BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Umutlar 2001'e

Umutlar 2001'e

2000 yılı mutlu bir aşk filmi gibi başlayıp, ilerleyen aylarda bir gerilim filmi hüviyetine bürünen, ardından da korku filmi haline gelen bir pembe dizi gibiydi. Asıl ürkütücü olan ise, yönetmenin dâhi filmin sonunu tahmin edememesiydi.



2000 yılına gelmeden önce, Türkiye IMF ile stand-by programını imzalamış, Helsinki zirvesinde Türkiye'nin AB adaylığı açıklanmış, faizler yüzde 60 seviyelerine gerilemiş, borsa endeksi ise tarihi zirvelerine ulaşmıştı. Türkiye böyle bir iyimserlik havasında ve pembe tablo ile 2000 yılına başladı. 2000 yılının ilk ayında da işler oldukça iyi gidiyordu. Ocak ayının ana başlıkları, koalisyon ortaklarının Abdullah Öcalan'ın idam kararını Başbakanlık'ta bekletme kararı, Telekom Yasası'nın çıkarılması ve Hazine'nin olumlu algılanan 2000 yılı ilk çeyrek borçlanma programı idi. Ocak ayında İMKB endeksi 20 binli seviyeleri görürken, bono faizleri de yüzde 36 seviyelerine kadar gerilemişti. Şubat ayında ise, piyasaya hem iyi hem kötü haberler geldi. Kötü haberlerin başında açıklanan Ocak ayı enflasyonu vardı. Yüzde 20'lik 2000 yılı enflasyon hedefine karşılık Ocak ayı enflayonu TEFE'de yüzde 5.8, TÜFE'de ise yüzde 4.9 olarak gerçekleşti. Piyasaların enflasyon hedefinin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği yönünde ilk soru işaretleri bu oranlar ile belirmeye başladı. Ardından Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile ilgili koalisyon ortakları arasında anlaşmazlık patlak verdi. Ancak özellikle GSM lisansları ve Petrol Ofisi için Mart ayında, Türk Telekom için ise Nisan'da ihaleye çıkılacağı açıklamaları piyasaların moralini az da olsa düzeltti. Özetle Şubat ayında da genel olarak iyimser bir hava hakimdi. Mart ayının en önemli olayı hiç kuşkusuz Petrol Ofisi'nin özelleştirilmesi idi. Petrol Ofisi'nin yüzde 51 hissesi 1.260 milyar dolar karşılığında İş Bankası-Doğan Holding konsorsiyumu tarafından satın alındı. Beraberinde Ulaştırma Bakanlığı GSM ihalelerinin planlandığı tarihte gerçekleştirileceğini açıkladı. Bu iki olumlu gelişme İMKB endeksinin 3,15 sent seviyelerine gelmesini sağlarken, bono faizlerini de yüzde 34 seviyelerine kadar geriletti. Ancak ayın ikinci yarısında yaşanan Cumhurbaşkanlığı krizi endeksin düşmesine, bono faizlerinin de tekrar yüzde 46 seviyelerine sıçramasına neden oldu. Nisan ayında yaşanan en ilginç olay Başbakan Ecevit'in sağlık durumu ile ilgili söylentilerdi. Piyasalar Liderler Zirvesi'nin ertelenmesini Başbakan'ın sağlık durumunun iyi olmadığı söylentilerine bağlarken, bunun gerçek olmadığı kısa bir süre sonra ortaya çıktı. Bu arada GSM-1800 ihalesini 2.525 milyar dolar teklif veren İş Bankası-Telecom Italia konsorsiyumu kazandı. İlk ihalede gerçekleşen bu yüksek bedel, ikinci ihaleden konsorsiyum üyelerinin çekilmesine neden oldu. Ayrıca Nisan ayında S&P'den de kredi notu artırımı haberi geldi. Mayıs ayında piyasalar ilk ciddi sinyallerini vermeye başladı. İMKB endeksi 3.20 sent seviyelerinden 2.55 sent seviyelerine kadar geriledi. Bu gerileme uzun süren Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ve yaşanan likidite sıkışıklığına bağlandı. Likidite sıkışıklığı bono faizlerini de yüzde 40 seviyelerine taşıdı. Mayıs ayında yaşanan bu likidite sıkışıklığının bazı gelişmelerin sinyali olduğunu ise piyasalar algılayamadı. Haziran ayında hükümetin hububat fiyatlarını IMF hedefleri paralelinde açıklaması dışında herhangi bir gelişme yaşanmadı. Ancak yapılamayanlar henüz gündeme getirilmiyordu. Örneğin Türk Telekom'un Nisan ayındaki ihalesi ile ilgili olarak hiç bir kurum teklifte bulunmadı. Bu şimdilik gözden kaçıyordu. Haziran ayını İMKB endeksi 2.35 sent seviyelerinde kaparken, bono faizleri yüzde 33 seviyelerinde idi. Ancak gözden kaçan bir nokta daha vardı. Bono faizleri bu kadar düştüğü halde neden hisse senetlerine alım gelmiyordu? İşte bunun cevabını o dönemde hiçbir yatırımcı aramadı. Temmuz ayının en önemli olayı Turkcell'in halka arzı idi. Hem İMKB'de hem New York borsasında işlem görecek olan Turkcell, piyasadan önemli bir likiditenin çıkmasına neden oldu. Ancak Turkcell'in hisse performansı beklentilerin çok altında kaldı ve Turkcell yatırımcıları ciddi zarara uğradı. Temmuz ayında bir diğer önemli gelişme ise, düşük çıkan Haziran ayı enflasyon oranları idi. Ayrıca İş Bankası-Doğan Holding konsorsiyumu Petrol Ofisi ihale bedelini peşin olarak ödedi. Piyasalarda da Haziran ayına benzer bir tepki sürüyordu. Endeks 2.25 sent seviyelerinde, bono faizleri ise yüzde 32 seviyelerinde idi. Eylül ayında beklenenden yüksek açıklanan Ağustos ayı enflasyonu piyasada moralleri bozmaya başladı. Ardından gelen Türk Telekom'un satışına ilişkin olumsuz açıklamalar da piyasayı olumsuz etkilemeye devam etti. Uluslararası piyasalarda ham petrol fiyatlarının artmaya başlaması da, piyasaların yılsonu ekonomik hedeflerin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği yönünde sorgulamarına neden oldu. Bu arada İMKB endeksi 2 sentin altına inmiş, bono faizleri de bir miktar yükselmeye başlamıştı. Bu acaba kötü bazı gelişmelerin yaklaştığı anlamına mı geliyordu. Yılbaşındaki olumlu yatırımcı profili artık yerini, tedirgin yatırımcı profiline çevirmişti. Ekim ayında Eylül ayı enflasyon rakamlarının açıklanması ile birlikte, enflasyonda düşüş trendinin devam ettiği teyid edilmiş oldu. Ardından açıklanan 2001 bütçe verileri de piyasalar tarafından olumlu algılandı. Bu gelişmeler endeksin tekrar 2 sent seviyelerine çıkmasını sağladı. Ancak Ekim ayı sonunda Etibank ve Bank Kapital Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu'na devralındı. İlk aşamada bu operasyon piyasalar tarafından olumlu algılandı. Ve Kasım ayı: 2000 yılına damgasını vuran ay. Önce Ekim ayı enflasyonu açıklandı. Beklentilerin üzerinde idi. Bu da hükümetin 2000 yılı enflasyon hedeflerini revize etmesine neden oldu. İthalatta yaşanan ciddi artış ikinci önemli sinyaldi. Ardından piyasalarda ciddi likidite sıkışıklığı yaşanmaya başladı. Likidite sıkışıklığı O/N faizlerin tarihinde görülmediği seviyelere kadar çıkmasına neden oldu. Bu da bono faizlerinin yüzde 60'lara sıçramasını sağladı. Reponun cazibesi hisse senedi yatırımcısını da İMKB'de satışa yönlendirdi. Endeks 1.25 sent seviyelerine kadar geriledi. Bu arada ülkeden ciddi miktarlarda döviz çıkışı yaşanmaya başladı. Bu arada IMF'den acil yardım geleceği yönünde söylentiler de piyasada dolaşmaya başladı. Aralık ayının başlarında aynı gün iki önemli olay yaşandı. Birincisi sabahın erken saatlerinde Türkiye'nin beşinci büyük özel bankası olan Demirbank Mevduat Sigorta Fonu'na devroldu. Ardından da IMF'in acil ek önlem paketi açıklandı. Toplam 10 milyar dolarlık ek kredi piyasaların Demirbank'ın Fon'a devredilme şokunu çabuk atlatılmasını sağladı. Ardından gelen Türk Telekom'un ve THY'nin özelleştilmesi ile ilgili açıklamalar 2001 yılı için umutların tekrar yeşermesine neden oldu. Ancak özellikle hisse senedi piyasasında 2000 yılı yatırımcılar açısından oldukça kayıplı bir yıl oldu. 2000 yılının son iki ayında yaşanan gelişmeler, 2001 yılının ilk yarısının oldukça zorlu geçmesine neden olacak. Para piyasalarının tekrar denge sağlaması bir hayli zaman alacak. Ayrıca yaşanan bu krizin reel sektöre etkileri henüz belli değil. Yaşanacak bir toparlanma en erken yılın ikinci yarısında gerçekleşecek gibi görünüyor. Özetle, 2001 yılı yine Türkiye açısından zor bir yıl olacak. Yeni yılın herkese sağlık, mutluluk ve başarı getirmesi dileklerimizle... ŞENOL GÜNDAY
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT