BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bu çığlıkları duymak zorundasınız

Bu çığlıkları duymak zorundasınız

Vatandaşın canı burnunda. Gelen her mesaj öncekini aratır oldu. Esnaf iflasta, evlere haciz gidiyor, telefon, elektrik, su faturaları bile güçlükle ödenir oldu.



Vatandaşın canı burnunda. Gelen her mesaj öncekini aratır oldu. Esnaf iflasta, evlere haciz gidiyor, telefon, elektrik, su faturaları bile güçlükle ödenir oldu. Çoğu kişi akşam evine götüreceği akmeğin parası için kara kara düşünür oldu. Yetkililerin aklına gelen tek çare de ha bire vergi almak. Halbuki vergi için ödenecek ne para kaldı, ne servet. Esnaflık yapanlar işyerine kilit vurdu. Alınan tedbirlere bakılınca, karamsarlık daha da artıyor. Hep günü birlik, hep yüzeysel... Bütün esnafın servetini toplasanız kamu bankalarının 'görev zararı' dediğiniz batırılan para kadar etmez. Kamu bankası olmasaydı bu zarar olmayacaktı. Kamunun bankası olmak zorunda mı? Olmazsa devlet batar mı? Millet batınca neyi kurtarırsınız ki? Bazı kurumlar arpalık olarak kullanılacak diye milletin kanını, iliğini bu kadar kurutmaya değer mi? Özelleştireceğiz aldatmacasıyla yıllardır oyalıyorsunuz, hâlâ da oyalamaktasınız. İsteseniz çok kısa bir sürede bu işi yapabileceğinizin bilinmediğini mi sanıyorsunuz? Bütün dünyanın yaptığı özelleştirmeyi çok kısa bir süre içinde bitirseniz, lojman, makam araçları, tatil tesislerini paraya çevirseniz bu açığın kalmayacağını, krizin biteceğini artık herkes biliyor. Bunları yapacağınıza, ha bire vatandaşı sıkmaktasınız. Ama artık vatandaşın vereceği birşey kalmadı. Esnafın dükkanı, tezgahı, ümidi, geleceği kalmadı. Yeni vergi kaynaklarınızı da, üretim kaynaklarını da, ülkenin geleceğini de karartmak üzeresiniz. Bu çığlıkları duyun artık. Gidip dinleme zahmetinde bulunmuyorsanız bari bu birkaç örneği okuyun. İşte Murat Polat'ın anlattıkları: Milenyum yılı vergi yılı oldu "Ben; Balıkesir-Edremit-Akçay'da esnaf olan ve bu konuda da söyleyecekleri bulunan bir kişiyim. Esnaf olarak tek düşüncemiz, namus ve şerefimizle borçlarımızı ödemek, vergilerimizi vermektir. Ancak; hayat şartları böyle ağır iken, enflasyon böyle iken bu düşüncemizi nasıl yerine getirebiliriz ki... Devletin bize çıkardığı vergiler; Bağ-Kur, Stopaj, KDV, Eğitime Katkı, Özel İşlem (Deprem Vergisi), Gelir Vergisi, Peşin Vergi... Bunların haricinde ödemekle yükümlü bulunduğumuz; işyeri kirası, elektrik, telefon, çöp vergisi, su parası gibi ödemeler bulunmaktadır. Orta yollu bir esnaf için bunların aylık toplamı ise asgari 500 milyon cıvarındadır. Bunların yanında borçlarını ödemesi, geçinmesi bir esnaf için neredeyse imkansız olmuştur. Bu mümkün olmayınca da İcra Mahkemeleri dolup taşmaktadır. Şimdi soruyorum size; icraya düşen arkadaşlarımız mı suçlu, yoksa 2.5 milyar TL maaş alan, ama ekmek fiyatını dahi bilmeyen vekillerimiz mi?" Bunlar da tükendiklerini belirten bir grup esnafın haykırışı: "Elektrik faturalarında; enerji bedeli, tüketim vergisi, güç bedeli, KDV, aktif birim fiatı gibi bir sürü kalem var. Güç Bedeli nedir, bizi yöneten yetkililer bunu önce açıklasın... Halkı soymaksa, zaten 1997 yılından bu yana ek vergiden başka birşey görmedik. Ülkenin kurtuluşu adına biz dar gelirlinin boğazına bastınız, ağzımıza giden lokmaları topluyorsunuz. Enflasyonun %25 olacağını söylediniz, vergileri %70 oranında arttırdınız. Enflasyonla bu şekilde mi mücadele edilir? Bizler gerçek anlamda sahipsiziz, ama vergi alınacağı zaman Kahraman Türk vatandaşı oluyoruz..." "Vatanımızı terk mi edelim?" Alanya'dan yazan Metin Çekiç de, bu güzelim ülkenin neden yaşanmaz hale getirildiğini soruyor: "Ben bu ülkeyi aşk derecesinde seven, bütün sıkıntıların bir gün düzeleceğine inanan, kanunlara riayet eden dürüst bir vatandaşım. Günlerdir moralimi bozan birçok şey olmakta, özellikle LPG hususunda yapılan haksızlıklar beni derinden üzmektedir. Birileri bu ülkeye olan sevgimizi inatla koparıp atmak istiyor. 1999 model Şahin marka aracıma 2000 yılında LPG sistemi taktırdım. Ruhsata işleme zorunluluğunu bir trafik kontrolunda ceza ödeyerek öğrendim. Daha sonra masraflar haricinde 152 milyon ödeyerek araç ruhsatına kaydettirdim. Birkaç ay sonra da bu karar iptal edildi, bu parayı ödeyenler ödedikleriyle kaldı, aptal yerine kondu... LPG'li araçların bandrollerine getirilen 330 milyon liralık adaletsiz ödeme mecburiyeti beni daha da üzdü. Yanlış anlaşılmasın mesele bu parayı ödemek değil, gerekirse bu vatan için daha fazla para da öderim; ama yapılan haksızlığı hazmedemiyorum... Bugüne kadar uğradığım haksızlıklara, horlanmalara hep bir gün düzelir diye sabrettim Ama artık sabrım kalmadı. Şu anda ciddi ciddi bu ülkede karım ve üç çocuğumla kalayım mı, yoksa gelecekte çocuklarımın insanca yaşayabilecekleri, eğitimlerini özgürce yapabilecekleri, inançlarını özgürce yaşayabilecekleri bir ülkeye mi gideyim diye düşünmekteyim. Sevdiğim partinin iktidara gelmesi ile de birşey değişmedi. Yöneticilerimize seslenmek istiyorum; yeter artık, haksızlıklara, adaletsizliklere son verin. Dünyada komünizmin tükendiği bir zamanda cezaevinde bazıları neden kendilerini canlı canlı yaktılar? Bu gençler neden bu kadar hınçla dolu, polislere saldırıyor, devlete düşman... Bu genç dimağların psikolojik durumları hiç araştırıldı mı? Bu isyan niye, neden bunlar komünist, satanist, terörist oluyor? Bunlar bence isyan etmek için birer bahane. Haksızlıklara, adaletsizliklere isyanın dışa vurumu... Hangi kuruma el atsanız döküldüğünü görürsünüz. Artık ciddi bir şekilde düşünmenin zamanı gelmiştir.Yöneticiler halkın arasına girip, onların na çektiklerini, psikolojilerini incelesinler. Ne istediklerini sorup öğrensinler. Eminim bütün çözümleri bulurlar. Bu ülke için gerektiği zaman her çeşit fedarkarlığı yaparız. Ama haksızlıklar, adaletsizlikler bizleri yaralıyor. Lütfen kendinize gelin. Bu güzel ülkemizi yaşanacak hale getirin..."
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109288
    % -0.34
  • 3.8678
    % -0.6
  • 4.5644
    % -0.41
  • 5.1931
    % -0.51
  • 156.43
    % -0.11
 
 
 
 
 
KAPAT