Cumhurbaşkanı Akıncı, Kıbrıs Türk Müteahhitler Birliği heyetini kabulü sırasında yaptığı açıklamada, Kıbrıs müzakerelerinde ilk kez tarafların hangi konularda uzlaşabileceklerini görüştüklerini ve pozisyonları diğer tarafın da kabul edeceği bir noktaya çekme çabası içinde olduklarını söyledi.
"Yarının ne olacağını tam olarak kestirememek Kıbrıs Türk'ünün yıllardır müzminleşmiş, kangrenleşmiş bir sıkıntısıdır" diyen Akıncı, Kıbrıs Türk halkının, verdiği karar ve desteklediği vizyonla çözüm ikliminin oluşmasına büyük katkı sağladığını ifade etti. Akıncı, kendisinin de toplumun sözcüsü ve tercümanı olarak kendisine layık görülen görevin gereğini yapmaya çalıştığını söyledi.
"Kimi zaman işte çok hızlı mı gidiyor bu süreç diye söylenir. Bence bugünkü üç aylık süreci değil yitirilen yarım yüzyılı düşünmemiz lazım" ifadesini kullanan Akıncı, geride kalan 50 yıl boyunca Kıbrıs Türk halkının uluslararası hukukun dışına itildiğini ancak geçmişten ders alarak gelecek belirsizliğini aşacak bir formül üzerinde çalıştıklarını kaydetti.
- "Mülkiyette yeni durum yok"
Konuşmasında mülkiyet konusundaki duruma da değinen Akıncı, konuyla ilgili spekülasyonların, olmayan şeyleri olmuş gibi göstermenin yersiz olduğuna dikkati çekti. Akıncı, "Şu anda özellikle tedirginlik yaşattığı söylenen mülkiyetle ilgili olarak, bireyin mülkiyet hakkının var olduğunu iki tarafın da benimsemesinin ötesinde yeni bir durum yaşatılmış değildir" şeklinde konuştu.
Bireyin mülkiyet hakkının öteden beri bilinen bir durum olduğunu vurgulayan Akıncı, bunun yeni bir durummuş gibi yansıtılmasına ve mülkiyet hakkının bir tercihmiş gibi sunulmasına karşı çıktı.
"Bireyin mülkiyet hakkı vardır ki Mal Tazmin Komisyonu kuruldu" diyen Akıncı, çözüme varılması durumunda bireylerin iki kesimin eşit olarak temsil edildiği mülkiyet komisyonuna başvuracaklarını, komisyonun da müzakereler sonucunda belirlenecek kriterler üzerinden karar vereceğini söyledi.
Mustafa Akıncı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin mülk sahibinin yanı sıra mülk üzerinde yaşayan insanların da haklarını gözeten kararları bulunduğunu hatırlatarak, "Biz bu topraklarda, bu konutlarda, bu iş yerlerinde bir ömür tüketen insanlarımızın elbette haklarının gözetilmesi gerektiğinin farkındayız ve bilincindeyiz. Ancak 'biz bu mülkiyet haklarını tamamen bertaraf ettik, ne tazminat öderiz, ne takas yaparız, 74'te çizgiyi çizdik ve bu iş bitti' anlayışı varsa bu anlayışla bir yere gidemediğimiz de ortadadır" ifadesini kullandı.
- Uluslararası toplumun sürece desteği
Sulh yoluyla iki toplumun da onaylayacağı ortak paydanın bulunması gerektiğine dikkat çeken Akıncı, bir tarafın pozisyonunu diğerine empoze etmesinin doğru olmadığını vurguladı. Akıncı şöyle devam etti:
"Bizim için iki kesimlilik, iki toplumluluk çok önemli. Elbette AB'nin içinde olacağız, bir çözümle beraber biz de kendimizi AB'nin içinde bulacağız. O nedenledir ki 11 Şubat anlaşmasında Avrupa prensiplerine bağlılıktan da bahsedildi ama aynı şekilde iki kesimlilikten, iki toplumluluktan da bahsedildi. Burada da bir ortak kesit yaşatmak durumundayız. Hem AB ilkelerini gözeteceğiz ama aynı zamanda da bu çözümün iki kesimli iki toplumlu bir çözüm olduğunu unutmayacağız."
Akıncı, iki kesimlilikten Kıbrıs Türk toplumunun kuzeyde, Kıbrıs Rum toplumunun güneyde çoğunlukta olacağı bir yapı kastedildiğini hatırlatarak, kuzeydeki mülk oranına bakıldığında tazminatların gerekliliğinin de açık olduğunu kaydetti.
Yabancı aktörlerin sürece destek vermesi gerektiğinin altını çizen Akıncı, Annan Planı döneminde yapılan bağışçılar konferansının fiyaskoyla sonuçlandığını hatırlattı ve bundan ders alarak gerekli uyarıları yaptıklarını söyledi. Daha güzel günlere ulaşmak için herkesin elini taşın altına koyması gerektiğini söyleyen Akıncı, "Doğu Akdeniz'de bu kadar kırılgan bir siyasi ve fiziki ortamda, kan göllerinin etrafımızı çevirdiği bir bölgede, güzel bir barış örneği yaşatmak için çaba harcarken AB olsun, BM olsun, diğer dünya ülkeleri olsun, Güvenlik Konseyi'nin daimi üyeleri olsun, bu güzel örneğin yaşatılmasını isterken Kıbrıslılara yardımcı olmak durumundadırlar" değerlendirmesini yaptı.
Akıncı, çözüm konusunda "ihtiyatlı bir iyimserlik" içinde olduklarını aktararak, mayısta Güney Kıbrıs'ta genel seçimlerin yapılacağını ve seçim döneminde hassasiyetlerin arttığını hatırlattı. Niyet, kararlılık, azim ve hızla devam edilirse mayısa kadar çözüme ulaşmanın mümkün olduğunu vurgulayan Akıncı, bunun Güney Kıbrıs basınında yorumlandığı üzere Rum tarafını sıkboğaz etmek anlamına gelmeyeceğini ifade etti.
Müzakerelerde olumlu bir havanın hakim olduğunu belirten Akıncı, Türkiye'nin verdiği desteğin de önemli olduğunu sözlerine ekledi.