BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Demokrasilerde deprem!..

Demokrasilerde deprem!..

Bizdekilerden, Ecevit’in üç ayaklı liderler hükümeti icraatından, alelacele çıkarılan bir acaip af kanunundan, F tipi cezaevlerinden, o yüzden çıkarılan açlık grevlerinden ...



Bizdekilerden, Ecevit’in üç ayaklı liderler hükümeti icraatından, alelacele çıkarılan bir acaip af kanunundan, F tipi cezaevlerinden, o yüzden çıkarılan açlık grevlerinden, banka operasyonlarından borsanın dibe vurmasından ve nihayet günlük güvenliğimizin güvencesini oluşturan polise varıncaya kadar insanların sokaklara, meydanlara dökülmesinden bahsetmiyorum. Zaten bunun için önce olanların aslını bilmek, sonra da taş gibi bir yürek ister!.. İyisi mi bu haftaki konumuzu yine uzaklardan seçelim diyoruz. Amerika Birleşik Devletleri dünyanın demokrasi ile yönetilen en büyük en güçlü ülkelerinden biri sayılır. Geçtiğimiz kasım ayının 7’sinde Başkanlık seçimleri sırasında büyük bir “deprem” yaşadı. Richter ölçülerine göre “şiddeti” pek bilinemedi, ama “merkez üssü”nün Florida eyaletinde olduğu, Washington’da Beyaz Saray’ın tam altından geçen fay hattının, tam orta yerinden milimetresine kadar eşit iki parçaya bölündüğü oy sandıkları açılır açılmaz hemen herkes tarafından öğrenildi. Bu iki parçanın sağda olanı iki Başkan adayından birinin, George W. Bush’un, soldaki ise öbür aday Al Gore’un elinde kaldı. Şimdi bu iki parçanın birleştirilmesi için ikisinden birinin bir tarafa çekilmesi gerekiyordu. Ama ne biri ne öteki buna yanaşmıyordu. Zaten bu pek de kolay birşey değildi. Bu seçimlerde her iki taraf da milyarlarca dolar masrafa girmişti. Hani kendileri çekilmeye razı olsalar, önce onları desteklemiş olan çevreler kabul etmeyeceklerdi. Sonra birinci aday, hem Amerika’nın en zengin eyaleti Texas’ın valisi, hem de on yıl önceleri burnumuzun dibinde ünlü “Çöl Fırtınası”nı estiren Cumhurbaşkanı Bush’un oğlu idi. Öbür aday ise gelmiş geçmiş bütün ABD başkanları arasında en karizmatik olanı Bill Clinton’ın 8 yıllık yardımcısı idi. Onun da babası Senato’nun 30 yıllık en kıdemli üyesi idi. Bu durumda mesele karakolda değilse bile mahkemede bitecek gibi görünüyordu. Nitekim öyle oldu. *** Amerika’da avukatların, yargıçların hem sayı hem etki bakımından “Pentagon” kadar güçlü olduğu söylenir. Doğru olduğu olayların bu kadar uzamasından da belli oluyor. Olayların ortaya çıkardığı bir başka gerçek, yasama, icra ve yargı güçleri arasında şimdilere kadar siyasetten ayrı ve bağımsız kalabilmiş olan yargının da bu sefer gırtlağına kadar siyasallaşma yoluna girdiği idi. Dikkat ettim hiçbir mahkeme aynı konu üzerinde bir öncekinin kararına uymadı. Mahkeme kararları, yerine eyaletine göre değişebiliyor. Hemen her biri 9 üyeden oluşuyor. Çeşitli ve birbiri ile çelişkili kararlardaki oy sayılarına bakıyorum. Hemen hepsi 4/5 ekseriyetle alınıyor. Sanırım sonunda konu Federal Mahkeme’ye kadar çıkacak sonra da Kongre huzurunda büyük seçmenlerin oyları aleni olarak sayılarak yeni başkan belirlenmiş olacak. (Bu satırları yazmakta olduğumuz dakikada kararın Bush lehine çıktığı açıklandı.) Buna rağmen mesele tamamen halledilmiş ve deprem sona ermiş değildir. Ardından “Deprem Dede”den öğrendiğimiz artçıların gelmesi hâlâ mümkündür. Zira, bilinen Kongre’deki Demokrat ve Cumhuriyetçiler’in de kırılan fay hattı gibi tam eşit sayıda olduklarıdır. Artık bu onların sorunudur. Bizim için şu veya bu adayın Beyaz Saray’a geçip oturmuş olması pek farketmez. Hangisi gelse gerektiğinde bizden “Diyet” kokan bir şeyler isteyecek. Baksanıza Clinton, Ecevit’e bir mektup yollamış, 14-15 Aralık Nato Konseyi’nde onun yanında uslu oturmamızı istemiş!.. Yani Avrupa Birliği Ordusu’nda hem kararlara katılamayacağım, hem de Seyyar Jandarma Devriyesi gibi nöbet tutacağım. Buna Başbakan ve Genelkurmay ne diyecek bilemem, ama ben olsam mutlaka hayır! derdim. *** Konuyu daha fazla dağıtmadan sonuca gelelim: Yeni Başkan 20 Ocak 2001’de Beyaz Saray’da merasimle işe başlayacaktır. Dileğimiz, bunun ABD, Türkiye ve dünya için hayırlı olmasıdır.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT