BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İsyan

İsyan

Bu bir isyandır; evvela adını doğru koyalım. “İnsan hakları” vs. gibi lafların da samimi hiçbir değeri yoktur. Bundan böyle aydın hezeyanı işitmeye kimsede takat kalmamıştır.



Bu bir isyandır; evvela adını doğru koyalım. “İnsan hakları” vs. gibi lafların da samimi hiçbir değeri yoktur. Bundan böyle aydın hezeyanı işitmeye kimsede takat kalmamıştır. Hepimiz, idareyi “niçin ölüme giden insanları kurtarmıyorsunuz, bunlar intihar ediyorlar, siz seyrediyorsunuz!?” diye suçluyorduk. Haylice geç kalınmış olsa da dün şafakla birlikte hadisenin yaşandığı cezaevlerine operasyon düzenlendi. Mahkumlarla dışardaki yakınlarının ne yapmaları gerekirdi? Sevinmeleri, teşekkür etmeleri, operasyonu alkışlamaları. Hatta “niçin bu kadar beklediniz?” diye sormaları. Olaylar akıllara durgunluk verecek dehşette. Operasyonu öğrenen örgüt elebaşıları diğer cezaevlerindeki arkadaşlarına içlerinden birinin kendini yakması talimatını veriyor. Bu nasıl kalptir, insan bir başka insana kendini “yak!” diyebilir mi? İdeolojik şartlanmışlık bunu dedirtiyor. Örgüt kampına dönen Bayrampaşa Cezaevi’nden bir mahkum, Bartın Cezaevindeki diğer yoldaşına bunu emrediyor. Dediği şu “saldırı başlayınca bir arkadaş kendini yaksın, cesedini düşmana verin”. Diğeri de harfiyyen uyuyor. Beyinler böylesine yıkanmış. Bu ülke hüviyetini taşıyan birileri ülkenin polisiyle jandarmasını “düşman” olarak görüyor. Karşısındakini düşman farzeden biri her şeyi mübah sayar. Orak-çekiçli ideolojik taassup bunu yaptırıyor. F Tipi cezaevi bahane. O olmasaymış bu defa başka bir sebeple eylem yaparlarmış. Sonunda Bartın’da olmasa da Bayrampaşa’da iki kişi kendini yaktı. Ümraniye’de ise elbisesini tutuşturan bir mahkûm, alev almış vaziyette güvenlik güçlerine saldırdı. Manzaraya bakınız; ölmek üzere olanları kurtarmak isteyenler, hasta arkadaşları tarafından kurşun yağmuruna tutuluyor. Bu yüzden güvenlik güçlerinden de yaralanan ve ölen oldu. İnkârı mümkün mü? Cezaevleri, çoktan beri devletin kontrolünde değil. İçerdeki isyancıların sadece top, tank ve uçakları yok. Sistemli şekilde çalıştıkları belli. Önce hapishanelerde isyan sonra bütün yurtta. Şimdi neden F Tipi cezaevi istemedikleri daha iyi anlaşılmakta. Ya akrabalarına ne demeli? Onlar da dükkân kapıyor, şehrin ana cadde ve meydanlarında gösteri yapıp polisle çatışıyorlar. Dün bir kısım isyancı bazı F tiplerine sevk edildi. Kararlılık çok önemlidir. Taviz vererek netice alınamaz. Bu insanların bütün memleketi mahvetmeye hakları yok. Zaten gündem içinden çıkılmaz netameli konularla dolu. Herkesin canı burnunda. Ekonomi felç. Bir de cezaevinden cezaevine yağan talimatlarla başlatılan isyan. İsyan bütün sonuçları ile bastırıldıktan sonra çok ciddi tedbirlerin alınması gerekir. Devlete rağmen, iktidara rağmen devletin resmi dairesi hükmündeki hapishaneler nasıl oluyor da komünist kampına dönüyor? Kimler işbirliği yapmış, kimler göz yummuş, kimler rüşvet almış? Bunlar tesbit edilmeli. Keşke yapmasaydı ama bir yürüyüş yaptı diye binlerce polisin meslekten ihraç edilmesini teklif edenler ve bunu düşünenler oldu. Peki sizin hükmünüz devletine muti polisle, üniversite önlerindeki zavallı kızlara mı yetiyor? Sonra da İTO başkanını kınıyorsunuz. Kahrından öyle konuştuğunu anlamayacak kadar basiretiniz bağlı mı? Operasyon zamanlama olarak yanlış vakte denk gelmiştir. Hiçbir hükümet, bu kadar ağır gündemi kaldıramaz. Bir tarafta para darlığı, bayrama meteliksiz giren on binler, diğer tarafta Türkiye’de yer kalmamış gibi yedi sülalesi ve çengi çiganı ile Paris’e taşınarak düğün yapanlar. Bu düğünlerde su gibi akan içki, hesapsız israf, havada uçuşan dolarlarla vicdan mefhumundan uzağa düşmüş bu sonradan görme zenginler kime nisbet yapıyorlar? İçerdekiler orak-çekiçli. Bunlar yeşil dolarlı. Özde aynılar. İkisi de huzurumuza kastediyor. Devlet, böylesi zamanlar için vardır.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT