BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Karne heyecanı

Karne heyecanı

Her iki çocuğum da karnelerini alarak eve geldiler. Bir baba olarak mutlanmalıydım. Kucaklaştık tabiî. Kutladım onları, gözlerinden öperek.



Her iki çocuğum da karnelerini alarak eve geldiler. Bir baba olarak mutlanmalıydım. Kucaklaştık tabiî. Kutladım onları, gözlerinden öperek. Çok şükür ki, iyi okullarda okuyorlar. "Sayısal"a endeksli bir eğitim zihniyeti ile değil, adam olmaya dayalı bir felsefeyi benimseyen... Ama, ya mezun olunca? "Nasıl bir Türkiye?" bekliyor onları. "Okumak=meslek=para" denklemine inanmıyorum, ben. Çünkü, okuyarak para kazanılsaydı, Türkiye'nin en genç profesörü olarak şu anda villada otururdum. Öte yandan, kısa zamanda köşe dönenlerin akademik becerileri dışında marifetleri var. Görüyoruz. Okumak, saygınlık getirir. Kişilik yapar. Ama, Türkiye'de ciddi bir post-modern "anti-entellektüelizm" var. Yaşından büyük lâf eden kurgulu bebek çocuklar gibi münevverân'dan nefret ediyoruz. Öğretim üyeliğinin saygınlığı kalmadığı gibi antipatik de görülmeye başlandı. Bu bir sosyal kompleks olarak artıyor. Maddi imkânsızıkları ile gülünç hâle düşen öğretim üyeleri, her şeyin banknot ile ölçüldüğü bir ülkede alaya bile alınmaya başlandılar. "Sanatçılar", benim vergimle kaç profesörün maaşı veriliyor, biliyor musunuz, diye beyinleri bozuk para gbi cebinde taşıdığını ifâde etmeye başladılar!.. Üniversite sistemindeki katı disiplin, sus-puslaştırılan hocalar ile özgür bilime de katkı yapamayacak bir cendereye düşüldü. Artık profesörlük başka alanlara kaydı. Dolandırıcılığın profesörü, futbolun profesörü şeklinde. İşte böyle bir ülkede karnenin ne değeri var ki!.. Okumanın ne değeri var? Kırmızı ışıklarda arabanızın önüne atlayıp ön camınızı silen çocukların, ileride sizin eğitimi için onca fedakarlık yaptığınız evladınızdan çok daha başarılı bir şekilde yolunu bulacağına kalıbımı basarım ben.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT