BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Devrim hâlâ çalışıyor

Devrim hâlâ çalışıyor

Benzin konulmadığı için Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel'i şeref turunda yolda koyup terleten Devrim, aradan geçen 40 yıla rağmen tıkır tıkır çalışıyor. Devrim yeryüzünde "Sadece bir otomobil üretmek için" yapılan yegane proje. İlk yerli otomobilimiz yüzlerce Cadillac fiyatına mal olmuştu.



19 Haziran 1961... Milli Birlik Komitesi'nin güçlü yılları... Emir demiri keser derler ya, Eskişehir Lokomotif Fabrikası'na çelik kesen bir buyruk geliyor. Ankara'daki devletlüler 29 Ekim merasimlerinde şeref turu atmak için % 100 yerli bir otomobil istiyorlar. İşin şakaya gelir yanı yok, zira evrağın üzerinde kırmızı kırmızı "İvedi!" kaydı parlıyor. Haber Eskişehir'e ulaştığında demiryolcular bir hoş oluyorlar. Bu çetrefilli imtihanı aşmak için önlerinde sadece 129 günleri bulunuyor. Hatta "N'ederiz, nasıl ederiz?" derken o gün de geçiyor 128 kalıyor. Toplu iğnenin bile ithal edildiği bir devirde başta motoru, karasörü, aktarma organları olmak üzere paspasından, lambasına tamamı yerli bir otomobil üretmek kolay değil. Ancak bir 2. Abdülhamid Han yadigârı olan köklü tesise güveniyorlar. Zira bu fabrikanın bir zamanlar Krupp, Thyssen gibi endüstri devleri ile yarışabildiğini biliyorlar. Düşünülen şey bir üretim bandı olsa yapılanma kolay ama Milli Birlik Komitesi sadece "bir" otomobil istiyor. Demiryolcular "ne olur, ne olmaz" mantığı ile iki tane de yedeğini düşünüyorlar. Bu arabalar 29 Ekim'de yürüsün de isterse 30 Ekimde takoza alınsın. Zira Menderes gibi bir Başbakanı indiren darbeciler halkla barışmak istiyorlar. Bunun da tek yolu Türk malı bir araba yapmaktan geçiyor. Demiryolcular işe hızlı giriyor. Yüzlerce kez tecrübe yapıyor, tabiri caizse Amerika'yı yeniden keşfediyorlar. Hazırlanan kalıplara sadece üç kere malzeme dökülüyor, sonra bir tarafa atılıyor. Bu akıllara durgunluk verecek bir israf ama... Neyse o tarafını eşelemeyelim arabalar hazır oluyor. DEVRİM kelimesi iri harflerle dökülüp kaputun alnına çakılıyor. Bej renkli otomobil tamamen bitiyor. Siyah arabanın pastası, cilası yolda (vagon üstünde) yapılıyor. Üçüncünün ne döşemesi, ne de boyası yetişiyor. Hasılı Türk mühendisi "motor kim, biz kim" denilen bir ülkede otomobil yaparak gönüllere su serpiyor. Emirle değil benzinle Arabalar 28 Ekim günü trene yükleniyor. Katar şefi buharlı lokomotifin saçtığı kıvılcımların bir kazaya sebebiyet vermemesi için benzin depolarını boşaltıyor. Ankara'ya varan arabalara ilk benzin istasyonuna gidecek kadar (birer şişe) benzin koyuyorlar. Şoförler arabanın deposunu nerden doldururuz diye kıvranırken Cemal Gürsel'in eskortları görünüyor. Heyecanlı subaylar, badem bıyıklı partililer kraldan çok kralcı kesiliyor "Sayın Cumhurbaşkanımız bekliyorlar, haydi durmayın!" diyorlar. Şoför "Benzin... Benzin!" diye yırtınıyor ama dinleyen kim? Adamlar arabanın emirle yürüyeceğini sanıyorlar. Neyse bej araba fişek gibi Meclis önüne geliyor. Siyah olanı zoraki konvoydan kurtulup bir benzin istasyonuna kaçmayı beceriyor. Cumhurbaşkanı alkış şaşaa içinde bej renkli Devrim'e biniyor. Araba 200 metre sonra ansızın tekliyor, boğmacaya tutulmuş çocuk gibi öksürüp silkeleniyor sonra... Sonra stop ediyor. Arkadan siyah araba yetişip şeref turunu tamamlıyor ama ertesi gün medya Devrim'in ipini çekiyor. Yolda kalan arabayla alay ediyor, ayların emeğini bir anda silip atıyorlar. Öyle bir "biz adam olmayız" edebiyatı tutturuluyor ki millet, Devrim'in adını bile anmak istemiyor. Diğerleri hangi hurdalıkta çürütüldü bilemiyoruz ama bej Devrim 40 yıldır doğduğu tesisin kırık dökük işlerini kovalıyor, fabrika arazisi içinde oraya buraya koşturup hizmet veriyor. Tıkır tıkır yürüyor, saat gibi çalışıyor. Eğer, benzin koyarsanız.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT