BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Emir Sultan "rahmetullahi aleyh" -8-

Emir Sultan "rahmetullahi aleyh" -8-

Kumlar "Altın" olunca, Valide Sultan hemen, "Emir"in talebine, "Peki" dedi gönülden. Kalbi gayet müsterih ve rahattı oldukça, Ve hemen o günlerde, hazırlattı bir bohça.



Ateş ve mendil... Kumlar "Altın" olunca, Valide Sultan hemen, "Emir"in talebine, "Peki" dedi gönülden. Kalbi gayet müsterih ve rahattı oldukça, Ve hemen o günlerde, hazırlattı bir bohça. Koydu içerisine hediye mendil, gömlek, Gönderdi damadına, birisine vererek. Bohça geldiği zaman, "Emir" de o arada, Mangalını yakmış ve otururdu odada. Sohbet ediyorlardı talebesiyle o an, Girdi o vazifeli, içeri tam o zaman. Bohçayı arz ederek, izinle girdi söze, Dedi; (Valide Sultan, gönderdi bunu size.) "Emir Sultan", bohçayı aldı kabul ederek, Yer gösterdi gelene, teşekkür eyleyerek. Sonra bir mendil alıp, o bohçanın içinden, "Köz" koydu arasına, mangalın ateşinden. Sonra da uçlarını, kapatıp onun yine, Verdi tebessüm ile, o kimsenin eline. Dedi; (Selam söyleyin valideye dönüşte, Biz fakir dervişten de, hediye budur işte.) O, şaşkınlık içinde mendili aldı, ama, Düşündü; "Ne acaib, ne garip bir muamma." Çıkıp yolda giderken, merak ederdi ki hep; "O közler, bu mendili yakmıyor, neden acep" Böyle saraya kadar, zor tuttu kendisini, Gelip, "Emir Sultan"ın verdi hediyesini. Sarayda, merak ile açılınca o mendil, Gördü ki, içindeki hiç ateş ve köz değil. Gözleri kamaştıran, "Elmas parçaları" var, Bunu, saray halkı da görüp donakaldılar. Öğrenince memurdan sonra da hakikati, Dediler ki; (Bu onun, büyük bir kerameti.) Sultan Bayezid dahi vakıf oldu bu işe, Dedi; (Veriliyormuş kızımız bir dervişe.) Üzülüp, bir paşanın emrine, kırk sipahi, Verip emreyledi ki; (Git Bursa'ya sen dahi. Kızım Hindu Sultanla, o dervişin, âcilen, Başlarını keserek, al getir bana hemen.) Geldi Süleyman Paşa, Bursa'ya bu iş için, Lakin Valide Sultan, vermedi buna izin. Onlar dinlemeyerek, saldırdılar saraya, Dediler; (Bu, emirdir, siz girmeyin araya.) Lakin "Emir Sultan"a yaklaşmıştı ki onlar, Birdenbire gaibden, fırladı birçok oklar. Kırk adet sipahiye, ok atıldı kırk adet, Hepsi, cansız olarak yere düştü nihayet. Allahın yardımıyla, "Hindu" ve "Emir Sultan", O gün halas oldular, onların hücumundan.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT