BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir savcının günlüğünden...

Bir savcının günlüğünden...

Davul aldım, org aldım, zil aldım vs. Cezaevi şartlarına göre mükemmel bir orkestra kurdum. O insanların içinden öyle kabiliyetler çıktı ki aklınız hayaliniz durur. Oyun metinlerini oturup yazdım. Sahneye uyguladık. Mahkumlar kendi yaptıklarını kendileri keyifle izlemeye başladılar...



Günlerce aynı konuyla yatıp kalktık. Yıllarca girilemeyen cezaevlerine devletin girmesi. F tipi cezaevleri, ardından af tartışması Köşk'ten veto, virgülüne dokunmadan tekrar gönderilme derken salıverilen mahkumlar... Bayrampaşa Cezaevinde de savcılık yapmış bir şahsiyetle yaptığımız konuşmalar geldi hatırıma. Gerçekten cezaevleri çok enteresandı. Devlete kafa tutanı da vardı, pişmanlıktan kavrulanı da. Ama bunun ayırımı nasıl olacaktı. Tartışmakla bitmez bunlar. Ben lafı uzatmadan savcının cezaevlerindeki hayatından kesitlere geçmek istiyorum: "Bütün E tipi cezaevlerinde mükemmel bir tiyatro ve sinema salonu var. Ama bu salonlar hemen hiçbir yerde bu amaçla kullanılmıyor. Kolları sıvadım ve bir organizasyon kurdum. Sunucusu mahkum, oynayanı mahkum, orkestrası mahkum güzel bir tiyatro ekibi kurdum. Davul aldım, org aldım, zil aldım vs. Cezaevi şartlarına göre mükemmel bir orkestra kurdum. O insanların içinden öyle kabiliyetler çıktı ki aklınız hayaliniz durur. Oyun metinlerini oturup yazdım. Sahneye uyguladık. Mahkumlar kendi yaptıklarını kendileri keyifle izlemeye başladılar. Bu sosyal etkinlik bile, onlara hareket ve canlılık getirmeye yetmişti. Dedim ki bir gün: -Çocuklar gelin sizinle bir şey yapalım. -Ne yapalım? -Bu yaptığımız çalışmalarımızı niçin ilimizin devlet ricaline izlettirmiyoruz? -Nasıl yani? -Çağıralım hepsini. Onlara güzel bir yemek verelim. Ardından oyunumuzu devlet ricaline ve halka izlettirelim. Şöyle şaşırdılar önce. Ardından bir iki ses yükseldi: -İyi de sayın savcım, gelirler mi? -Neden gelmesinler? Hem gelmezlerse bu bizim ayıbımız olmaz ki? Benim bu kararlı tutumum hepsinin yüzünde heyecan uyandırdı. Bunun üzerine, şehrin valisini davet ettim. Emniyet müdürünü davet ettim, Garnizon komutanını il müdürlerini, müfettişlerini velhasıl ilin devlet ricalini davet ettim. Bu güzelliği halka duyuracak olan basını davet ettim. Hazırlığımızı bitirdik. Davetimizi yaptık. Bu arada hatırlatmakta yarar var. Yemeklerimiz düzelmişti. Koğuşlarda artık yemekler dökülmüyordu. Haliyle dışarıdan yemek talebi azaldı. Parası olanla olmayan arasıdaki fark kalktı. Parası olan da karavana yiyor, olmayan da. Çünkü ben de aralarında yemek yiyorum. Ayrıca hemen her gün yemeği denetliyorum. Sadece denetlemekle kalmıyor, oradaki aşçılara gönüllü olarak yardım edebilecek olan mahkumları ayırıp orada çalışmalarını sağlıyorum. Böylece hem onlar meslek öğreniyor hem işler çok daha çabuk ve temiz halloluyor. Mutfağı ve yemek kazanlarını tertemiz yaptık. Beş yıldızlı bir otelin mutfağı kadar olmasa da nefis bir mutfak görünümü oluşturmuştuk. Bu organizasyonu sayın başsavcıma anlattım. Konuşmalarımı dinledikten sonra dedi ki: -Yahu sahi bunları yapabilir miyiz? -Niye yapamayalım sayın başsavcım. -Bu devlette gerçekten iyi yöneticiler var. Yeter ki, önlerine güzel örnekler sunulsun. Şehrin valisinin de bu organizasyonun gerçekleşmesine çok katkısı oldu. Burada bu vesileyle sayın valiye, sayın alay komutanına, emniyet müdürüne, bölge müdürlerine ve daire müdürlerine teşekkür ediyorum. Aynı hayreti onlar da söylemiş ve demişlerdi ki, -Sayın savcım, böyle şey olur mu Allah aşkına? Biz bu adamları tutuklamışız, yargılamışız, içeri atmışız. Şimdi tutup onlarla beraber oturup nasıl yemek yiyeceğiz? Devamı yarın
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109126
    % -0.49
  • 3.8613
    % -0.76
  • 4.553
    % -0.66
  • 5.1865
    % -0.64
  • 156.099
    % -0.33
 
 
 
 
 
KAPAT