Sığınmacıların İngiltere'ye ana geçiş güzergahında yer alan Fransa'da Manş Denizi kıyısındaki liman kenti Calais'de bulunan ve Jungle (vahşi orman) olarak adlandırılan sığınmacı kampının bir bölümünün yıkımı ve tahliyesine devam ediliyor.

AA ekibinin gittiği Calais'de, geçen hafta verilen kampın kısmi tahliye kararının ardından iş makinaları polis güvenliği altında çalışıyor.

Bu hummalı çalışmayı bir köşede izleyen Halep Türkmeni 59 yaşındaki Muhammed ise kampın tahliye edilen kısmında beş ay kaldığını anlatıyor.

Muhammed, konteynerlerin çadırlara oranla nispeten daha iyi olduğunu söylese de hiçbir sığınmacının Fransa'da kalmaya niyeti olmadığını belirtiyor.

"Fransa'yı hiç böyle düşünmemiştim. Çamurda, soğukta sefalet içinde yaşıyoruz. Asıl hedefim İngiltere'ye geçip kendimi ve ailemi kurtarmak. Beş kez denedim, boruların içine saklandık ama polis köpekleri koklayıp buldu" diyen Muhammed birkaç gün içerisinde yeniden şansını deneyeceğini söylüyor.

Ailesiyle Halep'ten kaçarak onları Lübnan'daki sığınmacı kampında bırakan Muhammed, tek başına uçakla İzmir'e ardından kaçakçıların sağladığı teknelerle de Yunanistan'a geçmiş.

"Bu nasıl Avrupa diye soruyorum" 

Cep telefonundan ailesinin ve çocuklarının fotoğrafını gösteren Muhammed aralarındaki diyaloğu şöyle özetliyor:

"Anam da çocuklarla beraber Lübnan'da. Haberleri görüyorlar. Kampın yıkım sürecinde 'aman oğul çadırda uyuyup kalırsın, buldozerler seni ezer, sen çadırların dışında dolaş' diye tembihliyordu. Ana yüreği işte her gün ne yeyip içtiğimi, günün nasıl geçtiğini merak ediyor. 'Burada çok rahatım ana üzülme' diyorum ama kendi kendime bu nasıl Avrupa diye de soruyorum. Dayımın oğlu beş ay önce buradan İngiltere'ye geçti. 'İngiltere Fransa gibi değil, iş veriyorlar aş veriyorlar' diyor. Beni de burada tutan tek amaç İngiltere."

Kampta hayat eski ritminde

Kebapçıdan, berbere kadar içinde her şeyi barındıran adeta küçük bir şehre dönüşen Jungle'da sosyal yaşam yıkımdan pek etkilenmişe benzemiyor.

Özellikle Afganistan ve Pakistanlı sığınmacıların işlettiği kafe ve lokantalar her türlü olumsuzluğa rağmen müşteri sıkıntısı çekmiyor.

Konteynerlere taşınan sığınmacılar yine günün büyük bir kısmını tamamen çamurdan oluşan kampın ana caddesindeki derme çatma dükkanlarda geçiriyor.

İş makineleri, polis arabaları bir yanda tahliye alanında sığınmacılardan kalan eşyaları kamyonlara yüklerken gönüllü yardım görevlileri ise diğer tarafta sığınmacılarla beraber kendi kurdukları barakaları kendi imkanlarıyla taşımaya çalışıyor.