Doç. Dr. Süleyman DOĞAN sordu, rektörler cevapladı

Muğla tarihin bilinen en eski yerleşim yerlerinden biridir.  Muğla ve çevresi gerek turizm ve gerekse sanat ve stratejik bakımdan önemli bir konuma sahiptir. Muğla’da ismini verdiği merhum Sıtkı Koçman’ın himayesinde kurulan üniversite şehre ve bölgemize önemli katkı değer sağlamaktadır. Üniversitenin Rektörü Prof. Dr. Mansur Harmandar sempatik, yapıcı, kucaklayıcı, bütünleştirici iyi yönetimiyle üniversite içinde ve dışında sevilen bir şahsiyet olmayı başarmıştır.  Rektör Harmandar ile Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesinin güzel ve muhteşem  kampüsünde söyleşi yaptık. Söyleşi esnasında ve sair durumda katkılarından dolayı Prof. Dr. Mustafa Volkan Coşkun’a, Doç. Dr .Süleyman Can’a ve Yrd. Doç. Dr. Ekrem Ayan’a teşekkür ediyor, söyleşi ile siz aziz okurları baş başa bırakıyorum.
Sayın hocam rektör olmayı önceden hedeflediniz mi?
Rektör olmadan önce,  bölüm başkanlığı, dekan yardımcılığı, yüksekokul müdürlüğü ve dekanlık gibi idari görevlerde bulundum. Daha önce yaptığım bu görevler bana yönetim konusunda birçok tecrübe kazandırdı. Rektörlük görevine talip olmamda, öğretim elemanlarının bana olan teveccühü en önemli rolü oynamıştır.  Bu teveccühün göstergesi de, girdiğim rektörlük seçimlerinde hep en fazla oyu almamdır. Dolayısıyla, değerli çalışma arkadaşlarımın, benimle birlikte çalışma isteği, seçildikten sonra büyük bir sinerji oluşturmuş ve üniversitemizin, bilim, sanat ve spor alanlarında hızla gelişmesini sağlamıştır.
Üniversiteniz Türkiye için ne ifade ediyor ve Türk bilim alanına yaptığı katkılar nelerdir?
Üniversitemiz kuruluşundan beri dünyadaki seçkin üniversiteler arasına girmeyi hedeflemiş dinamik bir kurumdur. Bugün Üniversitemiz ön plana çıkmış olduğu alanlar açısından Türkiye’deki Üniversiteler sıralamasında ilk %25’lik dilim arasında bulunmaktadır. Üniversitemizin en büyük avantajı, nitelikli öğretim üyesine sahip olmasıdır. Her yıl 2000’in üzerinde bilimsel yayın yapmaktadır. Ayrıca, 2014 yılı itibarı ile öğretim üyelerimiz tarafından yürütülen 36 TÜBİTAK, 4 Avrupa Birliği, 3 SANTEZ ve Üniversite destekli 388 bilimsel araştırma projesi bulunmaktadır. Bu çalışmaların çıktıları birçok alanda düzenlediğimiz sempozyum, kongre ve kurultaylarla paylaşılmaktadır.
Sizce üniversitelerin temel acil sorunları ve çözüm yolları nelerdir?
İnsanın olduğu yerde ihtiyaçlar bitmez, çünkü dünya hem teknolojik hem de bilgi birikimi açısından hızla gelişmektedir. Artık üniversiteler, sahip oldukları bilim insanları sayesinde proje üretmek ve kendi çarklarını döndürmek,  böylece hem bilim birikimine hem de ekonomik bir güce sahip olmak zorundadırlar. Aksi takdirde her şeyi devletten istemek zorunda kalırlar ki, bu durum birçok sorunu da beraberinde getirir. Devlet’in başlangıçta üniversitelere gerekli alt yapıyı ve insan gücünü sağlama görevi olduğunu hepimiz biliyoruz.  Bütün bunlar sağlandıktan sonra üniversiteler, artık kendi bilim ve ekonomi çarklarını döndürmek zorundadır. İşte o zaman üniversiteler, sorun üretmekten daha ziyade, bilim üretmeye başlarlar. Üniversitelerimizin bütün bunları gerçekleştirebilmesi için, elbette nitelikli öğretim üyelerine sahip olma yollarını aramalıdırlar. Ayrıca, Yükseköğretimde Kalite Güvence sisteminin de acilen uygulamaya geçirilmesi gerekmektedir.
Üniversitenizi nasıl tanımlıyorsunuz, nerede duruyor ve hangi alanda iddialısınız?
Üniversitemiz, geniş perspektifi ile çok çeşitli alanlarda faaliyet gösteren bir eğitim öğretim kurumudur. Doğal olarak bizim de ön plana çıkan alanlarımız, potansiyel olarak gelişime açık gördüğümüz noktalarımız var. Üniversiteler kuruldukları şehrin dinamiklerinden bağımsız gelişemez. Üniversitemiz, şehrimizin Türkiye’nin önde gelen turizm şehirlerinden biri olması sebebi ile ve şehrin bu alandaki potansiyelini geliştirmek amacı ile ülkemizin ekonomisine ve refah seviyesine katkıda bulunmayı seçmiştir. Bu alandaki çalışmalarımızı ayrı bir önemle ve sektörle iş birliği içinde sürdürmekteyiz. Yine bununla ilişkili olarak üniversitemizin stratejik hedefleri arasına koyduğumuz “Sağlık Kampüsü” hedefine her geçen gün yenisini eklediğimiz birimlerle adım adım yaklaşmaktayız. 22 bin metrekare kapalı alanı olan morfoloji binası ve 100 bin metrekare kapalı alana sahip hastanemiz bitmek üzeredir. Bununla birlikte, Yenilenebilir Enerji, Gıda-Tarım ve Hayvancılık alanlarına öncelik vererek bu alanlarda da ön plana çıkmayı hedeflemekteyiz. Bu amaçla Fethiye Tarım Bilimleri ve Milas Veterinerlik Fakülteleri kurulmuştur.
Üniversitenizin yakın ve uzak hedef olarak Türk bilimindeki vizyonunu ve yerini nerede görmek istiyorsunuz?
Rektörlük görevime başladığımdan beri ana hedefimiz dünyanın önde gelen üniversiteleri arasına girmektir. Uluslararası standartlarda araştırma ve hizmet kapasitesine sahip metalürji ve malzeme laboratuvarı, gıda analiz laboratuvarı, çevre ölçüm, mikrobiyoloji ve tarımsal amaçlı toprak, bitki su analiz laboratuvarları son yıllarda araştırma altyapımızı geliştirmek için yaptığımız çalışmalardan bazılarıdır.  Öğretim elemanlarımızın faydalanabilecekleri birçok veri tabanını hizmete sunduk.  Uygulamaya ve üretime yönelik çalışmalar için Teknopark kurduk. İnşallah burada teknolojiyi geliştirici, teknolojiye ve insanlığa hizmet edecek patent çalışmaları da yapılacaktır. 2023 yılı itibarı ile dünyada ilk 500, Türkiye’de ilk 20 üniversite arasına girmeyi hedefliyoruz.
Yükseköğretim kurumlarında görmek istediğiniz öğrenci profili sizce nasıl olmalıdır?
Üniversitelerimizde öğrenim gören öğrencilerimizin,  toplumun ihtiyaç duyduğu alanlarda üst seviyede yetişmeleri her şeyin üzerindedir. Bunun için de en önde gelen beklentilerimiz, öğrencilerimizin üniversitelerde aldıkları eğitimle hür ve evrensel bir bakış açısına sahip olmaları, kendilerini sürekli geliştirmeleri, yeniliklere açık ve orijinal bilgiler üretmeleri ve ülkemizin gelişmesine katkı sağlamalarıdır.
Türkiye’deki üniversitelerin bilim, teknik ve üretimi katkı bakımından dünya üniversiteleri ile rekabet edebilecek düzeye gelmeleri için neler yapılmalıdır? 
Türkiye’nin köklü Üniversiteleri, kısmen de olsa araştırmada fonlama ve niteliksel gelişim sorununu aşarak zaten dünya üniversiteleri ile rekabet eden duruma ulaşmışlardır (Dünya Üniversiteler sıralamalarında ilk 1000’e girebilen Üniversite sayımız her geçen yıl artmaktadır). Bu alanda Dünya Üniversiteler sıralamasında en yüksek performansı gösteren ülkelerin (ABD ve İngiltere) neler yaptığına bakmak lazım. Bu ülkelerin bilimsel açıdan liderliğini açıklayan şey AR-GE’ye verilen önem ve araştırmaya ayrılan fonların büyüklüğüdür. Yapılabilecek bir diğer şey ise üniversitelerin gelişimini sadece akademik personelin kariyer gelişim refleksleri ile sınırlamamak ve üniversiteler arası rekabetçi bir sistemi geliştirmektir. Makro bazda yapılabilecek bu saydığım hamlelere ek olarak Üniversitelere kendilerini kurum ve yönetim olarak geliştirme imkânı tanınmalı ve bu yönde destek sağlanmalıdır. Bu şekilde varılacak “Özerk Üniversite” modeli ile Türk Üniversiteleri dünya üniversiteleri ile sürdürülebilir rekabette boy gösterebileceklerdir.
Öğrenciler neden üniversitenizi tercih etsinler?
Üniversitemizde öğrenimleri boyunca öğrencilerimize çeşitli öğrenci hareketlilik programları kapsamında birçok ülkede belirli sürelerle öğrenim görme ve çeşitli kültürlerle karşılaşıp deneyim kazanma fırsatını sunuyoruz. Ayrıca 60 ülkeden sayıları 750’yi bulan uluslararası öğrencilerimiz ile çok kültürlü ve renkli bir kampüs ortamımız var. Uluslararası rekabet gücümüzü ve programlarımızın tanınırlığını artırmak adına yaptığımız çalışmalar kapsamında dünya üniversiteleri sıralama programlarının en yenilerinden birinin gönüllü katılımcısı olarak cesur adımlar atıyoruz. Tüm bunlara ek olarak Üniversitemiz eşsiz bir coğrafyada yer alan kampüsü ve diğer eğitim alanları, çok çeşitli alanlarda faaliyet gösteren aktif öğrenci toplulukları, öğrenci temsilciliği, yarı-zamanlı çalışma imkânları, öğrencilerin yeteneklerini geliştirici sosyal ve kültürel mekânları ile çağdaşları arasında ön plana çıkmaktadır.
Yeni Türkiye’nin yeni üniversiteleri ve yeni rektörleri nasıl olmalıdır?
Üniversitelerimiz dünyadan kopuk olmamalıdır. Küreselleşen dünyada yerel olarak faaliyet gösteren bir üniversite hayal edemiyorum. Üniversiteler çağın hızla değişen dinamiklerine uygun olarak eğitim-öğretim ve bilimsel süreçlerini modernize etmeleri ve manevra kabiliyetlerini yüksek tutmalıdırlar. Yenidünyanın Türk Üniversiteleri “Bilgi Çağında Küresel Ölçekte” iş birliklerini ve tanınırlıklarını geliştirmelidirler. Üniversitelerimiz, yenilikçiliğe, uluslararasılaşmaya, öğrenci merkezli olmaya, akademik özgürlüğe, halka açık olmaya ve halkla bütünleşmeye önem vermelidir.
Üniversite ile sanayi iş birliğini nasıl sağlamayı düşünüyorsunuz?
Muğla ağır sanayisi ile ön plana çıkan bir şehir değildir. Fakat ülke ekonomisine önemli katkılar sağlayan diğer sanayi dalları ve turizm başta olmak üzere hizmet sektörü Muğla’nın ekonomisinde ön plana çıkmaktadır. Bu profile uyumlu olarak biz de Üniversite-Sektör iş birliğini geliştirmeye yönelik birçok adım atıyoruz. 2014 yılında kurmuş olduğumuz Teknoloji Transfer Ofisimiz üniversitemizdeki tüm proje, patent, yenilikçi fikir, şirketleşme ve girişimcilik faaliyetlerini desteklemektedir. Yine çok yakında önemli çabalar sonucu kurmuş olduğumuz MUĞLA-TEKNOPARK (Teknoloji Geliştirme Bölgesi) AR-GE faaliyeti gösterecek tüm girişimcilere önemli vergi avantajları sağlamaktadır. Bu noktada başta Yenilenebilir Enerji, Sağlık-Turizm ve Gıda-Tarım ve Hayvancılık olmak üzere birçok alanda sektör ile iş birlikleri yapmayı hedefliyoruz.

Kimdir? 

Prof. Dr. Mansur Harmandar 1949 yılında Muğla’nın Fethiye ilçesine bağlı Seydiler köyünde doğdu. 1971 İstanbul Çapa Yüksek Öğretmen Okulu ve İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesinden mezun oldu. Isparta Gönen Öğretmen Lisesi ve Erzurum Kâzım Karabekir Eğitim Enstitüsü Kimya Öğretmenliği görevlerinde bulundu. 1976 yılında Atatürk Üniversitesinde Kimya Asistanlığı görevine başladı. 1981 Yılında Atatürk Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Anabilim Dalında doktorasını tamamladı. 1984-1985 eğitim-öğretim yılında bir yıl İngiltere’nin Bath Üniversitesinde Organik Doğal Ürünler üzerine araştırmalar yaptı. 1987’de Organik Kimya Dalında doçent, 1993’te Kimya Eğitimi Dalında profesör oldu. 1998 ve 1999 yıllarında YÖK tarafından öğretmen yetiştirme ve eğitimi üzerine, ABD ve İngiltere’de düzenlenen araştırma, inceleme ve akreditasyon etkinliklerine katıldı. Akademik çalışmaları arasında 38 uluslararası makalesi, 48 bildirisi ve iki kitabı bulunan Harmandar evli ve iki çocuk sahibidir.

MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ KÜNYESİ

Bilgi ve sevgi iç içe 

Kuruluş: 1992
Fakülte Sayısı: 18, Yüksekokul Sayısı: 4, Meslek Yüksekokulu: 13, Enstitü: 4
Uygulama ve Araştırma Merkezi: 40
Akademik Personel: 1427
İdari Personel: 848
Öğrenci Sayısı: 40 bin 605
Öğrenci Kulübü: 98
Sloganı: Bilginin sevgiyle bütünleştiği üniversite
Misyon: Evrensel bilgi birikimine katkı sağlayan, yenilikçi araştırmalar yapan ve topluma hizmet üreten bilim insanlarının rehberliğinde gerçekleştirdiği eğitim öğretimle ulusal ve uluslararası alanlarda aranan seçkin mezunlar yetiştirmektir.
Vizyon: Uluslararası standartlarda gerçekleştirdiği eğitim öğretim, araştırma ve uygulamalarıyla insanlığa hizmetler sunan, bu hizmetlerin toplumsal refaha dönüştürülmesine öncülük eden bir dünya üniversitesi olmaktır.