İran'da medyanın çoğunluğunun Sepah-e Pasdaran-e İnkılabi İslami (İslami Devrim Muhafızları Ordusu DMO) tarafından kontrol edilmesi, ülke savunması bütçesinin medyaya yatırıldığı eleştirilerine yol açtı. İran kamuoyunu yönlendiren büyük basın yayın organlarının yanısıra internet ve televizyon alanlarında da kurulan büyük haber ağı sayesinde Tahran yönetimi resmi politikalarını ülke kamuoyunda standart hale getirebiliyor.
İran'ın Suriye iç savaşına doğrudan müdahil olduğu bir süreçte gerek iç kamuoyunu gerekse de hinterlandındaki komşu ülkelerdeki haber kaynaklarını etkileme aracı olarak askeri vesayet altında yönettiği medya gücü öne çıkıyor. Tahran yönetimi kendi politikalarını anlatmak için DMO vesayetinde büyüttüğü medya ağı ile komşu ülkelerde bir "kamu diplomasisi" aracına dönüştürüyor.
İran Cumhurbaşkanı Medya Danışmanı Hüsameddin Aşina, başkent Tahran'da 8 Ağustos'ta düzenlenen "Gazeteciler Konferansı"nda yaptığı konuşmada, ülkedeki medya organlarının bir çoğunun askeri kurumlar tarafından finanse edildiğini belirterek, söz konusu medya organlarının amacının da gerçek medyayı bastırmak olduğunu söyledi.
Aşina, İran Radyo ve Televizyonu'nun da (IRIB) bu kapsama giren medya organlarından olduğuna işaret etti. "Medyayı Denetleme Kurulu"nun IRIB üzerindeki denetiminin zayıf olduğu eleştirisinde bulunan Aşina, "Ülkedeki medya ve haber alanındaki endişemiz, zayıf medya organları üzerinde güçlü, güçlü medya organları üzerinde ise zayıf denetim yapılmasıdır" ifadelerini kullandı.
Ülkenin önde gelen gazetelerinden İttilaat ve Keyhan'ı da eleştiren Aşina, söz konusu gazeteler üzerindeki denetimin zayıf olduğunu ve bu gazeteler hakkında kimsenin şikayet etmeye dahi cesaret edemediğini belirtti.
Bir gün sonra da eski cumhurbaşkanı ve Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi Başkanı Ali Ekber Haşimi Rafsancani'nin aile üyeleri, Aşina'nın sözlerine atıf yaparak, Rafsancani'nin yolsuzluk suçundan 10 yıl hapse mahkum edilen oğluyla ilgili kararı eleştirdiği sözlerini "yargıyı yıpratmak" olarak niteleyen İran Yargı Erki Başkanı Ayetullah Sadık Amuli Laricani'ye cevaben bir bildiri yayımladı.
-Medyadaki askeri vesayet
Bildiride, Aşina'nın sözlerine atıf yapan Rafsancani ailesi, onbinlerce sayfalık dava dosyasının ülkenin savunma bütçesiyle finanse edilen gazete ve internet sitelerinde yer aldığını ancak kendi savunmalarının bu medya organlarında yer almadığını ifade etti.
İran'da uzun süredir tartışma konusu olan ülkedeki medya organlarının savunma bütçesiyle finanse edilmesi konusu Kasım 2014'te İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani tarafından da dile getirilmişti.
Ruhani, "Sağlıklı Devlet Daireleri ve Yolsuzlukla Mücadele Konferansı"nda yaptığı konuşmada, "Eğer silah, gazete, haber ajansları ve iktidar bir kurum çatısı altında toplanırsa o kurumda (Peygamberimiz'in arkadaşları) Ebu Zer Gıfari ve Selman-ı Farisi dahi olsa orada yolsuzluk ortaya çıkar" diyerek, Devrim Muhafızları Ordusu'nun ülkedeki siyasi, ekonomik ve medya üzerindeki tahakkümünü eleştirmişti.
DMO'nun ne zaman medya alanında hakimiyet kurduğu, hangi basın kuruluşlarının onlara bağlı olduğu ve onlarla ilgili genel görüşün ve izledikleri siyasetin ne olduğu her zaman tartışma konusu oldu.
- Devrim Muhafızları'nın medya arenasına girişi
İran Devrimi'nin başlangıç yılları 1979'tan 1991'e kadar geçen sürede DMO, yerel haberlerin yayımlandığı "Haberler ve Tahliller" adıyla bir bülten yayınlamaya başladı. Aynı dönemde de DMO, "Ümid-i İnkılab" (Devrimin Ümidi) ve "Peyam-ı İnkılab" (Devrimin Haberi) adında yayımladığı dergilerle medyadaki rolünü güçlendirmeye çalıştı.
1991-2001 arası dönemde de İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney'in, DMO komutanlarından Hüseyin Şeriatmedari'yi ülkenin en köklü gazetelerinden Keyhan'ın genel müdürü, DMO'nun Siyasi Daire Başkanı Muhammed Hüseyin Seffar Herendi'yi de aynı gazetenin genel sekreteri olarak ataması, Devrim Muhafızları'nın İran medyasındaki nüfuzunun başlangıç noktasını oluşturdu.
Yine aynı dönemde Hamaney, İran Radyo ve Televizyon Kurumu'nu (IRIB) eski komutanlardan ve şu andaki Meclis Başkanı Ali Laricani'ye teslim etti. DMO'ya yakın Cevan Gazetesi de yine bu dönemde yayın hayatına başladı.
IRIB'in Laricani'den sonraki genel müdürleri İzzetullah Zergami ve Muhammed Serefraz da yine DMO komutanları arasından seçildi.
Devrim Muhafızları, 2001-2009 arasındaki dönemde ise, internetin gücünü keşfederek, internet medyasına giriş yaptı. Bu kapsamda ilk olarak 2002'de eski komutan ve şu anda Devletin Maslahatını Teşhis Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai yönetiminde "Baztab" isminde bir haber sitesi kuruldu. Bu sitenin amacı o dönemde ülke dışındaki muhalifler ve reformcu kanat aleyhinde propaganda yürütmekti.
Haber-analiz sitesi olarak yayın hayatına başlayan Baztab, DMO mensubu Mahmud Ahmedinejad, Muhsin Rızai ve Muhammed Bakır Kalibaf'ın 2005 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde birbirlerine rakip olarak adaylıklarını açıklamasından sonra aralarında çıkan anlaşmazlık sonucu kapandı. Onun kapanmasının ardından Baztab yöneticileri de ikiye bölündü. Bir kısmı Muhsin Rızai öncülüğündeki Tabnak adıyla haber-analiz sitesi kurarken, bir kısmı da "Ayendenews" ondan sonra da "Baztab-ı İmruz" sitelerini hayata geçirdiler. Rızai, Ahmedinejad'a karşı "Hamaneyci sağ muhalefet" çizgisinde yer alıyordu.
Devrim Muhafızları, 2002'de ise günümüzde de en önemli propaganda aracı olarak kullandığı Fars Haber Ajansı'nın (FHA) temellerini attı.
FHA'nın kurulmasından sonra da internet alanındaki faaliyetlerini yoğunlaştıran DMO, "Basiret" sitesini açtı. Basiret sitesi de yaklaşık 15 bin kişilik Devrim Muhafızları ve ona bağlı Gönüllü Güvenlik Güçleri Teşkilatı'na (Besic) bağlı bulunan "Hadiyan-i Siyasi" (Siyasi Kılavuzlar) diye adlandırılan grubun yönetiminde yayın yaptı.
2009'dan sonraki dönemde ise DMO, İran medyası üzerindeki hakimiyetinde tek aktör olma çabalarını hızlandırdı.
- Günümüzde Devrim Muhafızları'na bağlı medya organları
DMO resmi medya merkezi olarak "Sepah News" adındaki internet sitesini kullanıyor. Adı geçen internet sitesinin yanında Devrim Muhafızları'na bağlı yurtiçi ya da yurtdışı merkezli yüzlerce internet sitesi bulunuyor.
İran meclisindeki muhafazakar kanada mensup milletvekillerinden Ahmed Tevekkuli'ye ait "Alef", Eylül 2013'te yayınladığı bir raporda, Devrim Muhafızları'na bağlı medya organlarına işaret ederek, "Bu kadar çok sayıda haber ajansı ve internet sitesi hangi gerekçeyle ülkenin savunma bütçesiyle finanse ediliyor?" diye sormuştu.
Rızai'ye ait Tabnak sitesinde Haziran 2014'te yayınlanan bir makalede de "Yüksek ziyaret oranına sahip 55 haber ajansı ve haber-analiz sitelerinden sadece 10 site, hükümet tarafından destekleniyor. Diğerleri ise hükümet muhalifi. Bu sitelerin yüzde 70'inin kaynağı belli değil ancak düşünce çizgileri incelendiğinde onların doğrudan ya da dolaylı olarak ülkedeki bazı özel merkezlere bağlı olduğunu gösteriyor" diye yazarak, muhalif siteleri hedef almıştı.
Fars Haber Ajansı, Tasnim, Nesim, Rah-ı Dana ve Tavana haber ajansları, DMO'nun finanse ettiği ve yönettiği başlıca haber ajansları arasında yer alıyor.
DMO, kendi medya birimi ile bu ajanslar üzerinden İran ve İran dışındaki gelişmeleri kendi ideoloji süzgecinden geçirerek servis ediyor.
Devrim Muhafızları, Basiret, Sepahnews, Nida-yi İnkilab, Ferheng-i İnkilab-ı İslami, Sıratnews, Fatırnews, Maşrıknews, Bultennews, Dideban, Cevanonline, Emmareyun, Besic-i Pers, Haber-i Daneşçu, Burhan, Meclis-i Nöhom, Efseran-ı Cevan- Cenk-i Nerm, Eşrak, Movc-i Kanun, Behdoht, Didar-ı Medya, İran-ı Hestei, Sefir, Sepah-ı Ostan-ı Tahran, Sepah-e Aşura gibi web siteleriyle de internet alanındaki propaganda faaliyetlerini yürütüyor.
DMO, İran'ın en köklü ve dünyanın başlıca dillerinde günlük gazete, aylık dergi ve kültür sanat alanında ek yayınları olan Keyhan gazetesinin yanısıra Sobh-i Sadık, Cevan ve Maşrık gibi ülkenin önde gelen ve köklü gazetelerini de elinde tutuyor. Medya organlarının çoğunun yönetiminde de muvazzaf ya da emekli DMO yetkilileri bulunuyor.
- Devrim Muhafızları'nın medyasında izlenen politika ve ideoloji
Kendisini rejimin koruyucusu olarak gören Devrim Muhafızları, 90'lı yıllarda medya üzerinden rejimin eleştirilerek, zarar göreceği konusunda endişe taşıyordu. 90'lı yılların öncesinde İran'daki medya organlarının çoğu devletin kontrolünde belirlenmiş bir medya politikası izliyor ve eleştiri sesi daha az yükseliyordu. Rafsancani'nin cumhurbaşkanlığı döneminde Keyhan, Selam ve İran gibi bazı gazete ve dergiler ise Rafsancani hükümetini yoğun şekilde eleştiriyordu.
İran medyasındaki bu yeni durum 1997'de reformcu kanada mensup Muhammed Hatemi'nin cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanmasıyla sonuçlandı. Bu dönemde reformcu gazete ve dergilerden onlarcası yayım lisansı almayı başardı. Böylece yüzlerce genç ve yaşlı gazeteci, muhafazakar kanattan farklı bir görüşle, dini lidere bağlı dini ve askeri kurumları, demokrasi, özgürlük ve liberallik gibi çeşitli konularda eleştirmeye başladılar.
Kısa süre sonra da dini liderin kontrolündeki yargı, bu gazetelerden bir çoğunu kapattı ancak ülkedeki medyaya yayın izni vermekle sorumlu İslami İrşad ve Kültür Bakanlığı Hatemi döneminde bu reformcu gazetelere yeniden yayım izni çıkardı.
Dini lider Hamaney'in değişim isteyen basına karşı doğrudan harekete geçmesine kadar ülkede medya alanında özgürlük rüzgarları esti. Hamaney 2000 baharında Cuma namazı hutbesinde reformcu basını "düşmanın üssü", "kültürel saldırı odakları" ve "devrimin değerlerine aykırı" gibi ifadelerle suçladı. Onun bu sözlerinden sonra Tahran Başsavcılığı, 17'den fazla gazete ve dergiyi kapatarak, orada çalışan gazetecileri de gözaltına aldı.
Muhafazakarların medyası nitelik, nicelik, okuyucuları çekme, içerik çeşitliliği ve beceri açısından reformcuların yazarları ile rekabet edecek seviyede değildi. Bundan dolayı, rakiplere karşı medya savaşının ordu gibi güçlü bir kurum tarafından yönetilmesi gerektiğini düşündüler. Aynı yıl her ikisi de reformcuların kontrolünde olan resmi haber ajansı IRNA ve İranlı Öğrenciler Haber Ajansı (ISNA) ile rekabet edebilmek için ordu tarafından 2002 yılında Fars Haber Ajansı (FHA) kuruldu.
Devrim Muhafızları Ordusu, 2005 Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde siyasete doğrudan katılmıyordu. Ancak aynı yıl Ahmedinejad'ı açık bir şekilde destekledi ve sonrasında onun kabinesindeki sandalyelerin çoğunu Devrim muhafızlarına yakın şahsiyetler oluşturdu.
2009 seçimleri, seçimlerin ardından yapılan itirazlar ve reformcuların taleplerinin radikalleşmesi, ordunun 2009 seçimlerindeki cumhurbaşkanlığı seçimlerinin adaylarından şu anda da ev hapsinde tutulan Mir Hüseyin Musevi ve Mehdi Kerrubi gibilerinin öncülüğünü yaptığı Yeşil Hareket'e karşı durmasına sebep oldu. Devrim Muhafızları, internetin medyadaki rolünün farkına varmıştı. Mir Hüseyin Musevi'nin taraftarları seçimden önce ve sonra bu yolla fikirlerini yayınlamış ve birbiri ile iletişim kurmuşlardı. Devrim Muhafızları da bu alanı onlardan almayı hedeflemişti.
Devrim Muhafızları'nın siyasi bürosu Eylül 2009'da hazırladığı raporda, İran rejimine yönelik tehdit unsurlarını, hükümetle halk, ruhanilik ile velayeti fakih, halk ve ruhanilik arasında bulunan tüm çatlaklar ve sorunlar olarak değerlendirmiştir. Devrim Muhafızları'na göre bu sorunlar "Yumuşak Savaş" diye adlandırılan düşman tarafından uygulanan medya savaşıyla ortaya çıkmıştı.
FHA eski genel müdürü ve Kudüs Ordusu'na bağlı Tasnim Haber Ajansı kurucusu ve ordu üyesi Mecid Kalizade, "Hedef, düşmanın egemen medya düzenine karşı güçlü bir medya cephesi oluşturmak" diyerek, bu kapsamda da Ortadoğu ve Kuzey Afrika'daki ülkeleri gözlemleyecek özel ekiplerin hazırlandığını söyledi.
DMO'ya bağlı medya uzun yıllar boyunca içerideki rakiplerine karşı muhalefet ve onları küresel güçlerin hizmetçileri olmak, ülkede siyasi, kültürel, sosyal ve sanatsal gelişmelerin önüne taş koymakla suçlamanın yanı sıra reformcuları da fitnecilik ile suçlayan yayınlar yaptı. Hatemi, Musevi, Kerrubi ve diğer din adamlarını ve bağımsız siyasetçileri suçlayan yayınlar yapan aynı medya organları, İran'ın 5+1 ülkeleri ile yaptığı nükleer müzakereler hakkında da daima kötümser bir tabloyu halka sundu. Adı geçen medya organları ayrıca İran'ı bölge ülkelerine müdahale etmeye teşvik etmek ve onların liderlerini terörizmi desteklemek ve Batı'ya bağımlılıkla suçlayan yayınlarını sürdürdü.
İran'ın resmi politikalarının ülke kamuoyunda standart kabul edilmesi için habercilik yapan DMO medyası aynı zamanda Suriye'deki iç savaş ve Yemen krizi gibi dış politika konularında da İran kamuoyunu yönlendirmeyi amaçlıyor.