BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Türkiye’nin boynundaki değirmen taşı: Öcalan!

Türkiye’nin boynundaki değirmen taşı: Öcalan!

Duyduk duymadık demeyin: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 7 yargıçlı 1’inci dairesi, İmralı’da DGM tarafından idama mahkum edilen ...



Duyduk duymadık demeyin: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 7 yargıçlı 1’inci dairesi, İmralı’da DGM tarafından idama mahkum edilen, cezası Türk Yargıtayı tarafından da tasdik edilen, terör örgütü PKK’nın cani lideri Öcalan’ın, avukatları tarafından yapılan başvuruyu inceledikten sonra, haklı bularak, davayı AİHM sözleşmesinin 12 değişik maddesi gereği incelemek üzere 17 yargıçlı Büyük Mahkemeye sevketti. Arada, “dostane çözüm” bulunamazsa, (ki Türkiye’nin, hiç olmazsa, böyle bir uzlaşmayı kabul etmeyeceği umulur), duruşmalara yıl başından sonra Strasbourg’da başlanacak. Maddeler Bu duruşmalarda Öcalan’ın İmralı’da, adilane yargılanıp yargılanmadığı, kötü muamele görüp görmediği savunma hakkına yeterince özen gösterilip gösterilmediği ve gözaltı süresinin AİHM sözleşmei normlarına uygun olup olmadığı, yaşama hakkının kanunla korunup korunmayacağı (yani idam edilip edilmeyeceği) vs. gibi 12 değişik maddeye göre “Türk adaleti ve Devleti, yabancı yargıçlar tarafından bir veya iki yıl süreceği tahmin edilen duruşmalarda hükme bağlanacak. Bu duruşmalarda, Öcalan’ın avukatları savunma yapacaklar, tanıklar dinlenecek ve muhtemelen, Öcalan’ın ifadesine de istinabe yoluyla başvurulacak. Tabii Öcalan da ifadesinde, şimdiden haber verdiği gibi Türkiye aleyhinde ağzına gelecekleri söyleyecek, önemli sırlar verecek... Keşke biz affetseydik Öcalan bu karardan, tabii çok memnun. Kelleyi kurtarmış olduğu, böylelikle AB Mahkemesince de tescil edildi. Ve konuşacak bir uluslararası forum buldu. Ona bu imkanı da neticede biz sağlamış oluyoruz! Pekâlâ; AİHM “Yüksek Mahkemesi Türkiye aleyhinde, Öcalan lehinde karar verirse ne olacak? Bu da Türk devleti için ayrı bir badire. Bari af veya Şartlı Salıverme Kanunu’nda, Öcalan’ı muaf tutacağımıza onu da dahil etse idik, beylik bizde kalmış ve en önemlisi, Türk adaletinin ve devletinin, böylece küçük düşürülmesini önlemiş olurduk. Neler olacak Biz, şimdi, istediğimiz kadar “aftan veya şartlı salıverilmeden” muaf tutuldu diyelim... İki yılda ve iki yıl sonunda neler olmaz? Ben belki göremem, ama siz muhakkak ve tahmin ettiğim gibi göreceksiniz; bırakınız ölülerine kefen olmuş Türk bayrakları ile, intikamlarının alınması için kapı kapı dolaşan ve fakat F tipi protestocuları kadar küstah olamayan şehit yakınlarında artık protesto etmek için bile derman kalmamış olmasını, PKK’cıların ve bölücülerin Türk devletine karşı edepsizlikleri artacak. Avrupalıların da destekleyecekleri Öcalan’a özgürlük gösterilerine hatta “ölüm oruçlarına” başlayacaklar... Ta ki Öcalan’ı serbest bıraktırana ve karşımıza, son zamanlarda çığırtkanlığını yaptığı “Kürt-Demokratik Cumhuriyeti” konusunda pazarlık yapabileceği konuma gelinceye kadar! PKK organları daha şimdiden “TC’yi hizaya veya dize getirdik!” diye zafer çığlıkları atıyorlar. Gündem değişti İlginç bir durum var: PKK ve Öcalan Türkiye’nin en önemli meseleleri idi. Yakalandı ve yargılandı diye bayram etmiştik. Çünkü binlerce şehidimizin hesabını soracak ve ona bunu hayatı ile ödetecektik. Nitekim bağımsız Türk Mahkemeleri de bu yolda karar aldılar (ama gariptir ki O, mahkemelerin idam cezasını vermiş üyeleri bile, sonra, idam edilmesi yanlıştır” diye fetva verdiler.) Daha sonra Hükümet, akıl erdirilemeyecek bir kararla, idam hükmü dosyasını, TBMM’ye, muhakkak tasdik edileceği son merciye sevketmedi. Öcalan, arafta veya sözde ölüm hücresinde konforları eksik olmadan bekletildi. Hükümet de, medyadaki entellerimiz ve hatta vatanperverliklerinden şüphe edemeyeceğim bazı köşe yazarları dahi, “Öcalan’ın idam edilmesinin yüksek çıkarlarımıza aykırı olacağını, İmralı’daki hücresinin canlısına mezar olacağını, konuşmasına imkan verilmeyeceğini, aksine idam edilirse kahraman olacağını, AB ile ilişkilerimizin tehlikeye düşeceğini” iddia ettiler. Ve... neticede bugünlere geldik. Ben, bu konuda çok azınlıkta kaldım. Ama haklı olduğum herhalde şimdi anlaşılıyordur: Öcalan konusunu AB’nin idam cezasına karşı kriterleri ile karıştırmamak gerekti; Avrupalılar da zaten, daha ziyade, Kürt davasına olan sempatilerinden veya sokaklarındaki Kürtçü azgınlardan korktukları içindir ki Öcalan’ı koruyorlar. Binlerce şehidimiz umurlarında bile değil! Eğer gereğini hukümet o zaman yapmış olsa idi ülkenin ve milletimizin başına, bundan böyle boynumuzda değirmen taşı gibi taşıyacağımız badire açılmazdı. Madem ki... Madem ki böyle olacaktı, keşke Suriye’den çıkarmasa idik. Habasetine oradan devam etse belki TSK onu orada daha radikal bir şekilde hallederdi. Avrupa’da iken de Avrupalılar tarafından sureta da olsa yargılansa idi, hiç olmazsa Avrupa’nın asıl mahiyetini o zamandan anlamış olurduk... Niçin bu kadar külfete katlanarak ve eğer doğru ise ABD’nin yardımı ile (ve Amerikalılara minnet borcu pahasına) yakalanması sonucu, İmralı’ya soktuk ve yargıladık? Bu göstermelik, bir şey mi idi? Galiba bu hususta ne kadar haklı olduğum şimdi anlaşıldı. Ama neye yarar? Tabii sorulması gereken de, şimdi bana torunumun sorduğu soru: “Milli Egemenliğimizin başlıca unusuru olan adaletimizi, niçin ve nasıl, böylelikle AİHM’ye teslim ettik?” Bu soru da, maalesef, AB ve Avrupa ile tüm ilişkilerimizde ibret teşkil edebilecek şu cevabı gerektiriyor: “Öcalan’ın boynunu değil, kendi boynumuzu AB’ye vermişiz bir kere!” Bir de acı olan şu: Öcalan konusunun ve son kararın medyada ne kadar az yer aldığını ve yoruma bile layık bulunmadığını görüyor musunuz? Ünlü köşe yazarlarımızdan ve hükümet canibinden bu konuda “tık” yok. Gündem asıl bunda değiştirildi. GÜNÜN FİKİR KIRINTISI “Adalet Mülkün Temelidir” hangi mülkün, hangi temeli? A.K. Adalet de tıpkı” intikam” gibi sıcağı sıcağına değil de soğuk yenilirse, iyi olmuyor! Elsa Triolet
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT