BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Nostalji

Nostalji

İftar yemeği, gönlü zengin olanlara mahsustu... Pek çok aile, icabında borç-harç eder davetlilere şahane bir iftar sofrası hazırlamayı gurur meselesi yapardı...



Gönlü zengin iftarı... Sadece İstanbul, Ankara ve İzmir ile diğer büyük şehirlerde de iftar vakti, toplar atılarak, akşam ezanı okunarak ve minarelerde kandiller yakılarak duyurulur, önce “İftariye” denilen ve mideyi uyandıran çerezlerden başta zeytin olmak üzere, hurma ve peynirden tadımlık yenir, iftar sofrasına, namazdan sonra oturulurdu. Bugün ise pek çok yerde ilk önce iftar bozulup yemek yenilmesini takiben namaza gidiliyor. Eski Ramazanların bambaşka bir özelliği de, iftar sofralarının olağanüstü zenginliydi. Hele bir de iftara davet edilmiş var ise, sofralarda yedi mahalleyi doyuracak yemekler hazırdı. Zira davetsiz misafirler düşünülerek bolluğa önem verilirdi, çok defa iftar zamanı kapılar aralık bırakılır, bu da iftarı bozmaya yetişememiş olanlara “Allah rızası için” şilteler boş bırakılırdı. Diş kirası Ev sahipleri, Allah’ın herhangi bir kulu veya top patladığı zaman davul çalan Bekçi veya yardımcısı o anda aralık olan kapıdan süzülüp içeriye girerken “Destuuurrr” diye seslenince, orucunu bozmak için gelindiğini anlar ve hemen gelenler kaç kişi ise sofra kenarına şilteler eklenirdi ve iftarın ardından da ev sahibinin gücüne göre “Diş kirası” denilen hediyeler sunulur, Bekçi ile davulcuya ise keseler içinde Mecidiye’ler verilirdi. Üstad Ahmet Rasim davet edildiği bir İftar yemeğini ve ev sahiplerini şöyle anlatır: “Horhor’da, iki taraflı mermer basamaklı, ceviz ağacından trabzan tutamaklı, pencere kafesleri işlemeli, maun ağacından çift kapılı haneye vardığımızda, içeri duhul eder etmez ayağımıza, içi kürklü rahat edici terlikler sürdüler. 8-10 kişilik bakır sinili yer sofrasının etrafında saten ve kadife şilteler aralarına, arkalarına da yastıklar dizdiler, sofranın üzeri çeşitli çerezlerle süslenmişti, sımsıcak pide hazırdı. Ezanı takiben top atılışı ile orucumuzu Medine Hurmasiyle bozduk, Besmele ile suyu içtik, ardından masadakilerin hepsi toparlandı ama gözüm nefis reçellerde kaldı. Hele Ahududu reçelinin rengi bir hoştu ki, becerikli eller sofrayı öylesine nadide yemeklerle süslediler ki, enfes reçelleri unutuverdik. Kaz filetosu, ördek dolması... Ahmet Rasim, iftarın bozulmasını takiben sofranın süslenmesini de şöyle anlatır: “Bizim sofrada boş yer kalmadı, bazı sahan ve tabaklarla kâseler boşluğa adeta sığıntı gibi dizildiler: Enfes şehriye çorbası, gerdan söğüşü, kaz filetosu, sucuklu yumurta, kayseri pastırma tabakları, ördek dolması, Hindiba bastısı, Bademli iç pilav, Labada ezmesi, Ciğer Püryani, Ağzıaşağı tatlısı, Vezir parmağı, Horozibiği, Cevizli Telkadayıfı, kocayemişlerle süslenmiş minnacık sepetler Dilber dudağı ile, kayısı, Üryani Erik ve Vişne hoşafları.” Adeta bir mükellef aşçı tezgâhındaki yemeklerden ancak birer kaşık alınabildiğinde ev sahibinin ısrarla; “Bundan da lütfen bir tadımlık, Ciğer Püryani almazsanız hatırım kalır, Bademli İç pilav ile Üryani Erik kompostosu mideyi sindirir, aşçıbaşımız Cevizli Telkadayıfın müstesna ustasıdır, tatmazsanız kırılır...” sözlerin ardından şerbetler ve Yemen kahvesi de içilir... Yemişlerin hazımda rolü büyük... İftar yemeklerinden sonra usülen masalara getirilen veya sofralara konulan şık yemişlikler içindeki birbirinden güzel meyvaların da hazmı kolaylaştırdığı bir gerçektir. Nitekim Ahmet Rasim beyin de işaret ettiği gibi zengin sofralı iftardan sonra derin sohbetlere katılarak yapılan yürüyüşlerin de hazım kolaylığı getirdiği bir gerçektir.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT