BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hayır!

Hayır!

Özgürlüğün sırrını çözdüm. Küçümsemeyin, bu ciddi bir keşif. En azından benim için öyle.



Özgürlüğün sırrını çözdüm. Küçümsemeyin, bu ciddi bir keşif. En azından benim için öyle. Hayatım boyunca kendi oluşturduğum bir boyundurukla yaşamış olduğumu yeni anladım. Kimseyi üzmemek, kimseyi kırmamak uğruna kendi hürriyetimi feda etmiş olduğumu bu yaşta görmek nasip oldu. Meğer alabildiğine mutlu olmanın sırrı küçücük bir kelimeden ibaretmiş. Hayır! İşte bu kadar basit bir kelime. Kısa bir reddediş. Peki bu kadar kolaydı da ben ne diye bunca senedir göremedim burnumun ucunda duran gerçeği? Çünkü toplum kuralları, aile ve ahlak öğretisi sıkı bir şekilde baskı kuruyor üzerimizde. "Onu yapma ayıp, bunu söyleme ayıp" diye diye edilgen kişilikler üretiyor. Tek tek mutlu olmayı başaramamış insanlar türüyor. Bu da doğal olarak mutsuz bir toplumu meydana getiriyor. Çocukluğumuzdan itibaren hep bazı taleplerimizden vazgeçmemiz öğretildi bizlere. Karşımızdaki kişinin rahatsız olması ihtimalinden ödümüz koptu. Çok iyi hatırlıyorum küçük bir çocukken, bir yere misafirliğe gittiğimizde gözüm sürekli rahmetli anneannemin gözünde olurdu. En ufak bir taşkınlığımda onun mavi yeşil gözleri kocaman açılırdı ve bana öyle bir bakışla bakardı ki ödüm kopardı. Hemen yanlış bir harekette bulunduğumu anlar, endişe ve ter içinde kendime gelirdim. Bu, temelde doğru bir disiplin. Şimdi ben de çocuğumun aşırı davranışlar sergilemesinden rahatsız oluyorum. Ama farkına varmadan bu eğitimi o denli sıkı almışım ki bugüne kadar hep görünmeyen gözlerin kocaman açılıp beni onaylamayan nazarlarla süzmesinden korktum. Bu da beni hep kabul eden bir insan haline getirdi. Zaman zaman bazı başkaldırılarım oldu tabii. Sanırım bunun temelinde de doğuştan gelme karakteristik özelliklerin etkisi var. Bana bir iş teklif edildiğinde ayıp olmasın diye kabul ettiğim çok olmuştur. Bundan daha saçma bir şey düşünebiliyor musunuz? İçimden, "buraya kadar gelmişler, şimdi reddedersem çok üzülürler" diye düşünüp, kendi zararıma olduğunu bile bile kabul etmişimdir teklifi. Bunun sonucunda tutarsız bir kariyer meydana gelmiştir. Bırakın işi, ben ayıp olmasın diye evlenme teklifi bile kabul ettim. Gülmeyin, çok ciddiyim. İnsan, kendi hayatıyla bu kadar iletişimsiz olur mu? Aynı biraz önce anlattığım mantıkla "bak beni seviyormuş, reddedersem yıkılır, hem belki zamanla ben de onu severim" diye nikah masasına bile oturdum. Tabii yanlış hesap Bağdat'tan döneceği için nikah memurunu hakim takip etti. Sonuç, acayip bir özel hayat bilançosu! Bütün bu saçmalıklar hep basit bir kelimeyi söyleyemeyişimden kaynaklandı. "Hayır!" İşinizi istemiyorum, hayır! Beni sevmene sevindim ama ben seni sevmiyorum, hayır! İşte bu kadar kolaymış. Ve benim bunu anlamam tam otuz iki yılımı aldı. Artık çok kesin kararlıyım, istemediğim hiçbir şeyi yapmayacağım. Ne diye dünyanın en mükemmel insanı ben olacakmışım? Olmayıveririm. Başkaları olsun. Biraz da onlar herkesin kendilerini sevmeleri ve takdir etmeleri için didinsinler. Ben bu mükemmeliyetçilik oyununda artık yokum. Kusurlarım olsun istiyorum. Zaten var da onları insanların görmelerini istiyorum. Beğenmeyen sevmesin, istemeyen görüşmesin diyebilecek kadar özgür hissetmek istiyorum kendimi. Oh be! Hiç de zor değilmiş. Sözün Özü Sanatçıya iki göz yetmez. Levha Çocukluk mantığın uykusudur.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT