BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Başbakan ve Milli Eğitim Bakanı'na arzuhalimizdir...

Başbakan ve Milli Eğitim Bakanı'na arzuhalimizdir...

Bizler Milli Eğitim'de Genel İdare ve Yardımcı Hizmetler'de çalışan memurlarız. 22 yıldır başarılı hizmetler veren memurlar olarak Aralık 2000 itibariyle 160 milyon lira maaş alıyoruz. Yeni işe başlayan bir memur ile aramızdaki ücret farkı sadece 5 milyondur.



Bizler Milli Eğitim'de Genel İdare ve Yardımcı Hizmetler'de çalışan memurlarız. 22 yıldır başarılı hizmetler veren memurlar olarak Aralık 2000 itibariyle 160 milyon lira maaş alıyoruz. Yeni işe başlayan bir memur ile aramızdaki ücret farkı sadece 5 milyondur. Çoğumuzun bu maaştan başka hiçbir geliri yoktur. Bir kısmımızın en az üç çocuğu okumaktadır. Ev kirası, elektrik, tüpgaz, gıda maddeleri otomatik olarak artarken, bizim ücret yerinde sayıyor. Yüzdelik maaş artışlarımız bir anlam ifade etmemektedir. Devletimizi en iyi şekilde temsil etmemiz istenirken; reva görülen ücretlerle, sanki "boyasız ve sökük ayakkabı, yamalı elbise ile görevini yap" gibi bir çelişki sergilenmektedir. Sayın Milli Eğitim Bakanımız, bizler Milli Eğitimin temel taşları olarak, taşra teşkilatında çalışırken, kadro yetersizliğinden üç kişinin yapacağı görevi tek kişi olarak fedakârca yapmaktayız. Öğretmenlerimizin durumu bir nebze olarak iyileştirilirken bizler unutulduk. Biz üvey evlat mıyız? Sesimizi nasıl duyuralım? Yürüyüş mü yapalım, miting mi tertip edelim, açlık grevine mi gidelim? Zaman zaman bazı bakanlar kendi personellerinin durumunu iyileştirici düzeltmeler yaptılar (İçişleri Bakanı gibi), şimdi de bazı yüksek ücretli, yüksek dereceli memurların durumlarının iyileştirileceği söyleniyor. Bizler hep unutulduk. Bizim insanca yaşamaya hakkımız yok mu? Bizler ne zaman hatırlanacağız? İsimleri Mahfuz Bir Grup Milli Eğitim Çalışanı Yetkililer karşımıza çıkmıyor Bizler Devlet Memurluk Sınavı'nı kazanan Yüksek Okul mezunu adaylarız. Memur alımında neden yüksek tahsillilere fazla kadro ayrılmıyor, bizlere öncelik verilmiyor, doğrusu anlamış değiliz. Tahsilin hiç mi önemi yok?... Devlet Personel Başkanlığı, ya da ilgili bakanı aradığımız zaman yanlış numara diyerek telefonu yüzümüze kapatıyorlar. Faksı da yanlış numara diyerek almıyorlar. Elbette seçim için yine ayağımıza gelecekler. İşte o zaman tutmadıkları sözlerini yüzlerine vuracağız, DMS kazandığımıza dair belgeyi göstereceğiz. Bizimle görüşmekten neden çekiniyorlar, eninde sonunda karşımıza çıktıklarında ne mazeretleri olacak? Son sözü bizler, seçmen olarak söyleyeceğiz... Kemal Yılmaz-İSTANBUL Açıköğretim Lisesi ile ilgili kafama takılanlar Açıköğretim Lisesi Müdürlüğü'ne bazı sorularım olacak: 1- "Bu kart sahibi Türkiye'nin her yerinde lise öğrencilerine sağlanan kolaylıklardan yararlanır" denilmektedir. Bundan ne kastediliyor? 2- Neden paso verilmiyor, bu yukarıda belirtilen ibareyle çelişki teşkil etmiyor mu? 3- 144 kredi fazla değil mi? 4- Öğrenciler arasında dayanışmayı sağlayacak bir dernek, ya da bir vakıf kurulamaz mı, bunu müdürlük sağlayamaz mı? Bunların yanında iyi yönlerini de belirtmek gerek. Mesela daha önce hepimiz ya Üsküdar'a, ya da Bahçelievler'e gitmek zorunda kalıyorduk, şimdi irtibat büroları çoğaldı. Bunun için teşekkürler... İsmi Mahfuz Bir Öğrenci-İSTANBUL Bu da benim LPG maceram Dişimden tırnağımdan arttırarak, eşimin kolundan soyarak, bankaya dil dökerek borçlandığım parayla LPG'li 1988 model bir araba aldım. Tamir, bakım derken tam bineceğim zaman bir de ne göreyim, muayene günü gelmiş... Daha önce 7.4 milyon olan harç, 149 milyon olmuş. Ancak bu şekilde 1 ay idare edebildik. Arabamıza binmedik ve bu uygulama Danıştay'ca iptal edilince muayeneyi yaptırabildim. Ne yazık ki bu sevincim de kısa sürdü. 22 Aralık tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan M.T. Vergisi, muayene vergisini arttırıyordu. Arabamı aldığımda LPG 172 bin liraydı, şimdi 300 bin lira. LPG tüpü 2.5-3 milyon idi şimdi 7 milyon oldu. Ha bire de artıyor. LPG'li aracımın vergisi de çok arttı. Böyle giderse ne mutfağıma tüp alabileceğim, ne de aracımı kullanabileceğim. İşte Sayın Vekillerim ve yetkililer, aldığım arabama doyasıya binemeden zararına satılığa çıkardım. Müsaade edip de taktırdığınız tüpü de sökerek çöpçüye vereceğim. İşte vatandaşı düşürdüğünüz durum bundan ibaret... Bekir Durgun-TURHAL
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT