Doğu Avrupa ve eski Sovyetler Birliği ile uzun yıllar olan komşuluğunun ardından, Çipras ve Podemos'un atağı ile iç dengeleri sarsılan Avrupa Birliği, tarihinin belki de en büyük siyasi kriziyle karşılaştı. Ancak AB, Yunanistan ile olan uzun müzakere süreci sonunda bu krizi kendi açısından başarı sayılabilecek şekilde sonlandırmayı başardı. Doğu Avrupa'da sosyalizmin çöküşünden sonra, kendi içindeki dengeleri teskin amacıyla “Demokrasi" ve “Sosyalizm" kavramları temelinde kendini yeniden tanımlama yönüne giden Avrupa Birliği, SYRIZA iktidarıyla daha önce tanık olmadığı bir durumla karşı karşıya kaldı. Yaşanan süreç içerisinde ilk başta bu çeşit krizlere karşı somut bir planı olmadığı anlaşılan AB, beklenmedik bu krizi kısa bir süre içerisinde uluslararası piyasaların da yardımıyla kendi lehine çevirdi. SYRIZA'nın, en fazla sıkıştığı anda referandum kozunu öne sürmesi de bu konuda deneyimi bulunan kapitalist cepheyi etkilemedi. Avrupa, referandumda çıkan yüzde 63 gibi büyük bir orandaki 'hayır' oylarını kendi mekanizmaları aracılığıyla uyguladığı baskılar sonucunda 'evet' oyuna çevirdi. Avrupa, kurtarma programlarıyla ilgili daha önceki referandum girişimini engellemişti. Yunanistan'da referandum konusu ilk kez 4 yıl önce sosyal demokrat eski Başbakan Yorgo Papandreu tarafından gündeme getirilmiş ancak Avrupalı liderlerin baskıları sonucunda Papandreu geri adım atmak zorunda bırakılmıştı. Avrupa Birliği ile SYRIZA arasındaki mücadele Avrupa kapitalizminin zaferiyle sonuçlanırken, Yunanistan'da Çipras ve İspanya'da Podemos hareketiyle başlayan Avrupa'nın sosyalizm ideali yönünde değişmesi beklentilerinin henüz gerekli altyapı ve dinamiğe sahip olmadığını ortaya koydu. Avrupa'yı değiştirme hayaliyle yola çıkan Çipras'ın, aylar süren sert mücadeleler sonucunda geri adım atması ve Avrupa güçlerine karşı yenildiğini açıkça kabullenmesi, Yunanistan ile ilgili gelişmeleri ilgiyle izleyen diğer Avrupa halklarına Avrupa kapitalizmine karşı olası sosyalizm hayallerinin uzun bir süre daha ertelenmesi gerektiği yönünde mesaj verirken, SYRIZA iktidarının da sonunu getirdi. Yardım anlaşmalarına karşı söylemleriyle Yunan halkının sempatisini kazanan Çipras'ın, iktidara geldiğinde bunun tam aksini yapması ve Avrupalı kurumlarla yeni bir anlaşma imzalaması SYRIZA içinde bölünmelere neden oldu. SYRIZA içerisinde "Sol Platform" olarak adlandırılan muhalif milletvekillerinin parti programının uygulanmadığını ileri sürerek partiden ayrılmasıyla meclis çoğunluğunu yitiren SYRIZA hükümeti daha fazla dayanamayarak istifa etmek zorunda kaldı. Yaşanan süreç sonunda Yunan Cumhurbaşkanı Prokopis Pavlopulos, meclisi fesh ederek siyasi krizden çıkış yolu olarak ülkenin erken seçime gitmesi yönünde karar aldı. Yunanlar, 20 Eylül'de sandık başına giderek, ülkelerinin AB yanlısı veya karşıtı siyasi hareketle yönetilmesi konusunda karar verecekler.