BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > TBMM ve hapishaneler

TBMM ve hapishaneler

17. dönemde TBMM'de üç parti vardı: ANAVATAN PARTİSİ, SOSYAL DEMOKRAT HALKÇI PARTİ ve MİLLİYETÇİ DEMOKRASİ PARTİSİ.



17. dönemde TBMM'de üç parti vardı: ANAVATAN PARTİSİ, SOSYAL DEMOKRAT HALKÇI PARTİ ve MİLLİYETÇİ DEMOKRASİ PARTİSİ. 17. dönem, 12 Eylül askeri müdahalesinden sonra toplanan ilk Meclisti. 12 Eylül askeri müdahalesi ise ülkedeki terörist olaylar üzerine yapılmıştı. 17. dönem milletvekilleri hapishanelerde bu teröristlerin durumlarını incelemek için yedi milletvekilinden bir komisyon kurmuştuk. Ben MDP'den tek üye idim. Komisyon başkanlığını değerli devlet adamı Bülent Akarcalı yapıyordu. ANAP'tan 4, SDHP'den iki üye vardı. Üç ay süre ile sivil ve askeri Türkiye'nin hemen her yerindeki 25-30 hapishaneyi ziyaret ettik, teröristlerle görüştük. O zaman da teröristler camları ve koğuşlardaki mobilyaları kırmak gibi bazı eylemler yapıyorlar, ziyaret etmek istediğimizde bize "faşistler defolun" diye bağırıyorlar idiyse de ellerinde silah ve benzeri şeyler bulunmuyordu ve genellikle çoğunluk muti olup bize hapishanedeki yaşayışları hakkında bilgi verdiler. Biz onlara hapishanelerdeki hayatlarını çekilebilir bir hale koymak istediğimizi açık seçik anlatıyorduk. Fatsa Belediye Başkanı Terzi Fikri'ye "işkenceye maruz kalıp kalmadığını sordum, bana "evet işkence yapıyorlardı" diye cevap verdi. Ben "nasıldı bu işkence? diye sorunca bana" beni ellerimden bağlayıp et çengeline asıyorlardı bu çok acı veriyordu" diye cevap vermişti. Ben "sonra devam ettiler mi? Nasıl durduruldu bu?" diye sorunca Fikri "aileme söyledim onlar da Evren Paşa'ya anlatmışlar o emri verince işkence kesildi" dedi. Ben sonra "şimdi şikayetin var mı?" diye sordumdu. Fikri "evet yemekten" dedi. Ben biraz şaşırdım çünkü bütün mahkum ve tutuklulara 3000 kalorilik asker karavanası verildiği bize söylenmişti. Ben "asker karavanası iyi değil mi? Ondan vermiyorlar mı?" diye sorunca Fikri "evet ondan veriyorlar ama beş yıl aynı karavanayı yersen tabii bu işkenceye dönüşür" demişti. Teröristlerde silah olmamasına mukabil örgütleri ile ilgili pek çok kitap sokmuşlardı. Bu tetkilerimizden sonra 25 sayfalık bir rapor yazdık, içeriğini tam olarak hatırlamıyorum 15, 16 yıl geçti aradan. Yalnız mahkum ve tutukluların şikayetlerini doğrudan bakanlara ve milletvekillerine yazmalarını öngören bir talimat çıkarılmasını istemiştik, zira bu şikayetler çok hapishanedeki gardiyanlardan ve hapishane müdüründen oluyor ve bu mektupları önce hapishane müdürü okuyor beğenmediklerini yukarı makamlara yolluyordu. Hatırımda kaldığına göre bizim rapor Meclis Genel Kuruluna indirilmedi. Daha sonra teröristlerin rehabilitasyonu konusunda İçişleri Bakanlığı ile Genelkurmay müşterek bir seminer yaptılar. Buna Ord. Prof. Sulhi Dönmezer hocam gibi mümtaz uzmanlar katıldı beni de davet etmişlerdi. Birçok tedbirler ileri sürüldü. Bunlardan bir sonuç alındığını zannetmiyorum yoksa bugünkü vahim duruma gelinmezdi. Adliye reformunun önce suçluların topluma kazandırılması konusunu ele alması gereklidir yoksa hapishaneler bir suç okulu halinde kalır. ......... Okuyucularımın bayramlarını ve yeni yıllarını şimdiden kutlar, sağlık ve mutluluklar dilerim.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT