BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Türkçe yayınlara ne zaman başlanacak

Türkçe yayınlara ne zaman başlanacak

Bugünlerde Türkiye’nin bütün dertleri bitmiş gibi, başka dilde televizyon yayınlarının başlatılması gündeme geliverdi. Maksat dil eğitimi değil herhalde?



Bugünlerde Türkiye’nin bütün dertleri bitmiş gibi, başka dilde televizyon yayınlarının başlatılması gündeme geliverdi. Maksat dil eğitimi değil herhalde? Bu mesele, İngiliz yayın kuruluşu BBC’nin dünya dillerindeki yayıncılığı gibi bir şey de değil herhalde. Devletimizin bu hususta vereceği kararlara saygı duymamız da vatandaşlığın bir gereğidir. Ancak bu yeni dil kavgasına açıklık da getirmek lazım. Malum bir tane Kürtçe yoktur. Hangi Kürtçe üzerinden yayın yapılacak. Bildiğim kadarı ile bölücü başı olan kimse hiçbir lehçede Kürtçe bilmemektedir. Böyle yayınlar başladığında, ona yardımcı olarak bir de hapishane tercümanı vermek gerekecek. Benim anlatmak istediğim siyasi bir çatışma değildir. Ancak,Türkiye’de halen yayında bulunan televizyon, radyo ve yazılı basının Türkçe yayınları ne zaman başlayacak? Türkiye’de Atatürk Dil Kurumu diye bir yüksek devlet kuruluşu vardır. Bu kurumun yaptığı yıllık, değerlendirme toplantılarına, bakan seviyesinde hiçbir devlet görevlisi vakit ayırıp da gelemez. Hiçbir basın mensubu katılmaz. Kurum başkanı kendi çabaları ile derdini kendi personeline ve duvarlara anlatma durumuna düşer. Atatürk Dil Kurumu bize Ulu Önder’ in hatırasıdır. Onun sağlığında yapılan görkemli toplantılar nerede, şimdikiler nerede? Atatürk’ün izinde gitmek, onun yolunda olmak lafla olmaz. Lafla olursa bu işin bezirganlığını yapanlardan ne farkımız kalır. Dil Kurumu’nun hazırlanmasında emeği olan bir kanun tasarısı vardı. Ne oldu? Hiç. Kanunun özeti, bir yayın kuruluşunda görev alacak spiker (yani konuşucu) veya sunucunun mutlaka bir Türkçe kursu sertifikası (belgesi) sahibi olması şartı getiriliyordu. Şu anda birçok kanal, Türkçemizi bozmakla uğraşıyor. Hiçbir dur diyen de çıkmıyor. Dil, bir milleti meydana getiren fertler arasında en önemli bağlayıcılardan biridir. Zira dede torunu anlayamaz, onu yeni yetmelikle suçlar. Torun dedeyi kavrayamaz, onu örümcek kafalılıkla suçlar. Hemen bütün şehirlerimizde, işyeri isimlerinde mutlaka bir veya birkaç yabancı kelime, başımıza bir taş gibi düşmektedir. Köylerde bile lokanta “restoran”, berber “kuaför”, bakkal ise “market” olmuştur. Konuştuğumuz yaşayan Türkçe’de, Türkçe kelime oranı yüzde ellinin altına düştü. Bir ticari şirkette, ortaklıkta hissesi yüzde ellinin altına düşenin söz hakkı kalmaz. Devletin resmi açıklamalarında bu yabancı kelime oranı yüzde yetmişleri bulmaktadır. Öyleyse, Türkçemizi kim kurtaracak. Bugün bu konuya en çok eğilmemiz gereken zamandayız. Zira dil konusunda hassas bir Başbakanımız ve Türkün öz değerlerine bağlılığını açıklamış bir koalisyon hükumetimiz vardır. Şimdi olmazsa ne zaman? Kültür Bakanımız sayın İstemihan Talay, kendisi Anadolu’nun, Toroslar’ın bir köy insanıdır. Dil meselesini yükseklere taşımasını bekledik. Dil konusunda bir tepki alamıyoruz. Ama sayın bakanımızın, 8 Aralık 2000 günü, Cemal Reşit Rey salonlarında yapılacak, Papa 13’üncü Jean’ı anma törenlerinin açış konuşmasını yapacağı haberi de bizleri gerçekten üzmüştür. Nasıl üzülmeyelim ki, Türkiye’de yıllarca görev yaptığı için ve Katolik din adamları, Türkleri kendi yollarına ısındırmak maksadıyla bu adamın adını Türk Papa koyup, sonra da aziz ilan etmişlerdi. Tamamen dini motifli olan böyle anmalarda, Devletimizin laiklik hususunda çok hassasiyet gösterdiği bir dönemde bir bakanın devleti temsilen bulunması ve konuşma yapması çelişkidir. Bu anma toplantısının Ramazanın ikinci cumasına denk getirilmesi rastlantı mıdır? Türk televizyonlarında, radyolarında, gazetelerinde, önce “Güzel Türkçe” egemen olsun, sonra hangi dilde yayın yapılacaksa, o Devletimizin bileceği bir iştir.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT