Suriyeli muhaliflerin kurduğu Müzakere Yüksek Komisyonu (HCN) koordinatörü ve eski Suriye Başbakanı Riyad Hicab, Cenevre'de yapılacak Suriye görüşmelerine katılımlarıyla ilgili olarak, "Başarısızlığa mahkum konuşmalar yapmaya gitmek istemiyoruz. Gidip müzakerelere katılmak istiyoruz fakat uluslararası toplumun yükümlülüklerine uygun şekilde davranması gerekiyor" diye konuştu. 

Hicap, "CNN International" kanalında gazeteci Christiane Amanpour'un Cenevre'de yapılacak Suriye görüşmeleriyle ilgili sorularını cevapladı. 

Hicab, İngiltere Dışişleri Bakanı Philip Hammond'un, Suriye muhalefetinin Cenevre görüşmelerini boykot etmesinin Suriye Devlet Başkanı "Beşşar Esed'in ekmeğine yağ sürmek anlamına geleceği" yorumunun hatırlatılması üzerine şunları söyledi:

"Lütfen durduğumuz yeri anlayın. Bugün Suriye halkı açlıktan ve bombalardan ölüyor. Barış ve demokratik geçiş dönemi isteyen bizleriz. Hayalimiz Suriye'de demokratik geçiş sürecinin gerçekleştirilmesi ve trajedinin sona ermesi. İnsanların evlerine dönüp herkes gibi normal bir hayata kavuşması. Eşitlik, özgürlük, barış, hukuk istiyoruz. Başarısızlığa mahkum konuşmalar yapmaya gitmek istemiyoruz. Gidip müzakerelere katılmak istiyoruz fakat uluslararası toplum yükümlülüklerine uygun şekilde davranmalı. BM’nin daimi 5 üyesinden biri olan ABD , Madaya’da açlıktan ölen bir bebeğe bir kutu süt ulaştırmayı başaramadı. Böyle bir uluslararası toplumla mı demokratik geçiş süreci sağlanacak?

"Görüşmelere katılmak üzere gerekli adımları attık"

HCN'nin Cenevre'deki barış görüşmelerine katılmak üzere tüm gerekli adımları attığını belirterek, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Ban Ki-mun ve BM Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura'ya mektup gönderdiklerini kaydetti.

Hicab, Ban'a gönderilen mektupta Cenevre'de yapılacak barış görüşmelerine olumlu yaklaştıklarını fakat BM Güvenlik Konseyi'nin Suriye'ye ilişkin 2254 numaralı kararının özellikle sivillere yönelik yardımlara izin verilmesi ve sivillerin hedef alınmamasıyla ilgili 12 ve 13 maddelerin uygulanması hususundaki endişelerini dile getirdiklerini, Ban'dan da cevap beklediklerini söyledi.

Mistura'ya yazdıkları mektupta da şehirlerden ablukanın kaldırılması, yıkıma uğrayan bölgelere yardım ulaştırılması, özellikle kadınlar ve çocuklar olmak üzere tutukluların serbest bırakılması gibi insani prensiplerin müzakerelerden önce geldiğini ve bu hususların pazarlığa açık olmadığını ifade ettiklerini belirtti.

"Esed, siyasi çözüm istemiyor"

Suriye'de Esed rejiminin Rusya’nın desteği ile kritik noktaları ele geçirdiği, stratejik olarak avantajlı göründüğü bir noktada masada müzakerde bulunmak yerine sahada savaşmayı tercih edip etmeyeceğinin sorulması üzerine Hicab şunları söyledi:

"Esed, siyasi çözüm istemiyor. Görevden alınmadan önce Başbakanıydım. Esed'i kişisel olarak tanırım. Barbarlığını bilirim. O sadece askeri çözümlere inanır. Asla siyasi süreçlerden yana değildir. Rusya da öyle. Barış görüşmelerine katılmalarının nedeni müzakereleri başarısızlığa uğratmak. ülkeyi seçimlere taşıyacak geçiş hükümetinin başarıyla oluşturulmasına yardım etmek değil. Halkını öldüren, binlerce insanını hapislerde tutan biri siyasi geçiş sürecini kabul edebilir mi? Peki böyle suçlu bir rejime kalkan olan Rusya barışçıl geçiş sürecini kabul eder mi?"

"Esed’in, derhal devlet başkanlığından ayrılması gerekiyor" 

ABD'li yetkililerden, Esed'in ne zaman gideceğine dair kesin bir ajanda olmadığına, Esed’in gelecekte kurulacak ulusal birlik hükümetinin bir parçası olabileceğine dair bir mesaj alıp almadıklarının sorulması üzerine Hicab, hiçbir ABD'li yetkiliden böyle bir mesaj almadıklarını ifade ederek, şöyle devam etti:

"Kerry, açıkça kendisi ve Başkan Obama’nın Esed'in gideceği hususuna olan bağlılıklarını bildirdi. Biz de ‘Ne zaman? Esed’in, derhal devlet başkanlığından ayrılması gerekiyor' dedik. ABD Başkanı Esed’in meşruiyetini kaybettiğini söylemesinden bu yana 5 yıl geçti. Obama kimyasal silah kırmızı çizgimiz demişti. Esed, kendi halkını kimyasal silahlarla saldıralı 3 yıl oldu. Esed hala yerinde. ABD’nin demokrasi ve insan hakları ihraç eden bir ülke olması beklenir. Suriyeliler Esed'e, açlığa, soğuğa karşı tek başına savaşıyor. İran da Esed'e destek veriyor. O zaman Suriye halkının dostları kimler? Bu nasıl dostluk? Obama'nın 2011'de verdiği sözler, yardımlar nerede?”