BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Baykal'daki değişim

Baykal'daki değişim

Deniz Baykal, CHP'nin son genel başkanlık seçiminde adaylığını koyarken aktif siyasetten uzak kaldığı süre içinde hataları üstünde düşünme fırsatı bulduğunu söyleyerek artık öfkelenmeyen bir başkan olacağının sinyallerini vermişti.



Deniz Baykal, CHP'nin son genel başkanlık seçiminde adaylığını koyarken aktif siyasetten uzak kaldığı süre içinde hataları üstünde düşünme fırsatı bulduğunu söyleyerek artık öfkelenmeyen bir başkan olacağının sinyallerini vermişti. Açık söylemek gerekirse, hafızalarımıza hep gergin, öfkeli ve sinirli görünümüyle yer etmiş olan Baykal'ın değişebileceğine pek ihtimal vermemiştik. Ama genel başkanlık seçimini kazandıktan sonra gerçekten öfkeye kapılmayan, polemiklerden kaçan, konuşma ve eleştirilerinde sert üslup kullanmamaya özen gösteren, uzlaşmacı ve halka daha yakın yeni bir Baykal'la karşılaştık. Ve ona ısındık. Baykal'ın genel başkan seçildikten sonra yaptığı yeni açılımları, Bağımsız İstanbul Milletvekili Aydın Menderes'i evinde ziyaret etmesi ve hele hele çalışma odasının duvarına Şeyh Edebali'nin Osman Bey'e verdiği öğütleri asması hâlâ Osmanlı fobisi taşıyan solda ve CHP'ye yakın çevrelerde Baykal'ın sağa kaydığı şeklinde tartışmalar başlattı. Fikir meclislerinde bu tartışmalar hararetle devam ederken değerli araştırmacı Murat Bardakçı, geçtiğimiz pazar günkü yazısında bu öğütlerin Osman Gazi'nin kayınpederi olan Şeyh Edebali'ye ait olmadığını; Osmanlı İmparatorluğunun çöküş sancıları çektiği bir dönemde; özellikle İkinci Abdülhamit'in saltanat yıllarında hem halka moral vermek, hem de kuruluş günlerindeki parlak günleri hatırlatmak için İttihatçılar tarafından uydurulduğunu yazdı. Deniz Baykal'a, ilk dönem Osmanlı tarihçisi Aşıkpaşazade'nin, Şeyh Edebali'nin ağzından yazdığı sözleri duvarına asmasını öğütledi... Baykal, eskisini duvardan indirip yerine bu öğütleri asar mı, bilmiyoruz. Önemli olan, Baykal'ı anlamak. Onun, Cumhuriyetin sağlam temeller üstüne oturduğu güvencesi içinde gerçek bir aydın tavrıyla Osmanlı fobisinden kurtulması, bütün komplekslerden arınarak tarihin derinliklerine, köklerine inmesi dikkate şayan bir tutum. Bu tutumun sosyal demokrasiye bir şey kazandırmayacağını iddia edenler yanılıyorlar. Sütün kaymağı sayılan ve sütün bütün özelliklerini bünyesinde taşıyan aydın, bunu reddettiğinde gerçek bir aydın sayılabilir mi? Avrupa ortaçağı yaşarken Anadolu'nun Mevlana, Yunus Emre ve Ahmet Yesevi'ler ile aydınlanma çağını yaşadığını, bu çağın kültüründe hep insanın en üstün değer olarak tutulduğunu söyleyen Baykal'ın Garaudy, Marcuse diyen kitabi ve tercüme solculara cevabı çok anlamlı: "Yerli, ulusal, kendi tarihine, kendi köküne yönelik bir sıcak yaklaşımı, sosyal demokrasiyi dışlayan bir anlayış sayıyorsan, sen ne tarihini biliyorsun, ne sosyal demokrasiyi biliyorsun, hiçbirisini bilmiyorsun demektir." Sağa kayan, bir açıya sıkışıp kalan değil; tarihiyle barışan, bütünleşen olgunlaşan ve insanı kucaklayan yaklaşımıyla "biz" olma yoluna koyulan bir aydın sıfatıyla Baykal var karşımızda. Siyasete hoşgeldi, safalar getirdi!
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109812
    % 0.44
  • 3.8585
    % -0.14
  • 4.539
    % -0.24
  • 5.1506
    % 0.13
  • 155.874
    % -0.01
 
 
 
 
 
KAPAT