BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Sekilcilikten öteye gidemiyoruz”

“Sekilcilikten öteye gidemiyoruz”

Bir kısım gençlik, Mevlana deyince raks eden mevlevileri söylüyor. Bir kısmı da ney üfleyen semazenlerimizi... Ama Mevleviliğin ruhunu bu gençlik tatmamış, tadamıyor...



Önce birçok dünya ülkesinde yaptığımız musiki çalışmalarımız ve semalarımıza gösterilen ilgiden yola çıkarak şunu belirtmeliyim ki, dünyada özellikle gençlik süratle mistisizme doğru koşuyor. Ne gariptir ki, bizim ülkemizdeki gençliğin mistisizmle uzaktan yakından ilgisi yok. Bir kısmı Mevlana deyince raks eden mevlevileri söylüyor. Bir kısmı ney üfleyen semazenlerimizi. Ama Mevleviliğin ruhunu bu gençlik tatmamış, tadamıyor. Sema bir vasıtadır Avrupalılar ve birçok dünya ülkesi bizi hayranlıkla sevgiyle coşkuyla izliyor. Çalışmalarımızı medyaya yansıtıyorlar. Ama burada Kültür Bakanlığının da katkıları olmasına rağmen Mevlevilik gençliğe dalga dalga yayılamıyor. Burada düşünmek lazım gibime geliyor. Burada bir gariplik var ama ne? Galiba toplum olarak biraz şekilciyiz. Bazı kelimelere ve terimlere takılıp kalmışız. Öze doğru araştırma yapmaya hiç kendimizi yormak istemiyoruz. Oysa Mevlana gerçeğini ah bir anlasak... Sema bir vasıtadır. Bir yerde işin propagandasıdır. Merak salmaktır. Ama onu da iyi kullanmak lazım. Hazret-i Mevlana hiçbir zaman çıkar peşinde olmadı. Kıldığı namazda dahil yaptığı hiçbir ibadeti para için yapmadı, yapmazdı. Biz de işte “Allah Allah” diyoruz dönüyoruz. Bunu zikir maksadıyla yapıyoruz. Ben de post nişinim ortada. Dördüncü selamdan sonra çıkıyorum, el açıyorum semaya. Semazenler de etrafımda dönüyorlar. Pervane... Pervane bizde rumuzdur. Burada amaç, aşık döner, atar kendini ışığa, içi yanar. O ateş ancak oraya gittikten sonra kesilecek, yani “İnna lillah ve inna ileyhi raciûn” Biz bu yolun tatbikatçısıyız. Mevlana güneşinin yıldızlarıyız. Her şey merakla başladı Ben iktisat işletme mezunuyum. Marmara Üniversitesi İdari İlimler Fakültesini bitirmiştim. Ama bir gün Mevlevi dergahında semazen olacağımı, semazenbaşı olacağımı nerden bilebilirdim? Herşey bir merakla başladı biliyor musunuz? Konya’da Sadettin Efendi benim sesimi beğendi. Yıl 1963-64 falan. O zaman Good-year şirketinde müdürüm. Asistanım da Konservatuar mezunuydu. Rahmetli o Konservatuarda çalışıyordu. “Gel sen de dinle” dedi. Dedim ki herkes bir tanıdığını getirirse orada yer kalır mı? Yine de akşam birlikte gittik. “Şakir Çetiner hoca” seni bir görsün dedi. Ben Kadir’in evine misafir gittim. Çalışıyorlardı. Nat-ı şerif okuyorlardı. Hoca , “Bakalım bu akşam da derse hazır olalım” falan diyordu. Aramızda Kani Karaca vardı. Hüseyin Top vardı. Onlar halkaya oturdular. Orada başarılı oldum. Dünkü talimden öğrendiğim yerleri diğer okuyanlara nazaran düzgün okuyunca hocanın dikkatini çekmişti. Ve orada halkaya dahil oldum. Aradan koskoca kırk yıl bir su gibi akıp geçti... Bugün ise Türk Kültürü Musikisi Derneğini acizane yürütmeye çalışıyorum. Nerden nereye diye de kendime sormadan edemiyorum. Ebru bir güzelliktir Ebrunun tarihçesi 16. yüzyıla kadar uzanır. Ancak daha eskide de ebru vardır belki bilmeyiz. Ah ah, ebru bir zamanların en gözde sanatlarındandı ama şimdilerde maalesef bu sanat işte bizim gibi birkaç meraklının elinde yaşamakta. Ebru bir kağıt sanatı olduğu için kağıdın kullanıldığı her alanda kullanılabilir. Meraklı çalışma sonucu... Ebruda kullanılacak malzemelerin başında çinko veya tahtadan yapılmış tekne gelmekte. Yaklaşık 40x50 cm boyunda, 5-6 cm derinlikte oluyor. Ama biz şimdilik bunlarla yürütüyoruz çalışmalarımızı. Bundan sonra toprak boya, kitre, öd, ebru teknesi, ebru fırçaları, şekil yapmaya yarayan aletler, ne bileyim at kuyruğu kılı, ince ve kalın teller, iğne, özel taraklar, çivi gibi çok çeşitlidir ve kağıtla başlayan meraklı çalışma, ebru adını verdiğimiz o şuh şekilleri ortaya çıkartır. Anlatmakla olmaz Bu anlatmakla olmaz ama yine de kitabi olarak tarif edersek, önce kitre saf suyla boza kıvamına getirilir. Eskiden bu iş için temiz yağmur suyu kullanılırmış. İstenilen kıvama getirilen kitreli su, kağıt ebadına göre hazırlanmış tekneye alınır. Diğer taraftan özel bir şekilde “desteseng” adı verilen bir el presi yardımıyla su ile ezilir. Bu noktada dikkat ve sabır gerekir. Ezilen boya renklerine göre ayrı ayrı kaplara konur. Bu kaplardan daha küçük kaplara alınır ve içersine sığır ödü katılır. Öd boyaların kitreli su üzerinde yayılmasını sağlar. Birbirine karışmasını önler. Öd katılan boyalar karıştırılır ve ilk atılmak istenen renk, tekne üzerine özel fırçayla serpilir. Daha sonra ikinci renk serpilir. Bu rengin öd miktarı birincisinden fazla, üçüncüsü ise daha fazla öd içermelidir. Bu boyalar kitreli suyun üzerinde ödün yardımıyla dağılmaya başlar. Ortaya çıkan desenleri kağıda çıkartmak için, kağıt tekne üzerine altında hava kalmayacak biçimde yatırılır. En çok on saniye bekledikten sonra iki ucundan tutularak kaldırılır. Su üzerindeki bütün renk ve desenler kağıda çıkmıştır. Mevlevilik Mevlevilik, Mevlana Celaleddin-i Rumi hazretlerinin açtığı o aydınlık yoldan gitmek demektir. Onun yoludur. Bugün bütün dünya hızla mistisizme yöneldiği halde, maalesef ülkemizde bu konuda henüz ciddi bir gelişme görülmüyor. Bunun sebeplerini hep birlikte sormalı ve aramalıyız. Mevlana Celaleddin-i Rumi gerçeğini, onun insan sevgisini, onun Allah sevgisini, onun dünyaya bakışını, günümüz insanına anlatmalıyız. Mevlana Celaleddin-i Rumi, her şeyden önce olgun, alim ve veli bir müslümandı. Onun, doğudan ve batıdan her inançtan her kesimden insanı kucaklayan ve kendine hayran bırakan merhameti, insan sevgisi, tevazuu, gönül okşayıcılığı gibi üstün vasıfları, mensup olduğu İslam dininin yüksek ahlak anlayışından birer örnektir. Gönlümüzden geçen odur ki, Hazret-i Mevlânâ’yı yalnızca bir mütefekkir, şair ve hümanist olarak algılamaktan öte onu her yönüyle tanımak ve tanıtmak da bizim görevimiz olmalı. Türk Edebiyatı Dergisi’ne kapak Bir gün, iki taraflı olarak yazılan besmele işlemeli ebru çalışmamı Ahmet Kabaklı Hoca gördü ve dedi ki: -Bu ebruyu Türk Edebiyatı Dergisine kapak yapacağım. -Çok naziksiniz üstad, lütfedersiniz, dedim. Gerçekten o sayıda, iki taraflı olarak yazılan besmele işlemeli ebru çalışmam kapak oldu.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT