geçinen ahbablardan birine işi açtım. Dedi ki: “Savaş sonrası incelenecek bir mesele...” Başka bir arkadaşıma gittim, o da kestirdi attı: “Tabii hadımlar ayrı tutulacaktır.” Anladım ki birle, ikiyle çözülecek bilmece değil. Kimi gözüm tuttuysa sordum. Dediler ki: “Acaba dişili, erkekli mi alacaklar?” “Bir zaman ‘bekarlık sultanlık!’ denirdi.” “Çok çapraşık mesele. Adam var ki hem evlidir, hem bekar...” “Kısmeti çıkmayan hanım kızların kulakları çınlasın.” “Peki buna karşılık boşanmadan evliliklerinin yirmibeşinci yılını kutlayanlara mükafat verilecek mi?” “Eni konu düşünülecek olursa, madem ki meselenin kendisi nüfus artmasıyla ilgilidir, o halde, evlendiği tarihten bu yana üç yıl geçinceye kadar çocuğu olmayanlardan da almalı.” Henüz balayında bulunan bir genç: “Hem ağırca vergi almalı...” Bir kaynana: “Bizim damattan da almalı... Bu nasıl evlilik?! Tam yirmi gündür yüzünü görmedik.” “Ben evlenmekten yanayım ama her başvurdukça ‘İki çıplak bir hamamda yakışır.’ diyorlar.” “Demek, bekarlık da mal-mülk gibi değer taşıyormuş.” “Övünürüm, demek ki ‘genel gelirler’ arasına giriyoruz.” “Adam var, memleketinde evleniyor, İstanbul’da yirmi yıl bekar duruyor.” “Kimbilir kaç kişi ölmüş eşlerine hasret duyacaklardır.” “Zavallı hanımım! ‘Ben ölürsem evlenirsin’ derdi. Bu vergi çıkarsa, ne yapacaksın, ister istemez...” “Elbette tezkere-i Osmaniye’ye [nüfus kağıdı] bakacaklar. Çünkü onsuz birşey yapılmıyor. Halbuki benimkinde evli yazılı.” Az önce konuşan kaynananın güveysi: “Kazancımın yüzde yirmisini vermeye hazırım.” “Bu vergiden Darülaceze’nin hissesine de uygun bir miktar ayırıp vermek gerekir.” “Kanunun adaletini korumak için nişanlılardan almamalı.” “Pekala! Fakat ayrılanlar?” Bu soruya kendi arkadaşı karşılık verdi: “İddete [kadının, boşanma ve ölüm gibi bir sebeple dul kaldığında evlenmeden beklediği süre] dahil olurlar.” “Peki bu böyle olsun diyelim, dargınlar?” “Ait oldukları sulh mahkemelerine çıkarılırlar.” “Ya evlenmeyenlerin meşru ve sıhhi bir mazereti varsa?” “Onlar da, toplum denen orduda, silahsız erlerden sayılırlar. Ömür boyunca nikah cemiyetlerinde vekalet ve tanıklık gibi görevlerle görevlendirilirler.” Tanin [zamanın gazetelerinden] yazarlarından biri: “Böyle şeyler bana vız gelir.” Ünlü hanende Karakaş: Aman aman şekerim aman Gizlice sevda çekerim aman Bana yazık değil mi Evli de değil bekarım aman! Kocasından yeni ayrılmış, hem öfkeli, hem de gönlü olan bir hanımcağız: “Ooh! Nikah, iddet, nafaka, bedel, vergi... Dayanamaz beni yine alır.” Yazı böyle bitiyor. Siz ne dersiniz? Televizyoncularımız sabah-akşam, yerli- yersiz, ciddi-gayri ciddi her konuda ağızlara mikrofon uzatmaya bayılıyorlar ya, yeni vergilerle donatıldığımız bugünlerde bu konuyu sorsalar ne dersiniz?
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 110248
    % 0.84
  • 3.8277
    % -0.93
  • 4.5278
    % -0.49
  • 5.1355
    % -0.16
  • 155.463
    % -0.28
 
 
 
 
 
KAPAT