BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Fransa’nın hedefi nedir?

Fransa’nın hedefi nedir?

Paris’te Fransız mahkemesi önünde Fransızca yerine Flamence ifade veren bir kişi mahkeme heyetinin önünde, jandarmalar tarafından dipçikle vurularak ve yerde sürüklenerek dışarıya çıkarılmıştır. Bu şekilde ikiyüzlülük gösteren Fransa’nın Ermeni Meselesini sahiplenmesi, asla ve asla Ermenilere sempatisinden kaynaklanmıyor.



Paris’te Fransız mahkemesi önünde Fransızca yerine Flamence ifade veren bir kişi mahkeme heyetinin önünde, jandarmalar tarafından dipçikle vurularak ve yerde sürüklenerek dışarıya çıkarılmıştır. Bu şekilde ikiyüzlülük gösteren Fransa’nın Ermeni Meselesini sahiplenmesi, asla ve asla Ermenilere sempatisinden kaynaklanmıyor. Türk Devletini yıkmak ve Türk milletini bölmek için bazı ulusal kuruluşları da kullanarak ilerici-gerici, devrimci-antidevrimci, sağcı-solcu, milliyetçi-sosyalist, Kürt-Türk, Sünni-Alevi ve çeşitli sebeplerle gayelerine varamayınca bunlara ilâveten Ermeni meselesini gündeme getirdiler. Bu meselede dış Ermenilerin hepsini suçlamak haksızlık olur. Ayrıca Türkiye’deki Ermeni vatandaşların cumhuriyet devrinde devlet aleyhinde hiçbir gizli ve aleni faaliyetleri olmamıştır. Bu husus akıldan çıkarılmamalıdır. Fransa’nın tavrını birkaç oy uğruna alınmış karar olarak görmek ise meseleyi basite indirmek ve Batı’nın Türkiye aleyhindeki faaliyetlerini gizlemek olur. Türkiye’nin sadece ABD’de “Türkiye Araştırmalar Enstitüsü” vardır. Buna karşılık Ermenilerin ABD’de 13 enstitüleri vardır. Geçmişte ABD’li 70 bilim adamı Ermeni meselesi ile ilgili bir bildiri neşrettiler. Bu bildiride şu cümle çok isabetli idi: “Ermeniler’e soykırım iddiasının kabul edilemeyeceği ve rakamların yanlış olduğu, Türkler’in de milyonlarca kayıp verdiği” yer alıyordu. Maalesef bu 70 bilim adamı ve tarihçiyi sahiplenmedik. Ermeniler bu bilim adamlarına tazminat davaları açarak sindirdiler. ASALA ve diğer Ermeni terör teşkilatları 30’un üstünde diplomatımızı öldürdü. Fransa bu kararı ile bu cinayetlerin de ortağı olmuştur. Dış Ermenilerin hedefi sözde Ermeni soykırımı yalanı ile Türkiye’yi AB’den koparmak, dünyadan tecrit etmek; tazminat ve toprak taleplerini gündeme getirmektir. Le Figaro’nun yorumu ve başyazısında: “Bu yasa hiç kimsenin işine yaramayacak. Fransa Türklerle Ermenilerin arasındaki bu yüz yıllık husumetin hakemi olmamalıdır. Milli meclisimizin görevi, böyle bir hakemlik değildir. Tarih siyasal hesaplarla yazılmaz...” Liberation ise: “Parlamentonun çıkardığı yasa, yasadan çok kararnameye benziyor. Oysa Anayasa, parlamentoya kararname oylama yetkisi vermiyor. 21. yüzyılda parlamentonun çıkardığı bu ilk yasa, şimdilik tümüyle sembolik bir değer taşıyor...” Milli mücadele yıllarında ABD’li General Harbord’un Ermeni soykırımı iddialarını çürüten raporu neden kamuoyuna açıklanmıyor. Bu raporun mahiyetini biz dışpolitika yazarı olarak bilmiyoruz! Batı ve Ermeniler anlamalıdır ki, 70 milyon öldürülmeden Ermenilerin tazminat ve bilhassa toprak talebi asla gerçek olamaz. Hayal peşinde koşanlar yine hüsrana uğrayacaklardır. Sözde Ermeni soykırımı ile ilgili Piyer Loti’nin Ocak 1919’da yazdıkları şöyledir: “Hayatım boyunca söyledim ki, Türkler bütün Doğu’nun en sağlam, en dürüst insanları ve ayrıca hoşgörüsüzlüğün kendisi olan Ortodokslardan yüz kere daha fazla hoşgörülüdürler. Bu konuda, savaşın başından beri, en inatçıları bile ikna edecek cinsten bin tane örnek sayabiliriz. Biz Fransızların Saint-Barthelemy katliamımız var. İspanya’nın engizisyon ayıbı var. Müslüman ve Yahudileri katlettiler. Yahudileri ülkelerinden attılar. Onlar da Türkiye’ye sığındı ve orada büyük bir hoşgörüyle karşılanıp Osmanlı vatandaşı oldular. Türkiye’deki Ermenileri neredeyse bir meyvenin içinde ve onu kemiren kurtlara benzetmeye cesaret edeceğim. 1896 olaylarını Türklerin üzerine yüklemeden önce Ermeni devrimci partisinin nasıl bir vahşetle saldırılar yaptığını unutmamak gerekir. Bütün bunlara ilâveten, Ermeniler bir de Hıristiyanları, Katolikleri ve Ortodoksları, Türkiye’ye karşı bütün Batı’yı kışkırtma rolünü yüklendiler. Türklerin, Hıristiyan olmamaları Avrupa’nın gözünde temel bir eksiklik. Ermeniler ve Ortodokslar bu Hıristiyan kimliğinden yeteri kadar faydalandılar. Ve herkesi bununla aldattılar. Ermeniler tarafından beyan edilen ölü sayısına gelince, aşağı yukarı toplam nüfuslarının iki katını geçer. Halbuki onlardan her yerde yüzlerce, binlerce var. Her yer onlarla dolu. Hatta Batı Avrupa’da bile çokça bulunuyorlar...”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT