BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > TSYD ve Platini rüzgârı

TSYD ve Platini rüzgârı

Kim kızılcık sopasını ele geçirirse, spor basınını kırbaçlıyor. Ben ağzına kırmızı biber sürüyorum...



Kim kızılcık sopasını ele geçirirse, spor basınını kırbaçlıyor. Ben ağzına kırmızı biber sürüyorum... Bazıları tek ayak üstünde durma cezası veriyor! Nerden bakarsan bak, KELEK durumları var... Ama bir de BELEK durumu var. Türkiye Spor Yazarları Derneği; artık vazgeçilmez bir gelenek haline gelen seminerlerini ısrarla sürdürüyor. 2001 toplantıları, Antalya Belek'te yapıldı. Dünyanın hiçbir ülkesinde, her yıl düzenli olarak yapılan spor yazarlığı semineri yok. TSYD bu konuda ciddi, tutarlı, sürekli ve kararlı! Üstelik dünyada tek!  Her zaman olduğu gibi, futbolculuktan gelme spor yazarları ortalıkta yoktu. Ulema takımı gene free takılıyor. Kendini yenileme fırsatı; bir kez daha çekirdekten yetişenlere kaldı. Güven Taner'in seminerde "GERÇEK BİZ" diye, çok güzel bir ifadesi oldu. Futbolcu kökenliler kulüplerden teknik direktörlük, menecerlik, koordinatörlük, transfer komitesi üyeliği ayarlamakla meşgul olsun; Gerçek Biz'ler, "Bana bir kelime öğretenin 40 yıl kölesi olurum" sevdasındaydı. Anlayacağınız; kelekte olanlarla Belek'te olanların safları ayrılmıştı.  "Yeni Binyılda Spor Gazeteciliği" adını taşıyan seminer; Platini gibi dev bir dünya yıldızıyla parladı. Olağanüstü şöhretine ve geniş etkinlik yelpazesine rağmen; onun ne kadar alçak gönüllü olduğunu... Ne kadar canayakın olduğunu... Ne kadar nükteli konuştuğunu görmek gerçekten keyif vericiydi. Dünyanın her yerine giden adam, daha önce Türkiye'ye hiç gelmemişti. Mutlu görünüyordu. Konuşmasının sonunda, ona soru sorma bölümleri uzayınca; oturum başkanı Togay Bayatlı, Platini'nin bunalmış olabileceğini düşünerek "Son soruyu alıyorum" dedi. Platini hemen atıldı, itiraz etti... Soruların devamını istedi. "Türkiye'ye gelmek için 45 yıl bekledim. Bir kaç dakika daha bekleyebilirim" dedi. Platini, gönülleri fethetti.  Konuşmasında; futbolun naklen yayın şirketleri ve reklamcılar tarafından kuşatıldığını, onların esiri olduğunu söyledi. Şöyle diyordu: "Kulüpler mi televizyonları idare ediyor, yoksa televizyonlar mı kulüpleri... Futbol bir spor mu, bir ticaret mi?... Ben futbolun oyun olarak kalmasını, ticarete esir düşmemesini isterim. Takımların kazanacağı 3 puan mı, yoksa borsada kağıdın yükselmesi mi.. Hangisi daha önemli? Maçları daha çok yayınlanan ülkelerin, bütün maçları kazanması mı gerekiyor acaba?" Platini; dikkatlerin ticarete yönelmesi yüzünden; futbolun Avrupa'da gelişmesini tamamladığını söyledi.  Seminerlerin bir başka önemli notu da; Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Fikret Ünlü'nün, oturumları izlemedeki ilgisiydi. Başka bakan olsa, kendi konuşmasından sonra çeker gider. Ya da çok az izler. Ama Fikret Ünlü; 2 gün boyunca, saatlerce ve büyük bir dikkatle konuşmaları dinledi. Kaykılmadı, yamulmadı, dağılmadı... Direncine, ciddiyetine ve hiç sapma göstermeyen müthiş ilgisine hayran kaldık. Oysa ben, kendi mesleğimle ilgili olduğu halde; sonunda salonu terketmek zorunda kaldım. Sabah 10'da başlayıp akşam 18'lere kadar süren toplantıların son gününde; tansiyonum yükselmişti. Terler içinde, halsiz bir şekilde odama çıktım. Başta TSYD Genel Başkanı Attila Gökçe, İstanbul Şube Başkanı İlyas Namoğlu ve Erden Güley olmak üzere, dernek çok yakın bir ilgi gösterdi. Yardım için pervane oldular... Doktor getirdiler... Bizim ekipten Naci Arkan, Enver Demirbaş ve başka gazeteden odama gelen arkadaşların moral desteği de oldu... Onların sayesinde, kısa sürede kendime geldim. Yani sadece eğitim değil; yakınlaşma ve dayanışma açısından da, Belek örnek tablolara sahne oldu.. Başkan Atilla Gökçe, İstanbul'a dönüşte de beni arayıp durumumu sordu. Küçük bir olayın ayrıntıları üzerinde, büyük önemle durdular. Bu duyarlılık beni mutlu etti... Derneğime ait olma duygusu gelişti, pekişti. Herkese ve herşey için teşekkürler...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT