BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Duygunun doruk noktası: Ağlamak

Duygunun doruk noktası: Ağlamak

“Düğünler, mezuniyetler, hüzünlü şarkılar, sıkıntılar, acıklı durumlar sizi hemen ağlatır mı? Şöyle bir düşünün, en son ne zaman ağladınız?”



Siz ırmaklar gibi ağlayanlardan mı yoksa bir damla bile gözyaşı dökemeyenlerden misiniz? Evet, konumuz gözyaşları... Eminim sizler de şu benzer duyguları yaşadınız: “O gün arkadaşlarınızla bir araya gelip, hep beraber güzel bir gün geçirmeyi hayal ediyordunuz. Fakat birdenbire çok gereksiz bir sebepten dolayı annenizle ya da babanızla kavga ettiniz. Anlaşılmadığınızı düşünüyorsunuz, kimbilir belki onlar da sizinle aynı duygular içindeler. Evin içinde hiç de hoşa gitmeyecek sözler, yüksek perdeden, sarfedildi. Siz de evden hırsla çıktınız, gözünüzde biriken iki damla yaşı silmeye çalışarak...” Bazen de okulda hocanız, işyerinizde müdürünüz, aksamış bir iş için, doğru düzgün nedenini bile sormadan, can sıkıcı laflar söyleyip moralinizi bozar öyle değil mi? En acısı da, sevdiğinizden duyduğunuz kırıcı sözlerdir. Daha sonra ani bir şey olur ve siz, “hayır o da nesi” diye düşünürsünüz. “Bunca insanın önünde, burada ağlayamam” dersiniz içinizden. Gün içinde yaşadığınız üzücü olayları en azından bir süre için unutmaya gayret ederken. Dikkatinizi önünüzdeki yemeğe, arkadaşlarınızın espirilerine vermeye çalışırsınız. Ama nafile, gözlerinizde yaşlar birikir. Etrafınızdakiler bir anda susarlar. Şaşkınlık içinde size bakarlar. O an sizde, nereye gideceğinizi, ne diyeceğinizi bilemezsiniz. Örneğimizde olduğu gibi ağlamak bazen, istemediğimiz anlarda, yersiz ortamlarda karşımıza çıkıp bizi zor durumda bırakabilir. Ama sonuç ne olursa olsun, insan ağlamadan yapamaz. Aksi durum duyguların bastırılmasından başka birşey değildir. Bazılarımız için akıtıldığında utanç, küçük düşme, zavallı görünme anlamına gelen ağlamak aslında son derece doğal; gülmek, öfkelenmek, sevinmek gibi insanca duygularımızdan birisidir. Ancak çok zaman bu insanca duyguyu sanki ayıpmış gibi bastırmaya çalışırız. Bu konuda en şanssız grup ta erkeklerdir. Bazı şarkılar bile, “erkekler ağlamaz” diyen sözleriyle, bu işte toplum baskısının ne kadar önemli bir rol oynadığını ortaya koyarlar. Bundan dolayıdır ki erkekler, gözyaşı pınarlarını kontrol etme konusunda daha başarılıdırlar. Peki nedir ağlamak? Prof. Dr. Alvin Brogguist ağlamayı şöyle tanımlıyor: Ağlamak; (herhangi bir konuda artan duygusallığımız sonucunda) belirli bir basınç sürecinin sonunda bir tepkinin oluşması durumudur. Basınçtan kasıt belli bir konuda artan duygusallığımızdır. Bütün bunların sonucunda da gözlerdeki damarlar iyice gerilir ve gözyaşı dediğimiz olay ortaya çıkar. İçinde bulunduğumuz ruh haline göre de şiddeti değişir. Gözyaşları stresin ilacı Uzmanlara göre ağlamak; doğal olarak sorunun çözümlenmesi anlamına gelmez. Ama şurası da bir gerçektir ki, ağladıktan sonra belirli bir rahatlama duygusu olur. * Ruhsal ve fiziksel olarak yorgun, stres altındaki insanlar içinde bulundukları baskıdan dolayı duygusal boyutta sıkıntılar yaşarlar ve olur olmaz birçok şeye daha çabuk ağlarlar. Bu nedenle sorunlarınızı içinize atmayın. Duygularınızı yakın çevrenizle paylaşın ve utanmadan rahatlıkla ağlayın. * Ağlamak bir tür kendi kendine terapidir. Ancak ağlamayı silah olarak görmeyin. Bazı insanlar başkalarının kendileri için üzülmelerini sağlamak için, gözyaşlarını kullanırlar. İsteklerini kabul ettirebilmek için ağlama yöntemine başvurarak, “karşıdakinin pişmanlık duymasını ve “senin için ne yapabilirim” diye sormasını beklerler. Oysa, çocuk gibi bir koşula bağlı gözyaşı dökmek hiç sağlıklı bir yol değildir. * Diğer taraftan ağlayamamakta duygu ve düşünceleri ifade edememe, belirtilerinden birisidir. Kendisini ağlama olayına karşı bloke ederek, kapatmış bir kişinin içinde bulunduğu durumu “sağlıksız” demek hiç yanlış olmaz. Başta da belirttiğimiz gibi ağlamak, duygularımızı ifade eden son derece doğal, insanca duygularımızdan birisidir. Bu nedenle ister kadın, ister erkek olun duygularınızı sınırlamadan doyasıya yaşayın ve gerekiyorsa bırakın aksın gözyaşlarınız... En önemli gıda: OKSİJEN Vücudumuzun gereksinim duyduğu gıdaların içinde şüphesiz en vazgeçilmezi oksijendir.Ancak normal şartlar altında hiçbirimizin aklına bu gıdanın ne kadar önemli olduğu gelmez. Oysa bir insan aç olarak birkaç hafta, susuz olarak bir-iki gün yaşayabilir ama oksijen olmadan yaşaması 3-5 dakikayla sınırlıdır. Son yapılan araştırmalara göre pek çok hastalığa, özellikle yaşlılarda oksijen azlığı neden olmaktadır. Bu bakımdan nefes alıp vermeyi daha dikkatli yapmalıyız. Nasıl mı? İlk olarak, doğru yani karından nefes alıp almadığınıza bakın. Nefes alırken karın dışarı doğru çıkar, nefes verirken ise içeri doğru çekilir. Nefes almak için gerekli olan organlar göğüs ve karın boşluğunda bulunmaktadır. Nefes alırken dışarı doğru çıkan karın, ciğerlerin yeteri kadar nefesle dolması için yer açar. Karın içeri çekildiğinde ise ciğerlerde olan baskı havanın yukarıdan geri çıkmasını sağlar. İkinci olarak ise derin nefes vermek, derin nefes almaktan daha önemlidir. Burundan alıp ağızdan verin. Otururken ya da yürürken sık sık derin nefes alıp vermeye özen gösterin. Rahatladığınızı göreceksiniz... Okuyucu mektubu Yelpazesi geniş bir meslek: Mütercİm-Tercümanlık Bursa’dan yazan sevgili okuyucumuz Yasemin, yabancı dil öğrenmeye meraklı olduğunuzu ve ileride bu alana yönelik çalışmak istediğini yazmışsın. Bu nedenle lisede dil sınıfına gitmekle de isabetli bir karar vermişsin. Günümüzde bir yabancı dile sahip olmanın önemi tartışmasız ortadayken sen, hem Almanca hem de İngilizce lisanlarında kendini yetiştirmeye çalıştığını söylüyorsun. Bu gayretin karşılığını gelecekte fazlasıyla göreceksin. Seninde bildiğin gibi Yabancı Dil alanında, öğretmenlik tercihleri yapabileceğin gibi üniversitede Mütercim-Tercümanlık bölümüne giderek mütercim-tercüman olabilirsin ancak bu bölüm mezunlarına, maalesef öğretmenlik hakkı verilmiyor. Mütercim-Tercümanlık bölümünde; yabancı dille yazılmış bir metnin başka bir dile yazılı olarak nasıl çevrileceği (mütercim) ve yabancı dildeki bir konuşmanın başka bir dile nasıl çevrileceği (tercümanlık) konularında eğitim yapılır. Bu bölümde okumak isteyen kişi kendi dilinin kurallarını iyi bilmeli, dil öğrenme becerisine ve güçlü bir hafızaya sahip olmalıdır. Bölüm mezunları, uluslararası kuruluş ve işletmelerde, ithalat, ihracat ve pazarlama şirketlerinde, yükseköğrenim kurumlarında, konferans, seminer ve kongrelerde, tercüme bürolarında, turizm şirketleri, devlet kuruluşları ve bakanlıkların dış ilişkiler daireleri ile bankalarda çalışma imkanı bulabilmektedirler. Öğretmenlik mesleğinin ne olduğunu, nasıl öğretmen olunacağını zaten çok iyi biliyorsun. Sen, yeteneklerine, ilgi alanına, en çok hangi bölümlerin uyduğunu düşünüyorsan ona göre kararını ver ve en mutlu olacağını düşündüğün alana yönel. Sağlıklı ve başarılı günler dilerim. Haftanın sözü Akıl ne yapacağını bilmektir, yetenek yapabilmektir, erdem yapmaktır. (Every Men’s Family) Her tür soru ve sorunlarınız için Adres: Türkiye Gazetesi, Genç Türkiye Köşesi, 29 Ekim Cad. No. 23 Yenibosna/İstanbul Faks: 0212 454 20 30 E-Mail: Betbay@apexmail.com
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109156
    % 1.14
  • 3.8206
    % -0.38
  • 4.5076
    % 0.05
  • 5.1028
    % -0.67
  • 153.399
    % -0.43
 
 
 
 
 
KAPAT