BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bush'un başlangıcı... Clinton'ın sonu mu?

Bush'un başlangıcı... Clinton'ın sonu mu?

Amerika Birleşik Devletleri tarihinin en uzun ve en bunalımlı Cumhurbaşkanı seçimi, Cumhuriyetçi George W. Bush'un, and içip, resmen 43. Cumhurbaşkanı olması, "Bill" Clinton'ın yerine Beyaz Saray'a geçmesi, selefinin müptezel anılarının mekanı Oval Ofis'in yeni sahibi olması ile noktalandı.



Amerika Birleşik Devletleri tarihinin en uzun ve en bunalımlı Cumhurbaşkanı seçimi, Cumhuriyetçi George W. Bush'un, and içip, resmen 43. Cumhurbaşkanı olması, "Bill" Clinton'ın yerine Beyaz Saray'a geçmesi, selefinin müptezel anılarının mekanı Oval Ofis'in yeni sahibi olması ile noktalandı. Amerika tarihinde yeni bir dönem başladı. Sadece Amerikalılar değil, bütün dünya, bu dönemin neler getireceğini, genç Bush'un nasıl bir Başkan olacağını merakla bekliyor. Birleştirecek mi bölecek mi? En önemli soru, 7 Kasım 2000'deki seçimlerden sonra, bir aydan fazla süren, ülkeyi adeta ortasından bölen "bütün oyların sayılıp sayılmadığı, geçerli olup olmadığı" tartışmalarına rağmen, Bush'un ve yönetiminin, Amerika'yı yeniden birleştirip birleştiremeyeceği veya aksine, önümüzdeki dört yılın da bu ülkeyi ve yönetimini güçsüz bırakacak çatışmalarla mı geçeceği? Kongrede de çok marjinal Cumhuriyetçi çoğunluğa rağmen, Bush'un istediği kanunları geçirip geçiremeyeceği de şüpheli. Hatırlardadır; özellikle Florida eyaletinde bütün oyların sayılmadığı, zencilerin bir kısmının oy vermekten alıkondukları iddiaları üzerine, çeşitli mahkemelerde davalar açılmış ve en nihayet, Bush'un seçimi de, Yüksek Mahkeme tarafından (o da ittifakla değil) karara bağlanmıştı. Diğer aday Al Gore'un yanlıları ve bu arada başta New York Times, oyların tamamıyle sayılmadığını, ve ABD seçim sisteminin cilvesi olarak, Al Gore halk oylarının yarıdan biraz fazlasını aldığı halde, Elektörler Koleji oylarının Yüksek Mahkeme tarafından geçerli kabul edilmesi sonucunda, haksız olarak kazandığını hâlâ iddia etmekteler. Hatta eski Başkan Clinton'da ayrılmadan önce yaptığı konuşmada bu iddiayı teyid etti.. Bütün seçimler boyunca haberlerinde ve yorumlarında Bush'a karşı inanılmaz ve basın ahlakına sığmayan bir tarafgirlik yapan, TV ve gazete yorumcuları, başta New York Tımes, son dakikaya kadar, Bush'un, bu durumda, tam yetkili bir Cumhurbaşkanı olarak hareket edemeyeceğini, hatta zafer şenlikleri yapmaması gerektiğini, hatta ve hatta, kısıtlı "yetkisi" yüzünden kadrosunu istediği gibi kurmaması gerektiğini iddia etmekteler.. Birlik-beraberlik manzaraları Ne var ki, 20 Ocak'taki and içme ve başlangıç merasimlerinin üzerine bu gölgeler, hiç olmazsa şeklen, düşürülmedi. Merasimlerde, Bush ve yardımcısı Cheney'le Clinton ve Al Gore arasında sıcak manzaralar yaşandı, nazikane sözler teati edildi. Demokrat Kongre üyeleri de parti farklarına rağmen yeni Başkanı sıcak bir şekilde karşıladılar ve ağırladılar. İşbirliği vaatleri tekrarlandı. Bu da, bir yerde, Amerikan Demokrasisinin üstün bir tarafını yansıtıyordu. Yeni Cumhurbaşkanı Bush, birlik ve işbirliği konusunda elinden geleni samimiyetle yapıyor. Kabinesini ve kadrosunu, mümkün olduğu kadar çeşitli kökenlerden, Demokrat, Asya, Afrika kökenli kişilerden kuruyor. Başlangıç nutkunda da birlik ve beraberlik temalarını ileri sürdü. Konuşmasında; "Adalet ve fırsat eşitliğine dayalı tek bir millet için çalışacağım" dedi. Fakat bu balayı ne kadar sürer? Cumhuriyetçilerin yenilgiyi ve yeni Başkanı pek kolay içlerine sindiremeyecekleri anlaşılıyor. Hele Kongredeki zenci üyeler dünkü merasimlere katılmamakla ilk fireyi verdiler. Adalet Bakanı mesabesinde olan Başsavcılığa tayin edilen Aschcroft'ın ve İçişleri Bakanı Norton'ın tayinlerinin Senatoda tasdik edilmesine taş konulmakta. Clinton faktörü Tahminlere göre, eski Başkan Clinton, aktif politikadan, köşesine çekilmeyecek ve Senatör seçilen eşi Hillary ile birlikte Bush'un başına bela olacak. Aslında Clinton'ın durumu başlı başına ilginç; Paula Jones, Monica Lewinsky adlı kadınlarla yaptıkları ayyuka çıktığı halde bu olaylardan dolayı hiç eziklik duymuyor. Aksine bütün bunlar, teflonun üzerinden kayarcasına, Clinton'ın üzerinden kayıyor. Çoğu Amerikalılar da onu Amerika'nın gelmiş geçmiş en büyük başkanlarından biri addediyorlar. Eski başkan birçok yolsuzlukları sebebiyle, ve özellikle Monica Lewinsky konusunda yalan söyleyip adaleti aldattığı için yeniden Özel Savcı tarafından mahkemeye verilmek üzere iken, Başkanlığının en son gününde, Savcı ile yaptığı pazarlık sonucu, yalan söylediğini itiraf etti ve 25.000 dolar para ve beş yıl boyunca avukatlık yapamamak cezası ile, kurtulmuş oldu. Gene ilginç bir nokta, Clinton Beyaz Saraydaki son gecesinde, kendisini ve Hillary'yi, başka bir davadan kurtarmak için yalan söyleyen ve bir yıl hapis yatan eski yardımcısı Susan McDougal'ı af etmiş ve ayrıca, binlerce kanun hükmünde kararnameye (executive order deniyor) imza etmiş bunu farkeden Bush'un Başkan olarak ilk yaptığı işte, bu açıkgözlüğü, bütün bu kararlar üzerine moratoryum koyarak, dikkatle incelenene kadar askıya almak oldu... Bush nasıl bir Başkan olacak: "Müşfik Muhafazakar" Bush herhalde Clinton'dan farklı, dürüst bir Başkan olacak.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT