BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ‘Suyumu bulandırıyorsun!’

‘Suyumu bulandırıyorsun!’

Evet; Türkiye, biraz kendine gelmeye, ayaklarının üzerinde durmaya başladığı; hayati çıkarları gereği, içeride ve dışarıda büyük bir projeye imza attığı vakit, devamlı surette birilerinin suyunu bulandırır!



Evet; Türkiye, biraz kendine gelmeye, ayaklarının üzerinde durmaya başladığı; hayati çıkarları gereği, içeride ve dışarıda büyük bir projeye imza attığı vakit, devamlı surette birilerinin suyunu bulandırır! Malum hikaye; her nasılsa kurt, kuzuyu yememeye söz vererek arkadaş olurlar. Birkaç saat birlikte dolaştıktan sonra, yolları bir nehre varır. Kurt, nehrin yukarı tarafında olmasına rağmen, birden hiddetlenir ve: ‘Dostluk buraya kadar! Yiyeceğim seni!’ der. Çaresiz kalan kuzu, şansını son bir defa denemek ister ve sorar: ‘Bu senin yaptığın haksızlık değil mi? Ben sana ne yaptım ki, benim için öyle düşünebiliyorsun? Çoktan kararını vermiş olan kurdun bahanesi hazırdır: ‘Suyumu bulandırıyorsun!’ Geçen hafta ülkemize gelen KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs meselesini anlayamayan, yanlış anlayan veya anlamak istemeyenler için, bu gerçeğin altını bir kere daha çizdi: ‘Siz, zannediyor musunuz ki, Batılıların dediği gibi Kıbrıs, Türkiye’nin AB’ye girişine engeldir? Türkiye karar verse; benim Kıbrıs diye bir meselem yok dese ve Kıbrıs Türk’ünü kendi başına bıraksa, Türkiye’yi AB’ye alırlar mı sanıyorsunuz? Farz-ı muhal, böyle bir şey olsa bile, o vakit aynı zihniyet, Ege diye tutturacak. Hemen ardından, Türkiye’nin asli unsurlarını azınlık addedip, onlara haklar arayacak. Bugün şu azınlık var deyip, yarın başka azınlık haklarının peşine düşecekler.’ Demek ki, bu Avrupa’nın bizi kendi birliğine almak gibi bir niyeti yok. Onun niyeti, AB karşısında bizim iştihamızı kabartıp, sonu gelmez tavizler koparmaktır. Daha açık bir ifade ile, Türkiye’nin birliğini, bütünlüğünü parçalayıp yok etmektir! Türkiye’nin, Batı karşısında suyu bulandıran kuzu konumundan kurtulması gerekir. Tanzimat’tan beri, özellikle yarı aydınımızda arız olan; Batı karşısında aşağılık hissine kapılma (kompleks) duygusundan bir an evvel kurtulmalıyız. Bu duygudur bizi Batı karşısında kepaze, dünya aleme rezil eden... Önce, şahsiyetimizi bir takınalım. Biz, Türk milleti olarak, tarih boyu şerefimizle yaşamış ender milletlerdeniz. Neden, Batı veya herhangi bir ülke karşısında boynumuzu bükelim? Biz, alttan aldıkça, onların iştihaları daha da kabarıyor; bunu her olayda müşahede ediyoruz. Bizim güçlü ve demokrat olmaktan başka çaremiz olmadığını bilelim ve bunun gereklerini yapalım. Bize ne? El alem ne derse desin! Diyor da zaten! Biz, kendimize bakalım; maddede ve manada güçlü ve donanımlı olduğumuz vakit, onlar bizim kapımıza gelecekler. Nitekim, hep böyle yani, güçlü olanların kapısına gidiliyor. Biz de bunun için Avrupa’nın kapısında değil miyiz? Türkler, tarihlerinin hiçbir devrinde kurt olmadı. Böyle bir milletten kuzu olması beklenemez. Ama biz, kendiliğimizden kuzu olursak, suyumu bulandırıyorsun diyen çıkar elbet! Hem de elvan elvan!
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT