BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tatil

Tatil

Tatili çalışmaktan yorulmuş olanlar hak eder. 10 gün gibi uzun bir tatildeki her insan, bu tatili hak etmiştir demek mümkün değil.



Tatili çalışmaktan yorulmuş olanlar hak eder. 10 gün gibi uzun bir tatildeki her insan, bu tatili hak etmiştir demek mümkün değil. Ekonomisi kriz yaşayan bir ülkede hangi mantıkla 10 gün tatil yapılır? Bunun hiçbir makul izahı olamaz. Bütün mesele 10 günden ibaret ve bir kereye mahsus olsa bir şey değil. Senenin üçte birini tatilde geçiren Türkiye'de bir de böylesine ilave tatiller gelince insan bir geri kalmışlık şartlarına bir de bu hovardalığa bakıp tezadı görmemezlik edemiyor. Dünyanın hiçbir yerinde 365 günün üçte biri şu-bu adlarla yatarak heba edilmez. Bizde israf inanılmaz ölçülerdedir. En büyük israfsa zamanda. Bu sebeple mesai, iş günü, hafta sonu, senelik izin, resmi tatillerin yeniden tarifini yapmak lazım. Meselâ: Cumartesi günleri çalışma hayatına katılmalıdır. İl veya ilçelerin fetih veya düşman işgalinden kurtuluş günlerini tatil yaparak kutlanma hatasından vaz geçilmelidir. Tatillerle hafta sonlarını birleştirme suiistimali terk edilmelidir. Sinema, kahvehane, cafe gibi yerler saat 18.00'den sonra açılmalıdır. Yüzbinlerce işsizi, bunun beş katı gizli işsizi olan bir memlekette bir saatin dahi hesabının yapılması gerekir. Sık, bol, uzun tatil günleri sadece bir planlama hatası değildir. Problemin bir de vicdani tarafı var. İş angarya kabul edilince ondan kaçmanın yolları aranıyor. Çalışana çalışma zevkinin aşılanması lazım. Üretmenin değerinden habersiz insan iş yerini sevemez. Japonya'da işçisi yöneticisi sabah erkenden işyerinde topluca dua ederek güne başlarlar. Bu bizde de Ahi geleneğinde vardı. Bir-iki küçük yerleşim birimindeki çarşıda hâlâ da yaşamaktadır. Çarşı esnafı önce buluşup dua etmekte sonra kepenklerini yeni kazançlar için açmaktalar. "Hayat üniversitesi" dedikleri budur. Temelinde, ahlâk, gayret, dürüstlük, işine ve müşteriye saygı yatar. Böylesi yazılı olmayan kanunları vardır. Anayasası ise alın teri, helalinden kazanma, aldığı parayı hak etme ve sadakattir. Ekonomik krizin sebepleri tahlil edilirken, enflasyonla yabancı dövize takılıp kalınıyor. Halbuki hastalığın virüsü başka. Tembellik, yorulmadan kazanma isteği, lüks ihtirası, onda var bende niye yok kıskançlığı, sür'atle köşe dönüp, inanılmaz çabuklukla sınıf atlayarak sahillerde, yurt dışlarında, gazinolarda israf, sefahat içinde tatil yapma şehveti. Bunu da felekten gün çalma kabul etmek. Herhalde yapılan bu itiraf tek doğrularıdır. Bazı hayatlar çalmak üzerinedir. Zamanı çalmak, işten çalmak, başkalarının kazancını çalmak, bayramdan çalmak. Ve müzik çalarak yolsuzluklarını unutmak Müziği bile müzik olarak değil afyon olarak kullanırlar. Hakkıyle çalışıp birkaç gün dinlenen namuslu insanlara bir şey denemez. Zaten onlar yorgunlukları yeni yorgunluklar yüklenmek için atarlar.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109182
    % 0.02
  • 3.8295
    % 0.32
  • 4.4967
    % -0.19
  • 5.1066
    % -0.19
  • 152.933
    % -0.23
 
 
 
 
 
KAPAT