BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Mesaj edebiyatı

Mesaj edebiyatı

Mesajlaşmak diye bir terimin benim hayatımda yeri yok. İnsan herkesi kendisi gibi bilmeye meyilli olduğu için kimsenin de bu mesaj işiyle ilgilenmediğini sanıyordum. Ta ki üniversite öğrencisi konumunda ki bazı kişilerle tanışıncaya kadar.



Mesajlaşmak diye bir terimin benim hayatımda yeri yok. İnsan herkesi kendisi gibi bilmeye meyilli olduğu için kimsenin de bu mesaj işiyle ilgilenmediğini sanıyordum. Ta ki üniversite öğrencisi konumunda ki bazı kişilerle tanışıncaya kadar. Meğer mesaj meselesi almış başını gidiyormuş. İnsanlar telefon açıp konuşmak yerine yazarak anlaşmayı tercih eder hale gelmişler. İnanılmaz bir süratle yazıyor, yolluyor ve cevap alıyorlar. Adeta profesyonel olmuşlar bu konuda. Bu yola başvurmalarının birkaç sebebi var anladığım kadarıyla. Birincisi ekonomik mecburiyet. Telefon ücretlerinin gittikçe yükseldiği günümüzde mesaj yollama tercihi oldukça ucuza mal oluyor. İkincisi biraz daha romantik bir eğilim. Birbirlerine söylemekten çekinebilecekleri sözleri yazarak yolluyorlar. Bu, onlara bir çeşit savunma ya da korunma gibi geliyor. Ne de olsa birkaç satır yazdınız diye kimse sizi azarlamaz. Fakat her konuda olduğu gibi bu konuda da aşırıya kaçılmış vaziyette. Gözlemlerimi üniversite öğrencilerinden lise öğrencilerine çevirince aynı alışkanlığın bu grupta da baş gösterdiğini fark ettim. Daha doğrusu alışkanlıktan ziyade saplantıya dönmüş. Gençlerin ellerinde birer cep telefonu. Durmadan ekranına bakarak yaşıyorlar. Bir şeyler yazıp yolluyorlar. Az sonra telefon bipliyor ve ekranda bekledikleri cevap beliriyor. İnanılmaz bir hızla yeniden bir şeyler yazıp yolluyorlar. Bu saatlerce böyle sürüp gidiyor. Boyunları öne doğru eğik, ellerinde telefon, akılları kim bilir nerelerde yaşayıp gidiyorlar. Eğer Darwin, teorisinde haklı olsaydı, kesinlikle bu jenerasyon mutasyona uğrardı şimdiye kadar. Gördüğüm kadarıyla bir mesaj edebiyatı da hasıl olmuş. Yazdıkları ve aldıkları mesajları bir deftere kaydetmek suretiyle kaynak oluşturuyorlar. Bu sayede ilişkilerinin nabzını tutuyorlarmış. Söz ilişkiye gelince kulak kabartıyorum tabii. Bu gençlerin çoğunun kız ya da erkek arkadaşları var. Ama bunun dışında bir de sanal sevgilileri var. Bana göre bunu anlamak mümkün değil. Herhalde kuşak çatışması denen felaket benim de başıma gelmiş oluyor bu yüzden. Bir ilişki ya da sevgi diyelim biz buna, sanal olarak nasıl yaşanabilir? Düşünün, hiç görmediğiniz, doğru orantılı olarak da hiç tanımadığınız birisine “seni seviyorum, sen benim her şeyimsin” gibi sözler söylüyorsunuz. Karşılığında da benzerlerini ekranda görüyorsunuz. Ama bunları yazıştığınız kişiyi sokakta görseniz tanımayacaksınız. Bu nasıl bir mantıktır çözemiyorum. Anlayamadığımı gören gençler hemen savunmaya geçiyor. Halbuki ben onları suçlamıyorum. Sadece anlamıyorum! Ama gençlerimiz suçluluk duymaya o kadar meyilli ki mani olamıyorum. Böylece tartışma başlıyor. Yaptıklarının masum olduğunu söylüyorlar. Ben de onlara diyorum ki “olmayan bir şey nasıl masum ya da tersi olabilir?” İsmi üstünde, sanal! Sanıyorsunuz sadece onun ötesinde bir şey yok ortada. Peki sanmaya neden ihtiyaç hissediyorlar? Neden sevdikleri kişinin elini tutup gözünün içine bakarak mutlu olmayı denemiyorlar da sanal alemde tatmin arıyorlar? Üstelik işin bir de aldatma boyutu var ki orada hiç anlaşamıyoruz. Ben bu mesajlaşma işinin hakiki sevgililerini aldatmak olduğunu savunuyorum, onlar şiddetle reddediyorlar. Kesinlikle aldatmadıklarını, zaten sevgililerinin de aynı şeyi yaptığını söylüyorlar. Nasıl yani? Benim erkek arkadaşım başka bir kadına -tanımasa bile- sevdiğini söyleyecek, ben de bunu anlayışla karşılayacağım! Olacak iş değil! Ortada bir kavram karmaşası olduğu muhakkak. Kimsenin bu konuların üzerinde fazla durduğu da yok. Ama korkarım ileriki yıllar için yetiştirdiğimiz gençlerimiz gerçek ile hayali karıştırma tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyorlar. Gerçeğin onları ürküttüğünü, bu yüzden hayal kurmanın daha emin gibi gözüken kollarına sığındıklarını düşünüyorum. Ama önünde sonunda hayatın sert kurallarına uymak zorunda kalacaklar. O zaman geldiğinde bocalamamaları mümkün değil. Allah yardımcıları olsun. SÖZÜN ÖZÜ Kimse duymak istemeyen kadar sağır olamaz. LEVHA Körlerin ülkesinde tek gözlü kral olur.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 110589
    % 1.15
  • 3.834
    % -0.77
  • 4.5217
    % -0.62
  • 5.1257
    % -0.35
  • 155.245
    % -0.42
 
 
 
 
 
KAPAT