FİKRET ÇENGEL İSTANBUL

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, enerji köprüsü konumundaki Türkiye’nin dünyanın odağında olduğunu belirterek, iş birliği ve ortaklıklar konusunda adeta talep yağdığını belirtti. 22. Dünya Petrol Kongresi’nin kapanış gününde gazetelerin ekonomi müdürleri ile bir araya gelen Albayrak, kongre ve enerji gündemine ilişkin önemli bilgiler paylaştı. Trilyon dolarlık enerji sektörünün kamu ve özel kuruluşlarının en üst düzeyde temsil ettikleri kongrede çok önemli görüşmelerin gerçekleştiğini ve bu açıdan çok başarılı geçtiğini ifade eden Bakan Albayrak, ‘Millî Enerji Stratejisi’ doğrultusunda Türkiye’nin  bakış açısını, iş birliği ve yatırım imkânlarını uluslararası alanda ortaya koyduklarını söyledi. Kongre sırasında Çin, Hindistan, Orta Doğu ve Batılı ülkelerden çok sayıda iş birliği ve ortaklık teklifi aldıklarını anlatan Enerji Bakanı Berat Albayrak, Karadeniz ve petrol ve doğalgaz aramalarına devam edeceklerini belirterek, “Sismik taramalara devam ediyoruz, jeofizik ve jeokimya haritalar bu yıl içinde tamamlanıyor. Yakın zamana kadar yılda 30 bin metre sondaj yaptık, 300 bin metrelere çıkardık, 1 milyonun da üzerine çıkacağız. Yer altında bir şey varsa onu mutlaka çıkartacağız” diye konuştu. Enerji Bakanı Berat Albayrak’ın enerji gündemine ilişkin değerlendirmelerine şöyle devam etti: 

Akkuyu’da temel bu yıl içinde atılır

Rusya ile çok önemli enerji iş birliğimiz var. Türk Akımı için çalışmalar planlandığı gibi devam ediyor, Nükleer alandaki iş birliğimiz de gayet iyi. Altyapı çalışmalarını başlattığımız Akkuyu nükleer santralinin nihai inşaatının temelini 2018 yılında öngörmüştük ama bu yıl içinde yaparız. Bu iş birliği nükleer enerji konusunda Türkiye için dönüm noktası. Hem kesintisiz rafine bir enerji elde ediyorsunuz hem de bunun arka planında sanayiyi ilgilendiren devasa bir alan var. Nükleer enerji uzmanlarımız yetişecek ve yeni sektörlerin gelişimini sağlayacak. Bunun yanında Sinop Nükleer santrali için çalışmalar sürüyor. 3. nükleer santral için de teknik çalışmalara başladık. Şu anda 3 bölgeye indirdik santral sahasını. Yakında bununla ilgili kararımızı açıklarız. 

Karşı gelenler hep aynı kişiler

Türkiye için bir şey yapmaya çalıştığımız zaman çevreyi, tarımı veya buna benzer şeyleri mazeret gösterip, ’istememciler’ türüyor. Dikkat edin bunlar hep aynı kişiler. Nükleer santralin muhtemel zararları bilimsel olarak ortada. Bir santralin hemen yanında organik tarım yapılabiliyor ve hiçbir zararı yok. Bun kesimler Türkiye’nin gelişimine büyümesine karşı bir tavrı var. Dünyadaki tüm gelişmiş ülkeler nükleer enerjiye sahip. Biz de bu çalışmalarla tüm enerji kanallarına ulaşacağız, üstelik bunu yaparken çevre şartlarına ve insan sağlığına azami dikkat göstereceğiz. Burada mesele rekabetçi fiyat yakalamak, katma değer üretmek. 

Enerji ihraç eden Türkiye istiyoruz

Bu bağlamda da yılda 50 milyar metreküp doğalgaz, 40-45 milyon ton petrol tüketen, son 10 yılın ortalaması yaklaşık yılda 44 milyar dolar enerjiye, 10 milyar dolar da madene toplam 55 milyar dolar dışarıya para ödeyen bir ülkeyiz. Büyük bir tüketici olması hasebiyle Türkiye artık bu platformlarda sesini çok daha yüksek sesle dillendirmeye başladı. Millî Enerji ve Maden Strateji Belgesi ile oluşturduğumuz yeni enerji anayasamız ve bu yönde atılan adımlarla birlikte milli varlıklarımızı daha fazla kullanarak, net ithalatçı bir ülkeyken, belki 10 yıl sonra enerji ihracat eden bir ülke olmayı planlıyoruz.

FETÖ’ye karşı mücadele sürecek

Her ortamda, buluştuğumuz her resmi muhatabımızla 15 Temmuz’u ve FETÖ’yü anlatıyoruz. Ne kadar tehlikeli bir örgüt olduğunu, nasıl bir yapılanma içerisinde olduğunu ve bunların bizden önce kendilerine ne kadar büyük bir zarar verebileceklerini söylüyoruz. Tabii bu yapılanmanın ne kadar sinsi, ne kadar takiyeci, ne kadar olduğundan farklı görünüp bulundukları bütün yapıları nasıl bir yalan ilişkisi içerisinde ele geçirdiklerini bilen bir yapıda bunları anlatıyoruz. Tabii çok etkileniyorlar. 15 Temmuz’u, FETÖ’yü, bu yapılanmayı unutmamız mümkün değil.  Bunu hayatımızın sonuna kadar biz Allah ömür verdiği sürece sonuna kadar bu mücadeleyi vermeye ant içtik.

Türkiye dünyaya güven veriyor

Petrol kongresinde bize en çok yöneltilen soru neydi biliyor musunuz? Şu anda yürüttüğümüz enerji projeleri ve bu projelerle ilgili oluşacak olan yeni pazar ve piyasa potansiyelleri noktasında iş birliği ve ortaklık talebi. Bu da demek ki bazı şeyleri fena yapmıyoruz. Kolay değil, bütün yaşananlara rağmen Türkiye, son 3-5 yılda yaşadığı bütün badirelere rağmen demek ki Türkiye güvenilir, istikrarlı, büyüme noktasında hala ümit vaat eden, dünyada özellikle gelişmekte olan ülkeler dediğimiz piyasa içerisinde hakikaten güçlü, güvenilir ve istikrarlı. Hükümet ve icra yapısıyla önemli bir ülke olarak algılanmaya devam ediyor; bunu çok daha güçlendirerek devam etmemiz lazım.  

Sıra Güzelyurt’ta

Akdeniz’de Barbaros Hayrettin Paşa gemimiz en son Magosa’da sismik tarama gerçekleştirdi. İnşallah sırada artık bir sonraki adımımız var Güzelyurt. Bu saha bizim için önemli. Dışişleri’nin Birleşmiş Milletler’e kıta sahanlığımız özelinde ifade ettiği ve bununla ilgili kayıt altına aldığı bir saha burası. Güzelyurt’taki bu çalışmalarla birlikte Akdeniz’de biz artık çok daha etkin bir rol oynayacağız. Bu aramalardan sonra, bu sismik detay, analiz raporlardan sonra daha önce de anons ettiğim gibi artık biz aramacılık ve sondaj noktasında da kendi altyapımıza kavuşmak için kendi alacağımız sondaj gemisi, sondaj platformlarıyla birlikte Akdeniz’de bu etkinliği de çok daha farklı bir şekilde icra edeceğiz. 

İsrail ile 3 ayaklı müzakere var

İsrail Enerji Bakanı Yuval Steinitz ile bir görüşmemiz oldu. Yakın zamanda 3 defa bir araya geldik. İsrail ile yaşanan normalleşme süreci bağlamında özellikle Doğu Akdeniz’deki enerji kaynakları ile ilgili görüşmeler oldu. Biz hep şu mottoyla halkın, toplumun, uluslararası kamuoyunun karşısına çıktık: Dedik ki üç tane husus var bizim herhangi bir uluslararası, bölgesel, enerji projesinin muhatabı, partneri, ortağı olmamız için. Bir, proje tüm tarafların menfaatine olacak, kazan kazan olacak. İki, o proje, bahsi geçen proje bölgesel ve küresel enerji arz ve güvenliğine katkıda bulunacak. Ve üçüncüsü de, bölgesel ve küresel barışa, dostluğa katkı sağlayacak. İş birliği konusunda görüşmeler devam ediyor. 

Akdeniz’de bir oldu bittiye izin vermeyiz

Akdeniz’deki çalışmaları çok yakından takip ediyoruz. Özellikle Kıbrıs Rum Kesimi’nin sondaj çalışmalarına, başına buyruk hareket etmesine itirazımız var. Burada bir oldu bittiye izin vermeyiz. Buradaki kaynaklar adanın tamamına ait. Bir kesimin burada bağımsız hareket etmesi, çözüm sürecine ve uluslararası hukuka aykırı. Biz de garantör ülke olarak bunun tarafıyız. Türkiye ve Kuzey Kıbrıs çözüm konusunda hep yapıcı davrandı. Ancak Güney Kesimi bu başına buyruk tutumunu devam ettirirse parsel parsel ayırıp yabancı şirketlere ihale ederse buna olumlu bakmamız mümkün değil. Rum Kesimi ile işbirliğine giden firmalara da uyarılarımızı yapıyoruz. Bu tür bir iş birliği hukuki sonuçlar doğurur. 

 

Ticaretin omurgası İpek Yolu ile  şekilleniyor

Benim şöyle bir tezim var, uzun zamandır dillendiriyorum bunu: Bu yüzyıl çok farklı ekonomik dönüşümlere gebe. Dünyada ticaretin ana omurgasıyla ilgili çok önemli kaymalar var, kuşak ve yol projesi aslında benim şahsi kanaatim bunlardan bir tanesi. Bugün Pekin’den Londra’ya kadar dünya nüfusunun 3’te 2’si, dünya ekonomisinin yarısından fazlası artık başka bir resmin içerisinde. Kuşak ve yol projesinin ana omurgasının Hazar ve Orta Asya coğrafyasına gelirken ki 3 ana kol üzerinden gittiği yol güzergahına baktığımızda, orta güzergah dediğimiz, Türkiye’nin özellikle bölgesel açısından çok önemli bir noktada kesiştiği bir tablo. Türkiye’nin bölgesel etkinliğiyle ilgili önemli adımlar atmak hiçbir dakika, bir gün bile kaybetmeden bu süreçle ilgili rolümüzü takip etmemiz gerekiyor. Dolayısıyla bu ekonomik, siyasi, kültürel, enerji alanında iş birliklerinin kazan-kazan’a dayalı gelişmesi gerektiği, Türkiye’nin bunu geliştirmesi gerektiği bir süreç. 

Yerli kömür bizim için öncelik

Millî enerji ve maden politikasının en önemli ayaklarından bir tanesi de maden dedik. Biliyorsunuz 10 küsur milyar dolara yakın biz yılda, son 10 yılın ortalaması bir maden ithalatımız var. 2002 yılında 30 küsur bin metre sondaj yapan bir MTA varken, 2015 yılında 300 bin metrelere çıkmış. Ama ben Bakan olduktan sonra artık dedik ki; 300 bin metreler de yetmez, 2017 itibariyle 1 milyon metre, 2018 itibariyle 2 milyon metre, 2019 itibariyle 3 milyon metre takip eden yıllarda bir süreci başlatacağız dedik. Şu anda bu konuda çok olumlu raporlar geliyor. Türkiye’de ithal ettiğimiz yıllık kömür 30-35 milyon tonu buluyor, buna da yılda 2,7 milyar dolar ödüyoruz. Türkiye olarak biz yerli kaynaklarımızdan sonuna kadar faydalanmak zorundayız. İlk yerli kömür ihalesini gerçekleştirdik. Şimdi sırada ikincisinde Kömürün dışında yenilenebilir enerjide önemli adımlar attık. Güneş enerjisi ihalesini rüzgar enerjisi izleyecek.