BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Özal’lı yıllarım”

“Özal’lı yıllarım”

Bugüne kadar merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal’la alakalı bir çok biyografik eser kaleme alındı. Ancak takip edebildiğimiz kadarı ile bunların arasında hatırat yok. Engin Güner’in “Özallı Yıllarım” ismindeki çalışması ilk oluyor.



Bugüne kadar merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal’la alakalı bir çok biyografik eser kaleme alındı. Ancak takip edebildiğimiz kadarı ile bunların arasında hatırat yok. Engin Güner’in “Özallı Yıllarım” ismindeki çalışması ilk oluyor. “Özallı Yıllarım”, Babıali Kültür Yayıncılığı tarafından kültür dünyamıza kazandırıldı. Yazar, 18 yıl müddetle Avrupa Konseyi’nde bulunmuş. Turgut Özal’ın Cumhurbaşkanı seçildikten sonra kendisini Köşk’te birlikte çalışmak için davet etmesi üzerine milletlerarası yöneticilik görevinden ayrılarak Türkiye’ye dönmüş. Deruhte ettiği vazife Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanlığı ve Özel kalem Müdürlüğü... Engin Güner, daha sonra 1991’de ANAP’tan milletvekili seçilerek TBMM’ye girer. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclis Başkanvekilliği’nden MKYK üyeliğine kadar bir çok unvanlara kavuşur. Halen LDP’de Genelbaşkan Yardımcısı. Aynı zamanda üniversitelerimizde uzmanlık alanı olan uluslar arası ilişkiler konusunda hocalık yapmaktadır. “ÖZALLI YILLARIM”, 1961 yılında Turgut Özal’la tanışmalarından başlayarak bu günlere kadar geliyor. Yazar, eseri kaleme alma sebebini şöyle açıklıyor: -Ülkemizde okuma alışkanlığı olmadığı gibi yazma alışkanlığı da maalesef yoktur. Batıda işçisinden işverenine, köylüsünden şehirlisine, hükümlüsünden savcısına, hostesinden pilotuna, spikerinden genel müdürüne kadar herkes ama herkes kitap yazar. Hem de çoğu birkaç kez olmak üzere. Bu alışkanlığın ülkemizde de yerleşmesini çok isteyen biri olarak bu konuda üzerime düşeni yapmak istedim. Teşekkür ediyoruz; zira Özal’ı uzaktan tanıyan araştırmacıların O’nu yazmaları ile günün büyük çoğunluğu birlikte olan en yakınındaki birinin yazması arasında elbette fark olacaktır. İkincisinde tahmin ve nakil değil yaşanan bilgi ön plana geçer. Nitekim bu kitapta da onu görüyoruz. Kitaptan bazı başlıklar... -12 Eylül sonrası Özal’ın kararlılık ve cesareti, hayal edilmesi bile düşünülmeyen büyük başarılar, kompleksli Papandreu’yu güçlü Özal’ın utandırması, Ruhsuz Davos ruhu, Türkiye’deki büyük değişimin cazibesi, raporları okuyan lider, Avrupa’nın dilinden anlayan Özal, hazırlanan tuzakları lehine çeviriyor, Köşkün halka açılması, dünya liderleri ile sıcak insani ilişkiler, ABD-Avrupa kıyaslaması, Özal’ın tekstil savaşında kazandığı başarı, Özal’ın çocuk sevgisi, protokol dışı halk adamı, yanlış anlaşılan ve anlatılan Özal, Irak’ın Kuveyt’i işgali, Türkiye ölçülü risk alabilmeli, Şark ve batı mantalitesini iyi bilmenin avantajı, alışılmamış bir cumhurbaşkanı. Ve sıralanıp giden birbirinden çekici mevzular. 262 sayfalık eserde aynı zamanda bol miktarda fotoğraf da kullanılmış. Bir günlük gibi kaleme alınan hatıralarda sürekli dün-bugün-yarın karşılaştırması yapılıyor. Bu yönüyle aynı zamanda bir fikir eseri. “Özal’la Yılmaz’ın arası açılıyor” başlıklı bölümden birkaç satır: -Bu arada Özal ile Mesut Yılmaz’ın arası iyice açılmıştı. Özal sık sık “kardeşim hiç olmazsa bari gel fikrimizi sor” diyor, Yılmaz’ı yeniliklere ayak uyduramayan, statükocu, dinamik olmayan, çözüm ve yeni fikirler üretmeyen etkili muhalefet yapamayan biri olarak görüyordu. Eski Başdanışman, müteakip satırlarda Özal’dan randevu alarak Mesut Beyle Cumhurbaşkanını uzlaştırma çabalarını hikâye etmekte... Acı ve tatlısı ile birinci elden tarihe bırakılan bir vesika. Derslerle dolu. Öncelikle araştırmacıların, devlet adamlarının, siyasetçilerin, Özal hayranlarının ve bugüne dair çözümler üretmek, yarınlar için tahminler yapmak isteyenlerin ve tabiî gençlerin üzerine eğilecekleri sayfalar. Geçen gün meşhur futurolog Alvin Toffler, istikbale dair isabetli tahminlerini izah için şöyle diyordu “kendi kültürüm dışındaki kültürlerle ilgilenir ve tarih okurum.” Yoksa kimse kâhin değildir. Zaten kâhinlerin yalancı olduklarını da Sevgili Peygamberimiz -aleyhisselam- haber veriyorlar. Okumayan ve yazmayan bir millet olduğumuz tezine iştirak eder veya etmezsiniz. Şu var ki diğer memleketlerle kıyasladığımızda manzara çok aleyhimize. Onun için okumaya daha fazla önem vermeliyiz. TV’ler zaman öldürme aracı haline geldi. Kahvede kâğıt oynamakla TV seyirciliği arasındaki fark hızla azalıyor. Gazeteler de maalesef TV’lerle yarış halinde. Varsa-yoksa kitap... Sığınılacak liman, iyi kitap. “ÖZAL’LI YILLARIM” BKY/Babıali Kültür Yayıncılığı: 0212.511 95 22, faks 511 92 83, bky@bky.com.tr, www. bky.com.tr
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT