Her fırsatta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da dikkat çektiği tehlikeye vurgu yapan Hacızade, Amerika Birleşik Devletleri'nin Suriye'deki terörist gruplara verdiği desteğin eninde sonunda kendilerini vuracağını ifade etti.

İşte Hacızade'nin o yazısı;

ABD, dünyanın bir numaralı süper gücü, bunun aksini söyleyecek çok az sayıda insan bulursunuz. Peki  bu süper gücü yöneten, onun politikalarına şekil veren insanlar her zaman zeki ve ne yaptıklarını iyi bilen insanlar mı? Hiç kuşku yok, bu soruyu gazetecilere, uzmanlara yöneltsek çok çarpıcı cevaplar alabiliriz. Her yanıtın altında da bir hikaye, yani bir yanlışın ortaya çıkacağı muhakkak.

Bana göre, ABD son 20-30 senede Orta Doğu’ya yönelik politikalarında çok sayıda yanlışa imza attı. Bu yanlışlar uzun vadede ABD’nin kendi politik, ekonomik ve güvenlik çıkarlarını da zedeleyecek nitelikte. Çoğu zaman ABD’li politikacı ve yöneticiler, bölgede olup bitenleri düzgün algılamamış, (İran devrimi, Körfez Savaşı, terör vb.) meydana gelen sorunlara uzun vadeli ve sağlam bir çözüm üretmek yerine, kısa yoldan sonuca gitmeyi amaçlamış, geçici, kısa süreli ve sağlam zemini olmayan çözümleri tercih etti. 

“ABD YANGINI MAZOTLA SÖNDÜRMEYE ÇALIŞIYOR”

ABD’nin PYD/YPG’ye yönelik politikaları da Orta Doğu’da yapılan büyük yanlışlardan biri. Bu yanlışın etkisini bölge halkı uzun süre hissedecek. 

PYD/YPG terör örgütüne her türlü desteği sağlayan ABD’li yetkililer bilmeliler ki, bir terörist grubu diğer terörist gruplar vasıtası ile bertaraf etmek, yangını mazotla söndürmek gibidir. 

ABD’nin Orta Doğu’da küçük bir müttefiki olan bu teröristler, kendi kontrolü altında bulundurdukları arazilerde, kitlevi etnik temizlikler, insan kaçırma olayları ve türlü insan hakları ihlallerinin yanısıra çeşitli terör eylemleri gerçekleştiriyor. Yaşanan tüm gelişmeler senelerdir kendisini dünyaya “demokrasi kalesi” ve “insan hakları savunucusu” gibi göstermek gayretinde olan ABD’nin çabaları ile bağdaşmıyor.

“PYD/YPG BÖLGE ÜLKELERİNİ TEHDİT EDİYOR”

PYD/YPG terör örgütünün Suriye ve Irak’ın toprak bütünlüklerine Türkiye’nin ise istikrarına doğrudan tehdit oluşturması kesindir. 

Peki neden ABD bu terör örgütünü destekliyor? PYD/YPG’nin El Kaide ve DEAŞ’tan farkı ne? Acaba ABD bir terörist oluşumu bertaraf ederken yerine bir yenisini mi bırakmak istiyor? Yoksa ABD’li yetkililer 1980’lerin başlarında Taliban’la olduğu gibi bu kez de mi yanılıyor? 

Hatırlarsanız Sovyetler Birliği, Afganistan’a müdahele ettiğinde, ülkeyi adeta işgal etmişti. Ülkede oluşturulan Taliban örgütü, ABD tarafından Sovyet ordusuna karşı desteklendi. Seneler sonra ABD aynı Taliban’la savaşır hale geldi.

“BİR TERÖR ÖRGÜTÜ İÇİN TÜRKİYE İLE İLİŞKİLERİ BOZMAYA DEĞER Mİ?”

Meselenin diğer tarafı, bir terör örgütünü desteklemek ve onu kendi kontrolünde tutmak için NATO’nun önemli ülkelerinden ve yakın zamanda ABD’nin esas müttefiklerinden biri olan, Orta Doğu’nun en gelişmiş ve en güçlü ülkesi Türkiye ile ikili ilişkileri zedelemeye değer mi? Bence bir dünya devinin, bir süper gücün politikası daha mantıklı olmalı. 

PYD/YPG konusunda ABD kamuoyu son derece önemli. Türkiye’nin bu konuda Amerikalı gazeteciler, medya kuruluşları, beyin merkezleri, politikacılar, bilim adamları, kongre ve senato üyelerinin yanısıra ABD’li siyasi parti mensupları ile de aktif bir çalışma yürütmesi fevkalade önemlidir. ABD’de Türkiye’ye sıcak bakan, Türkiye’nin Orta Doğu’nun ve Avrupa’nın güvenligi ve istikrarı açısından önemini anlayan insanlar Avrupa’dan daha çok. Bu insanları umumi bir görev için seferber etmek Türkiye’nin ve ABD’nin de uzun süreli çıkarları doğrultusundadır. 

Daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi 20. asırda “yumuşak güç” büyük siyasetin bir enstrumanı haline geldi, Türkiye de bundan kendi çıkarları doğrultusunda faydalanmalıdır. PYD/YPG’ye desteğin kesilmesinde Amerikan kamoyu büyük rol üstlenebilir.