BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yapayalnızdı koskoca dünyada...

Yapayalnızdı koskoca dünyada...

Hülya elindeki simitten bir lokma ısırdı. Cebindeki parası bitmek üzereydi. Günlerdir boş boş dolaşıyordu sokaklarda. Ucuz bir otel bulmuştu. Kapıyı sıkıca kilitleyerek girip yatmıştı.



Hülya elindeki simitten bir lokma ısırdı. Cebindeki parası bitmek üzereydi. Günlerdir boş boş dolaşıyordu sokaklarda. Ucuz bir otel bulmuştu. Kapıyı sıkıca kilitleyerek girip yatmıştı. Korkuyordu. Etraftaki insanlar tuhaf bir şekilde bakıyorlar, bu güzel ama solgun görünüşlü, ürkek ve perişan kılıklı genç kızın ne diye ortalarda tek başına dolaştığını merak ediyorlar, kimisi merhametle, kimisi merakla, kimisi de art niyetlerle yaklaşıyordu. Hepsinde bucak bucak kaçıyordu Hülya. İçindeki ürkeklik, hayata olan güvensizlikle birleşmiş, ne yapacağını bilmez çaresiz bir duygu selinin içinde yuvarlanıp gidiyordu. Kimsesi yoktu. Yapayalnızdı koskoca dünyada. Etrafında atmaca gibi dolaşıyordu insanlar. Kimseye güveni kalmamıştı. Tarık’ın kendisine oynadığı oyundan sonra daha da beter bir hale düşmüştü artık. Oysa bütün kalbiyle bağlanmış, inanmıştı. Gecelerce hayallerini kurmuştu onunla paylaşacağı hayatın. Aklına o muhteşem villa geldikçe içini çekiyor, ihtirasının kurbanı olduğunu, saf ve cahilce kaldırıldığını düşünüyordu. Artık kimseye, hiçbir şeye inancı kalmamıştı Allah’tan başka. Sultanahmet meydanındaki parkta, banklardan birinin üzerine oturdu. Ne yapacağını bilmiyordu. Usulca etrafına bakınıp cebindeki parasını çıkarttı. Dikkatlice saydı. On beş milyon lirası kalmıştı. Tüm aşağılanmasına rağmen Tarık’ın son gün suratına fırlatırcasına attığı on milyon lirayı da almıştı. Yüreğinin ezilmesine aldırmamıştı. İhtiyacı vardı. Beş parasız sokaklarda dolanmak daha da tehlikeliydi. Güvercinler inip kalkıyordu etrafta. Seyyar satıcılar olanca güçleriyle bağırıyor, çevrede dolanan iki üç turisti tezgahlarına çekebilmek için çabalıyorlardı: - Bir iş bulmalıyım... diye geçirdi içinden. - Bir iş bulup çalışmalıyım. Artık otelde kalamam. Cebimdeki son parayı da otele verirsem ne yiyip ne içeceğim. Birden aklına memleketine, Karamürsel’e dönmek geldi. Her ne kadar bir facianın izlerini taşısa da orası hiç olmazsa doğup büyüdüğü yerdi. Hem otelin televizyonundan bir sürü yardım yapıldığını duymuştu. Belki onlardan nasibini alır, hiç olmazsa yaşanan felaketin bir kurbanı olarak bir şeylerden yararlanabilirdi. Bu şehirden korkuyordu. Kaç kişi gelmişti yanına çirkin tekliflerle. Bucak bucak kaçmıştı hepsinden. Ama elinde olmadan bu tekliflerden birinin kurbanı olmaktan korkuyordu. Annesinin babasının yanındayken neler duyuyorlar, gazetelerden neler neler okuyorlardı. “Bir namusum kaldı kaybetmediğim...” diye düşündü... Yaşama çabası onu da elinden alırsa uçurumun dibinde bulurdu kendini. Kurtaracak hiç kimse de olmazdı artık... Hakan geldi aklına. Delikanlının olgun, anlayışlı yüzünü hayal etti. İçi burkuldu: - Ona yaptıklarımı çekiyorum... Oysa öldü gitti... diye düşündü ağlamaklı bir halde... Görmüştü onların evini. Yerle bir olmuştu küçük, tek katlı yapı. - Keşke ben de ölseydim... diye mırıldandı kendi kendine. Ölüm tek kurtuluş çaresi gibi geldi gözüne. Yitirdiklerini düşündü. Anasına, babasına, kardeşine bile doyasıya üzülememişti. Oysa nasıl da özlemişti onları. Mezarlarını bile bilmiyordu. Gidip başlarında dua edecek, onlardan kendisini affetmesi için yalvaracak bir yer bile yoktu. İçini çekti. Elindeki simidin son lokmasını da attı ağzına. Susamıştı. Kalkıp yavaşça yürüdü on beş metre ilerideki büfeye: - Bir gazoz versene ağabey! Diye seslendi tezgahın ardındaki adama. Uzatılan şişenin ağzını sildi avucuyla. Bir dikişte içip bitirdi. Ferahlamıştı biraz. Bir karar vermesi lazımdı. Tarık’ın kendisini reddettiği, kovaladığı günün üzerinden neredeyse on gün geçmişti. Zayıflamış, zaten bitkin olan vücudu iyice hırpalanmıştı. Kafasının içinden düşünceler yıldırım gibi gelip geçiyordu. Biraz önce beynini yalayan fikirler daha bir netlik kazanıyordu artık: - Ölüm... Ölümden başka çare yok... Ne farkım var zaten bir ölüden!.. diye mırıldandı. Hızlandı adımları. Karamürsel’e gidecek, yaşadığı yerleri bir kez daha görecek ve ondan sonra bu işi bitirecekti. Kararlı bir şekilde ilerledi Gülhane Parkı’nın önünden Sirkeci’ye doğru... * DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109156
    % 1.14
  • 3.8206
    % -0.38
  • 4.5076
    % 0.05
  • 5.1028
    % -0.67
  • 153.399
    % -0.43
 
 
 
 
 
KAPAT