BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tablonun iki yüzü...

Tablonun iki yüzü...

Türkiye, inanılmaz tenakuzların beraberce yaşandığı bir ülke haline gelmiştir. Cenab-ı Hak, hepimize gayret ve sabır versin. Ankara yönetimine de basiret ihsan etsin.



Türkiye, inanılmaz tenakuzların beraberce yaşandığı bir ülke haline gelmiştir. Cenab-ı Hak, hepimize gayret ve sabır versin. Ankara yönetimine de basiret ihsan etsin. Bir taraftan, yılın en güzel, en bereketli ayını, mübarek ramazanı idrak ediyoruz. Camiler dopdolu (çoğu da genç cemaatle). Yüzlerde bir huzur, gözlerde sevgi pırıltıları var. İnananlar, “paylaşılmayan servetin” sorumluluğunu idrak edenler, “veren el” olmanın faziletini bilenler; muhtaçlara, garibanlara, hastalara, yaşlılara, kimsesizlere, yetim ve öksüzlere, karşı daha bir duyarlı. Daha bir cömertler. Özellikle, Fazilet Partili belediyelerin önderlik ettiği (maalesef Sosyal Demokrat belediyelerin pek ilgi göstermediği, hiç olmazsa Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül gibi aktif olmadığı) yardım faaliyetleri artan bir tempoda devam ediyor. Her gece, (hayırsever kişi ve kuruluşların mali destekleri ile) onbinlerce kişiye iftar yemeği veriliyor. Yardım torbaları dağıtılıyor. (Geçen hafta, İstanbul Bağcılar Belediyesi’nin iftarına davetli idim. Ziyal Petrol ve Batik Örme, gecenin yardımsver düzenleyicileri idi. İki bin kişinin iftar ettiğini ve doyasıya yediğini görmek, çok mutluluk vericiydi.) Bu arada, her gece, din adamlarımız hutbelerde, halkı aydınlatmaya gayret etmektedir. (Gerçi, işleri kolay değildir. Zira, mevcut baskılar yüzünden hepsi, mayınlı sahada yürür gibidirler. Hangi cümlelerinin kıvrılıp büküleceği, suç sayılacağı, malûm muhbir takımınca istismar edileceği belli değildir. Zira, her ramazan, mutlaka belirli senaryolarla karşılaşır, bir “irtica provokasyonu” yaşarız. Şüphesiz, (kendisini mehdi ilân eden, herşeyi Kur’an-ı Kerim’den anladığını iddia eden, şerefli peygamberimizi (SAV) ve Hadis-i Şerif’lerini devre dışı bırakmaya çalışan, kerametleri kendilerinden menkûl) bazı allâmeler de, malûm ekranları, her zaman olduğu gibi işgal etmektedirler. Medyatik fetvalar vermekte, ya da tüm ilmihâl kitaplarında mevcut bilgileri “şok açıklama” gürültüsü ile aktarmaktadırlar. Özellikle, din bilgisi sathî kalmış kardeşlerimizin kafasını karıştırmak için özel gayret göstermektedirler. Herşeye rağmen, huzur dolu bir ramazan bereketi vardır. Müslüman Türk halkı, bunu tüm hücrelerinde hissetmektedir. (Çok şükür, bu ramazan, her gece ayrı bir camiyi ziyaret etmek; bu arada Bursa’da Emir Sultan ve Ulu Cami’de; Ankara’da Hacı Bayram Veli Hz’nde; İstanbul’da Eyüp Sultan Hz’nde ibadet etmek şansını buldum. Akülerimi dolu dolu yükledim.) Tablonun Anadolu’yu ve gerçek Türk halkını aksettiren bu güzel yüzünün yanında, bir de Ankara penceresinin gösterdiği ağır, karamsar, ümit kırıcı manzaralar vardır: 1-Genel Başkanların kaprisi ve milletvekillerinin emre boyun eğme davranışları ile, tüm milleti reaksiyona sevkeden, çok anlamsız, ülke aleyhine, bir af kanunu çıkarılmıştır. (Genel başkanlar, demokrasiye biraz saygılı olsalar, referanduma giderler ve derslerini alırlardı.) Mağdurların, anaların, yetimlerin gözyaşları hiçe sayılmıştır. Hapishanelere hakim olamayan, “gûya ölüm orucu” senaryoları ile bölücülere karşı tavizkâr davranan; bugüne kadar hep bölücülüğe destek vermiş kişi ve kuruluşların hakemlik yapmasına muhtaç olacak kadar prestij kaybeden; bir yönetim acizliği sergilenmiştir. Adalet Bakanı yalnız bırakılmış, tek çözüm yolu olan “F Tipi Cezaevi” uygulamasından geri adım atılmıştır. Yandaş medyanın ve (her kimlerse) “aydınların” şantajlarına, provokasyonlarına boyun eğilmiştir. (Ama, milli ve manevi değer sahiplerine gelince iş değişmekte, kaplan kesilinmektedir.) 2-İsraf, yağma düzeni, Devlet kadrolarının şişirilmesi operasyonları devam etmektedir. Başarısız ekonomi politikası ile her kesim mağdur edilmiştir. Yatırımlar durmuş, finans piyasaları çökmüş, işsizlik artmıştır. Bürokratik oligarşi ile yargı her konuya hakim hale geliştir. Yabancı ve yerli yatırımcılar küstürülmüş; bu arada Türkiye enerji darboğazına mahkûm edilmiştir. Özelleştirme ise, (başta Devlet Bankaları olmak üzere) yılan hikayesine dönmüştür. İnanıyor ve diliyorum ki, birinci tablo, Anadolu havası, galip gelecektir. Bugünkü, (hem iktidarı, hem de muhalefeti olmayan sistem) eninde sonunda gerçek demokrasiye dönüşecektir...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT