BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Etik masalı...

Etik masalı...

Kavramları değiştirmenin ve istismar etmenin yolu, zihinleri karıştırmaktan ve bulandırmaktan geçmektedir.



Kavramları değiştirmenin ve istismar etmenin yolu, zihinleri karıştırmaktan ve bulandırmaktan geçmektedir. En açık manalar bile flû hale getirilebilir ve istismar aracı yapılabilir. Bir süredir, bir "etik" lâfı dolanıp durmaktadır. Asırların "ahlâk" kavramı, uydurukçanın hedefi olmuş ve saldırıya uğramıştır. Gerçek, "ahlâk" kavramından korkan ve gereği faziletlere sahip olmadıklarını bilenler, "etik" lâfını dillerine pelesenk eder olmuşlardır. En son yaşanılan, bölücülük şovlarında da, bu lâf, en çok duyulan ve kulakları (ve elbette temiz vicdanları) en çok tırmalayan bir araç haline gelmiştir. Neymiş? "Ölüm orucu" yapanlara müdahale (ki, bunun bir göstermelik şov olduğu, kimsenin aç filân kalmadığı, kilo bile kaybetmediği, aksine özel vitaminler ile beslendiği ortaya çıkmıştır) "hukuk etiğine" ve "tıp etiğine" uygun değilmiş. Kim söylüyor? Meslekî problemleri bir tarafa bırakmış; meslek mensuplarının konuları ile ilgilerini kesmiş; sadece ideolojik ve politik çalışmalara kendini adamış; bazı meslek odalarının yöneticileri... Peki ama, gerçekten mesleğini icra edenler; teröre ve bölücülüğe destek vermeyenler; (yani ezici çoğunluk) niye aksini ifade etmektedir? Niçin, hayatına kıymak isteyen, intihar teşebbüsünde bulunan herkese yardımcı olmak, onu vazgeçirmek için, her türlü gayretler gösterilmektedir? Yine, gûya ölüm orucuna giren kişileri, hapishanede ziyaret eden; kamuoyuna yanlış bilgi veren; olayları daha da abartan; "her an ölümler olabilir" diye yalan söyleyen; kişiler cezasız mı kalacaktır? Teröre destek verenler, teşhir edilmeyecek midir? Başta, "İnsan Hakları Derneği" olmak üzere, insanların rehine olarak tutulmasına, vahşice yakılmasına, hiç ses çıkarmayanlar teşhir ve tel'in edilmiyecekler mi? Hele, hele "F tipi cezaevlerine karşı çıkanlar", hiç olmazsa özür dilemeyecekler mi? Özür dilemezler ise, halkın önüne çıkamaz hale gelmeyecekler mi? Eski "koğuş sistemi"nin nasıl bir ortam doğurduğunu; terör yuvası haline geldiğini; insanların canını, ırzını, velhasıl tüm değerlerini ve beynini nasıl tarûmar ettiğini; itiraf etmeyecekler mi? Sayın İçişleri ve Adalet Bakanlarımızı (ve operasyonlarda emeği geçen asker ve polislerimiz dahil herkesi) kutluyorum. Gerçekten, Devletin bir büyük ayıbı ve aczi temizlenmiştir. (İnşallah, aynı fesad odaklarının tekrar yeşermesine izin verilmez.) Kurtarılmış bölgeler kurtarılmıştır. Bu vesile ile de, aslında çok geç kalınmış olsa da, F tipi uygulaması başlatılmıştır. Birtakım, (kerameti kendinden menkul) "aydınlar"ın ard niyetli muhalefetleri de boşa çıkmıştır. Gecikmeli olsa ve halkı üzecek seviyelere gelse de, bir çıban başı olay temizlenmiştir. İnşallah, 2001 yılı, diğer problemlerin halledildiği bir dönem olur. Ekonomik kriz sona erer. Halkı perişan eden bu işsizlik ve malî sıkıntılar biter. Herkese huzur gelir; vatandaşı, işçisi, memuru, adliye mensubu, emniyet mensubu, esnafı, çiftçisi, tüccarı ile, feraha kavuşulur. Aslında, bu hükümet, hiçbir yönetime nasip olmayacak kadar şanslı olmuştur. Aşırı medya desteğinin yanı sıra, karşılarında (halkın desteğine ve güvenine sahip) alternatif bir genel başkan da bulunmamıştır. Ne yazık ki, bu şans iyi kullanılamamış, gerçek anlamda başarılı olunamamıştır. Bir yıllık abartılmış tablolar, (bir dedikodu furyası ile) bir haftada paramparça olmuştur. Tam anlamı ile bir finans krizi yaşanmıştır. En ciddi firmalar bile sarsıntı geçirmiş, bir kısmı batmıştır. Bu arada, ne iç politikada, ne de dış politikada bir başarı sağlanamamıştır. Türkiye devamlı yalnızlığa itilmiştir. İçeride de, (kimsenin içine sindiremediği ve sonunun nerede biteceği belli olmayan bir) Af Kanunu ile popülist uygulamalardan medet umulmuştur. Yapısal reformların hiçbiri yapılmamıştır. Hele hele mahalli idareler, daha da güçsüz ve yetkisiz hale düşürülmüştür. Gerçek demokratik ortam için; Batı tipi fikir-ifade-vicdan ve teşebbüs hürriyeti için; hiçbir adım atılmamıştır. Rüşvet-israf-çıkar düzeni devam etmiştir. Herşeye rağmen, herkese sağlık ve huzur dolu bir yeni yıl diliyorum. İnananlar için, yeise düşmenin yasak olduğunu hatırlatıyorum.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT