Turkish Heritage Organization (THO) tarafından düzenlenen ve ABD'nin Ortadoğu politikasının masaya yatırıldığı panelde konuşan Brookings Enstitüsü Kıdemli Araştırmacısı Shadi Hamid, Erdoğan'ın Suriye konusunda Obama'dan daha haklı bir pozisyonda olduğunu belirterek, "Türkiye'nin birçok kez ABD'yi Suriye konusunda daha sorumluluk alan bir çizgide hareket etmeye çağırdı" dedi. 

THO tarafından Washington'da düzenlenen panel, El Hayat gazetesi Washington Şefi Joyce Karam'ın moderatörlüğünde ve Amerikan Girişimcilik Enstitüsü Dış ve Savunma Politikası Çalışmaları Bölümü Kıdemli Başkan Yardımcısı Danielle Pletka, Brookings Enstitüsü Kıdemli Araştırmacısı Shadi Hamid ve Georgetown Üniversitesi Öğretim Üyesi Matthew Kroenig'in katılımıyla gerçekleştirildi.

Panelin başında söz alan THO Başkan Yardımcısı Ali Çınar, Türk-Amerikan ilişkilerinin her zamankinden daha önemli olduğunu ve bunun, kritik günler yaşayan Ortadoğu için büyük önem arz ettiğini belirtti.

Brookings Enstitüsü Kıdemli Araştırmacısı Shadi Hamid ise Obama yönetiminin Ortadoğu'da ve özellikle Suriye'de "pasif" kalmayı tercih etmesinin, 11 Eylül'den sonra "müdahaleci" bir dış politika sergileyen Bush yönetimi kadar "zararlı sonuçlar" doğurduğuna vurgu yaparak, bu pasif yaklaşımın Suriye'deki binlerce masum insanın ölümüne zemin hazırladığını öne sürdü.

"Erdoğan, Suriye konusunda haklı"
"Erdoğan, Suriye konusunda Obama'dan daha haklı bir pozisyonda" diyen Hamid, Türkiye'nin birçok kez ABD'yi Suriye konusunda daha sorumluluk alan bir çizgide hareket etmeye çağırdığını ancak Obama yönetiminin buna cevap vermediğini kaydetti.

Bu durumun son dönemde iki ülke arasındaki ilişkileri negatif etkilediğini vurgulayan Hamid, arkasında ABD'nin desteğinin olup olmadığını bilmeden Türkiye'nin, Suriye konusunda belli bir çizginin ötesine geçmemekte haklı olduğuna işaret etti. Hamid, Obama yönetiminin sadece Türkiye'yi değil, bölgedeki tüm müttefiklerini Suriye konusunda zor durumda bıraktığını da ifade etti.

Obama'nın, (Samuel Huntington'ın tezi olan) "medeniyetler çatışması" tezine inandığını düşündüğünü aktaran Hamid, "Obama, İslam'ın reforme edilmesi gereken bir din olduğunu düşünüyor" dedi. Örnekleriyle neden böyle bir sonuca ulaştığını aktaran Hamid, bu yönüyle "dinin hayatın merkezinde olduğu" Ortadoğu'yu Amerikan yönetiminin olduğu gibi kabul etmekte zorlandığını dile getirdi.

ABD'nin "İslamcılık ikilemi"
Hamid, İslam ve demokrasi söz konusu olunca dünyaya demokrasi taşıma misyonunu hatırlatan ABD'nin, demokratik yöntemlerle seçim kazanıp iş başına gelen İslamcılardan ise hiç hazzetmediğini vurguladı. Bunu "İslamcılık ikilemi" olarak niteleyen Hamid, bu açmazın Arap Baharı sürecinde Obama yönetimi için zor bir sınav olduğuna dikkati çekti.

Amerikan Girişimcilik Enstitüsü Dış ve Savunma Politikası Çalışmaları Bölümü Kıdemli Başkan Yardımcısı Danielle Pletka da Obama yönetiminin Irak tecrübesinin ardından Ortadoğu'daki çatışmaları olabildiğince askersiz yöntemlerle çözme yaklaşımını benimsediğini anlatarak, bunun özellikle Suriye'de iflas eden bir politika olduğunu vurguladı.

"Obama, Ortadoğu politikasının doğru olduğunu düşünüyor" diyen Pletka, ABD'nin ne Suriye'de ne de herhangi bir Ortadoğu ülkesinde ahlaki bir duruş sergilediğini savundu.

Georgetown Üniversitesi Öğretim Üyesi Matthew Kroening de Obama yönetiminin özellikle İran'la nükleer anlaşma konusunda başarılı olduğunu ancak aynı başarıyı Suriye konusunda gösteremediğini vurguladı.