BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Türkiye ile, Türkiye için

Türkiye ile, Türkiye için

Türkiye, KİA markasını İhlas’la tanıdı. Aileler KİA otomobillerde sehayat ederken, esnaf KİA’nın kamyonet ve panelvanları ile ekmek parası kazandı.



İhlas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Enver Ören, yıllar yılı Anadolu’yu karış karış gezdi, kadrosunu bizzat kurdu. Bugün İhlas Holding’in 30 bini kadrolu, 18 bin 500’ü primle çalışan elemanları yurdun dört bir yanında arı gibi çalışıyor. İhlas Holding, ülkemizin en küçük nahiyesine kadar ulaşan büyük bir organizasyona sahip. Türkiye’nin bin 400 ayrı noktasında her gün aktif satış ve pazarlama yapan bu bürolardan 5 ila 7 yıl içinde beklenen kâr 700 milyon dolar. Türkiye, KİA markasını İhlas’la tanıdı. Aileler KİA otomobillerde sehayat ederken, esnaf KİA’nın kamyonet ve panelvanları ile ekmek parası kazandı. Fiyatları ucuz ama kaliteliydi. Türkiye’nin dört bir yanında da halen harıl harıl kullanılıyorlar. Ama KİA artık İhlas’ta değil. Çelik Motor’a satıldı. Sebebi İhlas Holding’deki yeniden yapılanmaydı. Holding, otomotiv sektöründen çekilme kararı almıştı. Şimdi eldeki otomobiller ve yedek parça stokları da devrediliyor. Nereden nereye? Dr. Enver Ören, 1970 yılında birkaç arkadaşı ile bir akşam gazetesi kurduğunda bunları hayal bile etmemişti belki. Ancak Türkiye çapındaki hayaller zaman içinde dünya çapında hayallere dönüştü. 1980’li yıllarda Türkiye’nin liberal atılımlarını en iyi kavrayan ve uyum sağlayanlardan biri de Dr. Enver Ören’di. On yılı aşkın süredir iddiasını ispatlamış, akşamları vapur iskelelerinde satılan bir gazeteden Türkiye’nin dört bir yanına elden dağıtılan hacimli bir yayın organına dönüştürmüştü Türkiye gazetesini. Ticarete yatkındı, medya dışındaki alanlara da girmek istiyordu. Girdi de... Büyüme ve değişim Dr. Ören, o günleri anlatırken, “Her şey 1970 yılında Cağaloğlu’ndaki küçük bir odada başladı. İmkanlar sınırlıydı. Ama bugünkü dev holdingin temellerini atan insanların çalışma güçleri ve başarma azimleri olağanüstüydü” diyor. Şirketler, çalışanlar ve cirolar çığ gibi büyüdü. Gelinen nokta mı? Birkaç yıl öncesine kadar İhlas Holding’e bağlı şirketlerin sayısı 60’ı geçiyordu. Bu sağlıklı bir büyüme değildi. Uluslararası bir danışma şirketine, Mc Kinsey’e bir rapor hazırlatıldı. Mc. Kinsey Co. danışmanlık şirketi, yeniden yapılanmanın şu ana sektörlerde yoğunlaştırılmasını tavsiye etti: “Medya enformasyon teknolojileri, pazarlama ve dağıtım (ev aletleri üretimi ve pazarlaması), enerji, sağlık, eğitim, finans ve inşaat.” Ve bu doğrultuda çalışmalar başlatıldı. Artık dağınık bir büyüme yerine kararlı ve istikrarlı ilerleme; belirli alanlarda uzmanlaşma ve dünya şirketine dönüşme zamanı gelmişti. Personel sayısı binlerle değil, on binlerle ifade edilen Holding’deki hantallık giderilmeli, hızlı karar alıp uygulayabilen bir yapıya kavuşulmalıydı. Bunlar yapıldı. Hızlı bir değişim ve yenilenme dönemi yaşandı. Bilgi çağındaydık, buna göre hareket edilmeliydi. Çağdaş çalışma yöntemleri benimsendi. Yeni merkez bina ile Türkiye’de birçok holdinge nasip olmayan mükemmel bir çalışma ortamına geçildi. Vatandaşla iç içe Bugün İhlas’ta arı gibi bir çalışma var. Prensiplere dayalı, bürokrasiden uzak, hızlı ve sağlıklı bir çalışma... Dr. Enver Ören’in uzun yıllar Anadolu’yu karış karış gezerek kurduğu kadrolar işbaşında. 30 bini maaşlı, 18 bin 500’ü ise primle çalışan İhlas’ın elemanları Türkiye’nin dört bir yanına dağılmış bin 400 satış noktasından vatandaşa doğrudan ulaşıyor; her gün aktif satış ve pazarlama yapıyorlar. Satış noktaları en küçük nahiyelere kadar yayılmış durumda. Bu dev organizasyon senelerin yatırımı. Bu büroların 5 ila 7 yıl içinde 700 milyon dolar kâr yapmaları planlanmış durumda. Önce insan sevgisi İhlas Holding, sadece para kazanmayı amaçlayan ticari bir şirket değil. O, kuruluşundan beri “sevgi”yi esas alan, “insan”ı öne çıkaran, hizmeti Türk insanının ayağına götürmeyi hedefleyen bir kuruluş. Kendi içindeki dayanışma ve yardımlaşma ise hiçbir ticari şirkete nasip olmayacak yoğunlukta. Dr. Enver Ören, “Bizim kalbimizde önce insan sevgisi vardı. Her şey bu sevgiyle başladı ve çığ gibi büyüdü. Her birini ailemizin bir ferdi olarak gördüğüm çalışanlarımızın gayreti ile ulaştığımız nokta olağanüstüdür. Yine onların azmi ve gayreti ile 2001 yılında çok daha büyük başarılara imza atacağız” diyor. Holdingin ilk meyvesi İhlas’ın ilk meyvesi Türkiye Gazetesi’ydi. Yıllardır büyük gazeteler arasındaki yerini istikrarlı şekilde koruyan Türkiye, politikadan ekonomiye, spordan aktüaliteye, kültür ve sanattan çevre ve sağlığa kadar hemen her konuda etkili haberleri, yorumları ile okuyucusuna en güzeli sunmaya çalışıyor. Türk basınında bir ilke imza atarak, sağladığı emeklilik sigortası ile okuyucusuna önemli bir sosyal imkan sunan Türkiye, mahalli haberciliğe de en fazla önem veren gazetelerin başında geliyor. İstanbul dışında Ankara, İzmir, Adana, Antalya, Samsun ve Frankfurt’ta baskı tesisleri olan Türkiye, bilgisayarlı iletişim ağı ile en son haberleri anında okuyucusuna ulaştırabiliyor. Yeni bir başlangıç Türkiye Gazetesi Genel Yayın Müdürü Kenan Akın, bakın bu konuda neler söylüyor: “Bizim gazeteci olarak önce kendimize, sonra gazetemize, ardından milletimize ve en sonunda da ülkemize karşı sorumluluklarımız var. Türkiye olarak “Huzur veren gazete” olmayı şiar edindik. Biz her zaman doğru olanı savunan, seviyeli bir yayın politikası izledik. Artık 21. yüzyılın ‘teknolojik bilgi çağı’nda yaşıyoruz. Türkiye gazetesi olarak teknolojinin en son imkanlarını kullanıp zamanında ve en kaliteli şekilde okuyucumuza ulaşıyoruz. ABD, Japonya ve İngiltere gibi gelişmiş ülkelerde uygulanan elden dağıtım sistemi ile okuyucumuzun ayağına kadar gazeteyi götürüyoruz. Biz gazeteciler için her sabah yeni bir başlangıçtır. Yeni yılla birlikte, hele krizin eksik olmadığı bu günlerde her sabah taze bir başlangıç yapmaya o kadar çok ihtiyacımız var ki... Ama fesat, kıskançlık ve şaibelere değil; iyilik, güzellik ve mutluluklara başlangıç... 2001 yılının her sabahının huzura, sağlığa, mutluluğa ve başarıya açılmasını diliyorum.” Başlarken... Son bir yıldır “kriz”, Ülkemizde en çok kullanılan kelimelerden biri haline geldi. Özellikle 2000 yılının 15 Kasım - 15 Aralık dönemi, ekonomimizin kısa süreli ama önemli krizlerden birini yaşadığı ve atlattığı zaman oldu. 1994 krizi kadar şiddetli değildi ama zamanında tedbir alınmaması herkesi sarstı. Tüm şirketler de bu krizden nasibini aldı. Banka şubeleri ufacık çekleri bile ödeyemeyecek duruma geldi. Ancak 2001, ekonomide bir ferahlamayı da beraberinde getirdi. Borsa yükselmeye, piyasalarda kıt kanaat bulunan para bollaşmaya başladı. Paradan para kazanmayı, faizle köşe dönmeyi alışkanlık haline getiren spe-külatörler habire devalüasyon peşindeydi. Halbuki Hükümet kararlıydı. Merkez Bankası’nın hazırladığı üç yıllık program mutlaka uygulanacak, enflasyon indirilecek, ekonomide normale dönülecek, Avrupa Birliği için zaruri şartlar hazırlanacaktı. Tüm bunlar da uzun vadeli bir çalışma, kararlılık, değiştirilmeyen hedefler, kapsamlı plan ve programlarla olurdu. Yeniden yapılanma Kısa süreli krizler ileriye bakmamızı engelliyor, bu kargaşa içinde uzun vadeli hedefler bir anda gözardı ediliyordu. Gözden kaçanlardan biri de İhlas Holding’teki değişimdi. Holding’te iki yıl önce başlatılan “Yeniden yapılanma” meyvelerini vermiş, bazı şirketler özelleştirilmiş, bir kısmı tasfiye edilmiş, asıl faaliyet alanı olan medya, finans, inşaat ve ticaret şirketleri ise güçlendirilmişti. Kısa süreli krizlerin büyük şirketleri fazla etkilemeyeceği açıktı. İhlas da onlardan biriydi. Nitekim Dr. Enver Ören, krizin konuşulduğu özel bir sohbetinde “Fransa batabilir, İtalya yıkılabilir, ancak İhlas dimdik ayakta kalır” diyordu. İhlas’ın yeni yıl için yeni hedefleri, kapsamlı hazırlıkları ve yeni umutları vardı. Bunu gözönüne alan Dr. Ören, İhlas’ın yeni bir projesini, Güzelşehir’i tanıtırken “2001 İhlas’ın altın yılı olacak” sözleriyle çıkıyordu kamuoyunun önüne. Biz de bu çerçevede, her geçen gün önlerine daha büyük hedefler koyan İhlas Holding şirketlerini sizlere tanıtmak istedik. Ne idik, ne olduk, ne olacağız? Güneşten önce uyanıyorlar Türkiye gazetesinin güneşten önce uyanan dağıtıcıları, her sabah 370 bin abonenin adresini tek tek ziyaret edip gazetesini bırakıyor. Eğitim kurumlarındaki seçkin öğretmenler, geleceğin beyinlerini bilgiyle besliyor. Ve bu çalışmalar, İstiklal Harbi sonunda yangın yerine dönmüş toprakları, 78 yılda dünyanın 16. büyük ekonomisi haline getiren, ilk 10’a doğru da hızla ilerleyen Türkiye’nin geleceği ile ilgili Türk insanına ümit veriyor.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT