BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir fotoğraf

Bir fotoğraf

Nice'teki AB aile fotoğrafında Ecevit ve Cem görülemiyor. Basın bunu "talihsiz fotoğraf" şeklinde değerlendirmiş.



Nice'teki AB aile fotoğrafında Ecevit ve Cem görülemiyor. Basın bunu "talihsiz fotoğraf" şeklinde değerlendirmiş. Bence öyle bir "tevafuk" ki! (Tevafuk'un hakikî mânâsını çözebilenlere...) Zaten, bence her ikisi de gönülsüzler. Zaten, niyetin dışında AB için gerekli yapısal dönüşümleri yaptıracak siyasî irade ve güce de sahip değiller. Yetmişlerdeki gibi 3. Dünya, azgelişmiş ülke milliyetçilerinin buluştuğu forumlar dahi kalmadı ki!.. Sosyalist Enternasyonal'in son zabıtlarını okumak bile sol'un kendini nasıl aştığını gösteriyor. Sonra AB aile fotoğrafına giremiyoruz. Manayı çözmeden madde ile, şekille girilemiyor o yerlere. O zaman fotoğrafa giremiyorsunuz. Talihsizilk! (Mi?) Yoksa "tevafuk" mu? Bir sergi Venezuela'dan dostlarım vardı. Türkiye'yi seven, bilen insanlar. Arkeoloji Müzesi'ne götürecektim. Ama, bir de baktık, Darphane binası restore edilmiş, müze hâline getirilmiş. Gerçekten Endüstri Devrimi'nin o puslu havasını yansıtan -mutlaka gezilmeli kabilinden- bir müze çıkmış. Müzik eşliğinde o ilginç mekânı geziyorsunuz. Kitap/CD satışı var. Bir de İş Bankası'nın National Geopraphic'le ortaklaşa hazırladığı fotoğraflarla İstanbul sergisi. Tarih Vakfı'nı kutlarım. Ayrıca, epeyi zamandır görmemiştim, Arkeoloji Müzesi'ni, Bakanlık restore ettirmiş, bölümler çağdaş müzecilik anlayışı ile ele alınmış. Çocuklar bölümü bile var. Yabancı dostlarım hayli etkilendiler. İlgilileri tebrik ederim. Bir opera Turan Oflazoğlu üstadın "şaheseri" IV. Murad, Okan Demiriş'in bestesi ile ikinci kez sahnelendi. Bu kez Aytaç Manizade'nin yönetiminde. Yine zevkle seyrettik, dinledik. Herkes görevini layıkı ile yapmıştı. Fakat, öncelikle Suat Arıkan'ı tebrik etmek lâzım. Bu genç sanatçı, harikulade sesi, fiziği ve oyunu ile göz dolduruyordu. Oyunu ve sesi, olması gereken bir simetri içindeydi. Kostümler süper, dekor vasat, araya katılan bale gereksizdi (çocukları boşuna harcadılar). Türk Operası, Özsoy'dan bu yana, yeni ve herkesin el atmadığı, çekindiği bir alan. Dr. Demiriş'in bu sahaya girişi alkışlanacak bir şey. Demiriş'in Itrî ve Münir Nurettin'den hayli etkilendiği anlaşılıyor. Yabancı dostlarım da kendilerine çok uzak kalan bu müziği zevkle dinlediler. Sıcaktı, yumuşaktı. Ancak, yine de başlara nazaran "düşen" finale daha vurucu bir kreşendo iyi giderdi diye düşünüyorum. Tiyatro gibi değil, opera. Final "boş" kalıyor.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT