BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > El

El

"Nerde o eski bayramlar?" demek boşuna iç geçirmedir. Sorunun cevabı gayet basit. Eski bayramlar, eski insanlarla birlikte geçip gitti. Her şey insanla güzel. Bayramı da hayatı da müstesna kılan zaman farkı değil, insan farkı.



"Nerde o eski bayramlar?" demek boşuna iç geçirmedir. Sorunun cevabı gayet basit. Eski bayramlar, eski insanlarla birlikte geçip gitti. Her şey insanla güzel. Bayramı da hayatı da müstesna kılan zaman farkı değil, insan farkı. Eski zaman bayramlarını bugün hasretle arattıran o insanlardaki yüksek meziyetler. Almaktan çok vermeyi, toplamaktan çok bölüşmeyi, nefretten çok sevmeyi esas almış hayat tarzı... İsraf, gösteriş ve riyadan uzak sade bir ömür. Kimseye, kendi eşleri, kendi çocuklarına bile yük olmayan sabır abidesi şahsiyetler. Şikâyetsiz, fedakâr ve namuslu insanlar. Zahiren belki fakir, batınen inanılmaz ölçülerde zengindiler. Sanki başkaları için yaşıyorlardı. Halbuki onlar, telefonu pek de bilmediler, otomobilden ziyade faytonla âşinalıkları vardı. Gazete de hayatlarında öyle önemlice yer tutmadı. Televizyonu işitmediler, bilgisayarı hayal dahi edemezlerdi. Elektriği tanıdıkları da iddia edilemez. Gecelerinde gaz lambaları, idareler, hadi bilemediniz lüks lambaları, az kısmında havagazı vardı. Buna rağmen o şartlarda kitaplar yazılır, kitaplar okunurdu. Bunlar umumi hayat olmakla birlikte daha ziyade dedelerimize ait olan dünya. Ninelerimize gelince onlar da buzdolabını, dikiş makinasını, çamaşır makinasını, elektrik süpürgesini, mikseri ve daha bir çok ev ve mutfak eşyasını tanımadılar. Hatta ninelerimizle dedelerimiz çevreleri dışında başka memleket de görmediler. Onlar, teknolojiyle tanışamadılar.. Dünyayı dolaşmaya imkânları yetmedi... Ama , hayatı, insanı ve kendilerini tanıdılar. Üstünlük bunları tanımakla başlıyor. Ondan sonra iyilik yapma arzusu, diğerkâmlık, şefkat, merhamet, cömertlik, insaf, yalan söylememek, iftira etmemek, komşusu açken tok yatmamak gibi hasletler geliyor. Bunlar bir karakter olarak hücrelere işliyor. İnsan insanın değerini bilendir. İnsanı emanet olarak gören. İnsanı kendinden üstün tutan. Yük olmayıp yük çeken. Eski bayramların akide şekeri bu huylardı. Yoksa o eski insanlar da aynı kaşa, aynı göze, aynı boya sahiplerdi. Onlar merdiven çıkıyordu, bugün asansöre biniliyor, onlar trenle seyahat ediyordu, bugün lüks otobüsler moda. Onlar gaz lambasının, havagazının aydınlığında okuyordu, bugün elektrik ışığı var, onlar soba yakıyordu, şimdi kalorifer mevcut. Onların işleri ağır, fakat hayatları güzeldi. Şu karşılaştırma gösteriyor ki teknoloji, otomasyon, iletişim insana çok bir şey ilave etmemiş. Belki de haylice yontmuş. Beşeriyet modern zamanlarda dengeyi kuramamış. Aksine teknoloji ile kapitalizmin buluşması ortaya katı, yalnızca kendini düşünen 'ekonomik hayvan' tipini çıkarmış. Sual şu: Kadında veya erkekte örnek Türk tipi nedir, kimdir, hangisidir? Bu sorulmuyor, aranmıyor. En büyük ziyan işte o. Müşterek değerler kayboldu. Müesseselerin yerini sloganlar aldı. Laiklik de bir slogan olmuş, İslamcılık da. Şehîd olurken suyun evvela arkadaşına verilmesini isteyen cemiyetin erkek ve kadınlarının ruhunu yoğuran ahlakın kaynağına inmek lazım. Kendini bilen, kendini bilince Rabbini tanıyan tevazuun ihtişamındaki insanları aramalı. Üzerinde kafa yorulması gereken budur. Toplum harcını kaybetti. Taraflara bölünmek, bir tarafın diğer tarafı yok etme gayretleri ne kadar tehlikeli. Hasret çekilen bayramların insanları borçluya elini uzatırdı. Bugün de el uzatılıyor. Onlar borçluya destek için el uzatıyorlardı, bugün boğmak için uzanıyor. Eden bulur; iyilik eden de kötülük eden de. Dünkü bayramlar da dünkü insanlar da bugün iyilikle yâd ediliyor. Yarın, bugünler için ne denecek acaba? Bugünler, bugünküler de özlenir mi acaba? O kendi elimizde. Hayatı güzelleştirmek veya karartmak bize bağlı. Eğer hayırla anılmak istiyorsak ona göre yaşayalım.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT