Dünyanın en büyük emtia ithalatçısı durumundaki Çin'in son 10 yılda yüzde 7'nin altına inmeyen büyüme rakamları, 2014'ten sonra hız kesmeye başladı. Çin, dünya çapında üretilen kömürün yüzde 50'sini, alüminyumun yüzde 48'sini, nikelin yüzde 47'sini, çinkonun yüzde 45'ini, bakır, demir cevheri ve kurşunun yüzde 44'ünü, platinin yüzde 30'unu, paladyumun yüzde 20'sini, petrolün yüzde 15'ini, doğalgazın yüzde 8'ini ve nükleer enerjinin yüzde 5'ini tüketiyor. Hâl böyle olunca ilk etki, emtia fiyatlarında kendini gösteriyor. "Yavaşlayan Çin'in talebinin düşeceği" beklentisiyle emtialarda "fazla arz endişesi" başladı. Bu durum emtia fiyatlarının son 16 ayın en düşük seviyesine inmesinde etkili oldu. Çin geçen yıl toplamda 1 trilyon 958 milyar dolarlık "dış alım" gerçekleştirdi. Sadece Güney Kore'den yapılan ithalat 190 milyar doları buldu. Pekin; Japonya'dan 163 milyar dolar, ABD'den 160 milyar dolar, Almanya'dan da 105 milyar dolarlık ithalat yaptı. İkinci etki ise, Çin'e emtia ihraç eden ülkelerde kendini gösterdi. Bu ülkeye hammadde satan ülkeler, hem talebin azalmasından hem de fiyatların düşmesinden büyük yara alıyor. Böylece Çin'in içine düştüğü problem, "küresel bir kriz" sarmalına dönüşüyor. Bugün dünyada yaklaşık 35 ülke ihracatının yüzde 15'inden fazlasını Çin'e yapıyor. Özellikle bu ülkelerde, Çin ekonomisinde yaşanan gelişmeler endişe ile takip ediliyor. Bu ülkeye Avustralya 98 milyar dolar, Malezya 56 milyar dolar, Brezilya 52 milyar dolar, Rusya 30 milyar dolar, Suudi Arabistan ise 49 milyar dolarlık ihracat yaptı.