Çin'den ardı ardına gelen olumsuz ekonomik ve finansal haberler, varlık ve emtia piyasalarında ciddi kayıplara neden olurken, belirsizliklerle dolu yeni bir dönemin de kapısını araladı.


Haziran ortasında önceki yıla göre yüzde 150 artışla rekor kıran Şanghay bileşik endeksininin, son 3 ayda yüzde 30'a yakın değer kaybetmesi, 1998 yılında yaşanan "Asya krizini" hatırlatırken, küresel piyasalarda da "domino etkisi" yaşattı.


AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, temmuz-eylül çeyreğinde Hang Seng Endeksi (Hong Kong) yüzde 22,1, Nikkei 225 Endeksi (Japonya) yüzde 14, Dax Endeksi (Almanya) yüzde 11,7, Nasdaq Endeksi (ABD) yüzde 8,8, Dow Jones Endeksi (ABD) yüzde 7,6, FTSE 100 Endeksi (İngiltere) ve S&P 500 Endeksi (ABD) ise yüzde 7 değer kaybetti.


Gelişmekte olan ülkelerin borsaları da benzer bir tablo çizerken, aynı dönemde Bovespa Endeksi (Brezilya) yüzde 15,3, Borsa İstanbul 100 Endeksi yüzde 9,7, Sensex endeksi (Hindistan) yüzde 6 geriledi.


Küresel piyasaların, yaklaşık 11 trilyon dolara ulaştığı öngörülen bu kayıplarla, son 4 yılın en kötü çeyreğini geçirdiği dikkati çekerken, yeni satış dalgalarının son çeyreği de etkisi altına alabileceğinden korkuluyor.


Çin, emtia piyasalarını da vurdu
Yaklaşık 1 milyar 360 milyona yaklaşık nüfusuyla dünyada pamuk, bakır ve alüminyum tüketiminde birinci, petrol tüketiminde ise ikinci olan Çin'in son dönemde beklenenden fazla yavaşlaması, finansal piyasaların yanı sıra emtia piyasalarını da vurdu.
Uzun süreli düşüş eğiliminin ardından dengelenmeye başlayan ham petrol fiyatları, temmuz-eylül çeyreğinde Çin'in talebi düşürmesi sonucu yüzde 20'nin üstünde geriledi.


Maden fiyatları da aynı nedenle düşüşünü sürdürürken, son 3 ayda platinyum yüzde 16,5, bakır yüzde 12,5, gümüş yüzde 7 ve altın yüzde 4,3 değer kaybetti.


Fakat, yavaşlayan Çin'in emtia fiyatları üzerindeki baskısını son 3 ayla sınırlamak mümkün değil, çünkü ülke ekonomisi 2010'dan bu yana istikrarlı bir şekilde yavaşlıyor ve bu durum küresel talebi düşürmeye devam ediyor.


Nitekim, Dünya Bankası'nın 2014 yılına ilişkin verileri, enerji fiyat endeksinin yüzde 7,2, kıymetli metaller fiyat endeksinin yüzde 12,1 ve tarım fiyat endeksinin yüzde 3,4 gerilediği ortaya koymuştu.


Kuruluş, ayrıca, temmuz ayında yayımladığı "Emtia Piyasaları Görünüm Raporu"nda, bu yılki enerji fiyat endeksinin yüzde 40,5, kıymetli metaller fiyat endeksinin yüzde 2,9 ve tarım fiyat endeksinin yüzde 4,8 daha azalacağı tahmininde bulunmuştu.
- Gelişmekte olan ülkeleri zora soktu


Emtia fiyatlarında devam eden kayda değer düşüş, hemen her ülkeyi etkilerken, bundan özellikle Çin sanayi sektörünün tedarikçisi konumundaki emtia ihracatçıları zarar görüyor.


Bununla birlikte, Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Örgütü (UNCTAD), dünyadaki 63 ülkeyi "aşırı derecede emtia bağımlısı" olarak tanımlıyor.


İhracat gelirlerinin yüzde 80'inden fazlasını emtia satışından elde eden bu ülkelerin, en büyük ticaret ortakları Çin'e paralel zayıflaması, halihazırda zayıf ve dengesiz seyreden küresel büyümeye yönelik endişeleri artırıyor.


Buna ilaveten, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) beklenen faiz artışını, bu gelişmeleri gerekçe göstererek askıya alması da Çin'in dünya ekonomisinin yönünü değiştirebileceği algısını pekiştirdi.


Çin, küresel ekonomi için neden bu kadar önemli?
Çin'den gelen negatif haberlerin piyasalarda bu denli büyük bir etki yaşatmasının bir başka nedeni ülkenin küresel büyümenin neredeyse yarısını tek başına sağlamasıydı.


Son 25 yılda ortalama yüzde 11 genişleyen Çin, dünyanın en büyük ikinci ekonomisi haline gelirken, küresel büyümenin de lokomotifi oldu.


Yine Dünya Bankası'nın verilerine göre, Çin'in Gayri Safi Yurtiçi Hasılası, 2013'de yüzde 7,7 artarak, küresel büyümenin yüzde 48'ini karşıladı. Bu oran, Çin ekonomisinin geçen yıl hız keserek, yüzde 7,4 büyümesi nedeniyle yüzde 38'e kadar geriledi.


Ekonomistler, Çin'in büyüme rakamlarındaki değişimlerin küresel ekonomiye dörtte bir oranında yansıdığını düşünüyor. Buna göre, Çin'in büyüme oranının yüzde 1'lik bir düşüş, küresel büyüme oranını yüzde 0,25 aşağı çekiyor.


"Küresel resesyon ihtimali yüzde 55"
Çin hükümetinin bu yılki büyüme hedefi ise yüzde 7 ve bu ülke ekonomisinin son 25 yıldaki en zayıf performansı olacak. Ancak, Çin'in bu hedefi bile tutturamayacağı ve küresel ekonominin resesyona sürüklenebileceğini ileri sürenler var.


Örneğin, New York merkezli Citigroup'un Başekonomisti Willem Buiter, geçtiğimiz hafta, Çin'in bu sene yüzde 4 büyüyeceği öngörüsünde bulunurken, yavaşlamanın bu şekilde devam etmesinin küresel resesyon riskini artıracağını ifade etmişti.


Buiter, ayrıca küresel ekonominin önümüzdeki birkaç yıl içinde resesyon girme ihtimalini yüzde 55 olarak değerlendirmişti.
Benzer şekilde Morgan Stanley'in Gelişen Piyasalar Yöneticisi Ruchir Sharma, Çin'de gelecek yıl da devam edecek olan bir yavaşlamanın küresel büyümeyi yüzde 2'nin altına çekebileceğini belirterek, "Gelecek küresel resesyon Çin'den kaynaklanacak" görüşünü paylaşmıştı.


Dünyanın fabrikası: Çin
Dünyanın en çok ihracat yapan ülkesi Çin, aynı zamanda bilgisayardan ayakkabıya, klimadan çimentoya kadar birçok ürünün üretiminde başı çekiyor.


Örneğin, Çin'de yılda 286,2 milyon kişisel bilgisayar üretilirken, bu rakam dünya üretiminin yüzde 90,6'sına karşılık geliyor. Diğer bir deyişle, dünyadaki her 10 bilgisayardan 9'u Çin'de üretiliyor.


Aynı zamanda, dünyada üretilen her 10 klimanın 8'ini, cep telefonunun 7'sini, ayakkabının 6'sını ve arabanın 3'nü üreten Çin, bir nevi dünyanın fabrikası olarak global tedarik zincirinin tam merkezinde yer alıyor.


Çin ekonomisindeki zayıflama, tüm bu nedenlerle küresel ekonomiyi derinden etkilerken, dünyanın daha yavaş bir Çin'e adapte olmaktan başka çaresi yok gibi gözüküyor.