BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Şefkat Operasyonu

Şefkat Operasyonu

Bugünler, Türkiye’de okuyan, yazan, düşünen herkes için karanlık günler. Hiç beklenmedik bir anda devletin düzenlediği “Şefkat Operasyonu”na değişik açılardan bakılabilir.



Bugünler, Türkiye’de okuyan, yazan, düşünen herkes için karanlık günler. Hiç beklenmedik bir anda devletin düzenlediği “Şefkat Operasyonu”na değişik açılardan bakılabilir. Birincisi koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devletinin zaten tutuklamış olduğu mahkumları bunca senedir denetleyememesi acıdır. Özellikle Bayrampaşa Cezaevi’nin operasyondan önceki hali üzücüdür. Suçlu bulduğunuz kişileri yakalamış, yargılamış ve cezaya çarptırmışsınız. Cezasını çekmesi için cezaevine koymuşsunuz ve ondan sonra tam dokuz yıl boyunca bazı koğuşlara girip sayım bile yapamamışsınız. Bu bir ayıptır. Kim tutuklu, kim özgür belli değil. Herhangi bir müdahale söz konusu olduğunda tutuklular içeriden Kalaşnikoflarla çatışmaya giriyorsa bunun üzerine söylenebilecek fazla söz yok zaten. Bunca yıldır süregelen bu karışıklığı sona erdirmek ise Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk’ün omuzlarına yüklenmiştir. Sanki olan bitenin tek sorumlusu oymuş gibi bütün gözler üzerine çevrildi. Ve açıkçası şu dönem içinde adeta çöktü sayın bakan. Yaşanan gerginlik ve endişe ortamı bazı hatalar yaptırttı. Bana göre son günlerde bakanlık tarafından atılmış en yanlış adım F tipi cezaevleri projesinin ertelendiğini açıklamaktı. Bu açık bir ödündü. Üstelik verilen sözde durulamadı. Bir yandan “hizmete sokmayacağız” dendi, diğer yandan henüz inşaatın bitip bitmediği belli değilken içeriye mahkumlar konuldu. Böyle çelişkiler uzun vadede halkın güvensizliğini doğuruyor. Ölüm oruçlarına gelince... İlk günden itibaren açık bir tehditti. Oruç tutanlar nasıl insanlardır, nelere ve kimlere inanmışlardır bilmiyorum. Tahmin ettiğim, genç yaşta bazı fraksiyonların etkisi altına girmiş oldukları ve bunun sonuçlarına aileleriyle birlikte katlanmak mecburiyetinde kaldıkları yönünde. İnsan onlara kızamıyor. Tam tersine çektikleri acılara, anne babalarının hallerine, harcadıkları hayatlarına acıyor. Örgüt içerisinde birisinin “kendinizi yakın” emriyle kafasından aşağıya kolonya döküp çakmağı çakan bir insanın sağlıklı düşünebildiğini kabul edemem. Kurtarılan bayan mahkumun görüntülerini izlediniz mi bilmem. İçler acısıydı. Her zamanki gibi beyin takımının rahatı yerinde. Olan kullanılanlara oluyor. Yazık bu insanlara. Peki onlara yazık da bizim askerimize, polisimize yazık değil mi? Vatan millet aşkına ve ayda alacakları cüzi maaşların uğruna kurşunlara hedef olmak hak mı? Üstlerinin verdiği emirler doğrultusunda hiç çekinmeden çatışmaya girmek kolay mı? Son olaylarda hayatını kaybeden şehitlerimize ve onların ailelerine dua edelim. Yaptıkları fedakarlık birkaç teşekkür sözüyle geçiştirilecek gibi değil. Sonuçta benim gördüğüm çok uzun yıllardır süregelen bir büyük yanlışın kan pahasına bitirildiği. Gönül isterdi ki bunların hiçbirisi yaşanmasın, hiçbir olay bu sınıra dayanmasın. Ama olmadı işte. Günlük hoşa gidecek politikalar ve bunun getireceği oylar düşünülerek harcanmış bunca yılın faturası şu anda önümüzde duruyor. Geriye gözü yaşlı anneler, çaresiz babalar, dul eşler ve yetim çocuklar kaldı. Bir de televizyonun karşısında şok geçirerek olayların görüntülerini izleyen halk. Şimdi sokaklar nispeten daha sessiz. Ama bu fırtınadan önceki sessizliği andırıyor. Huzur kaçtı bir kere. Cezaevlerini yeniden ele geçiren devlet çatışmayı sürdürürken diğer yandan ülkemizin bazı yurtdışı temsilciliklerine düzenlenen saldırılar düşündürücü. Yine olaylarla aynı güne denk gelen ülkü ocağı kurşunlanması endişe verici. Af ya da şartlı salıverilme, ne isim koyarsanız koyun, o da kapıda. Yılbaşı, bayram derken kafalar iyice karıştı. Bunlar üzücü günler. Dökülen kanlar, ölen insanlar ve sıkıntıda olduğu anlaşılan hükümete bir de felaket durumdaki ekonomiyi eklerseniz tablo tamamlanmış oluyor. Bu durumda kim, ne yapabilir belli değil. Ama birileri bir şeyler yapsa hepimiz çok sevineceğiz. Sözün Özü Sözler ihanet edebilir. Levha Her istediğini söyleyen, istemediğini işitir.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT