BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Balık ekmek ve kese kâğıtları

Balık ekmek ve kese kâğıtları

Kartal Tibet'le Esen Püsküllü'nün eski bir filmini seyrettim. Sanırım renkli filmlerin ilk örneklerinden; yetmişlerin başı olsa gerek...



Kartal Tibet'le Esen Püsküllü'nün eski bir filmini seyrettim. Sanırım renkli filmlerin ilk örneklerinden; yetmişlerin başı olsa gerek... Esen Püsküllü benim okuduğum Beşiktaş Kız Lisesinde öğrenciydi, ablası da bizim sınıftaydı. Şimdi ne yapar ne eder bilmiyorum Esen Püsküllü? Yeşil gözlerinin güzelliği ile ünlüydü. Asıl anlatmak istediğim bu filmle geçmiş yılları, o zamanki evlerimizi, sokaklarımızı, anlayışlarımızı hatırlayışım... Çocuk yani Kemal, balıkçı... Balığın fakir fukara sofralarından eksik olmadığı, mebzul zamanı... Hani Karaköy iskelesine yanaşmış kayıklarda balık ekmek satılırdı... Çoğu zaman palamuttu malzemeleri; çünkü yakışanı buydu. Sonraları buzhanelerde tutulmuş, ithal malı balıklarla sürdürüldü o gelenek ama nerde o güzelim palamutların tadı? Balıkçılar sandallarındaki portatif ocaklarında, kızgın bol yağda bunları kızartır, yarım ya da çeyrek ekmek arasına bir de iri soğan parçasıyla birlikte tuzlayıp korlardı. Bizim film kahramanı Kemal de balık kızartıp satıyor ve şöyle sesleniyor: İki tekliğe bir parça Ekmeği de bedava Balıkçının ahşap evindeki eşyaya bir göz atalım. Annelerimizin, anneannelerimizin odaları da böyleydi işte. Bir kenarda pirinç topuzlu karyola... Duvarda ince dokunmuş, kadife havlı duvar seccadesi, konsolun üstünde gazyağı lambası, mutfakta sarıdan yapılma pompalı ocak, kimbilir hangi eskiciden alınmış ya da konaktan kalma oymalı konsol veya ayna, bir "möbleli" radyo, kırmalı perdeler, pencere önü sediri... İşte orta halli ya da kendi yağıyla kavrulan ailelerin odaları böyleydi. Ya pazar yeri alışverişleri? Hiçkimsenin elinde naylon torba göremezdiniz, yoktu böyle bir şey. Varsa yoksa, kese kâğıdı, zembil, file... Onlardan da önce yağlıklar, bohça ve sepetler kullanılırmış. Balıkçı Kemal'in kese kâğıtlarına doldurduğu iri istavritleri bir görmeliydiniz... Zaten o da "Derya kuzuları!" diye satıyordu. Kese kâğıtları evet... Kese kâğıtçılık bir uğraştı, meslekti. Kimbilir kaç ailenin geçimi bundandı. Gerçi şimdi de arasıra bir yerlerde karşımıza çıkıyor, çeşni kabilinden. Belki Trabzon hurmalarını dağılmasın diye koymak için. Kese kâğıtları daha sağlıklı, daha kibar birşeydi. Filelere kondu mu içindekini göstermezdi. Şimdi marketlerden pazar yerlerine kadar her an yanımızda yöremizde olan naylon torbalar... Evlerimize taşıdığımız, hayatımızı kuşatan, habire çevreye toprağa eklediğimiz, dengeyi bozan, hiçbir şekilde toprağa karışmayan bu naylon egemenliğine ne zaman son verilecek bilemiyorum. Herkes her vesileyle mal bulmuş Mağribi gibi bu poşetlere saldırıyor. Oysa batıda doğuda çoktan bırakıldı ve yeniden kese kâğıtlarına, zembillere dönüldü. Bizlerse boğazımıza kadar naylona gömüldük. Artık birilerinin "Yeter!" demesi gerek. Bu yazı da o anlamda kaleme alındı.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT