Cabir Turğut İSTANBUL
Önde gelen birçok siyasi-ekonomik analist kuruluşuna göre; Türkiye, gelecek 15 yılda dünyanın en gelişmiş 10 ekonomisinden biri olacak. Ülkenin büyüme rakamlarına 2,9 oranında katkı sağlayan gayrimenkul de bundan pay alacak temel sektörlerden biri hâline gelecek. Yurt genelinde depreme hazırlık amacıyla her yıl en az 500 bin konutun dönüştürülmesi hedeflenirken, başta İstanbul olmak üzere birçok kentte devam eden yapılaşma çalışmalarıyla inşaatta yüzler gülüyor. Artan nüfusa paralel olarak ülkenin her yıl 1 milyon konuta ihtiyacı olduğu düşünüldüğünde ise bütün bu taleplere cevap verilebilmesi için emlak sektörüne ve ilgili kurumlara büyük görevler düşüyor. 
İVEDİLİKLE TEDBİR ALINMALI
Ekonominin itici gücü inşaatın GSMH’deki payı yüzde 20, iş gücü istihdamındaki desteği de 250 yan sektörle beraber yüzde 25’ler seviyesinde. 2017 yılından sektörün beklentisi oldukça yüksek. Bunu Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK),  açıkladığı satış rakamları da destekliyor. Zira, son 8 ayda 2016’nın aynı dönemine göre; yüzde 7,68’lik artışla 890 bin 430 adet konut satışı gerçekleşti. Ancak şu anki mevcut konjonktürde proje geliştiricileri yeni teşvikler hayata geçirilmezse sektörün daralma tehlikesiyle karşı karşıya kalacağını öne sürüyor. Bugün gelinen noktada yatırım yapanlarda yüzde 25 küçülme yaşandığı raporlara yansırken,  İmpo İmar Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Oflaz “Bu durum devam ederse oyun kuruculardan bazıları iflas edebilir. İvedilikle tedbir alınmalıdır” dedi.
YÜKSEK FAİZ İŞTAH kaçırdı
Oflaz, gayrimenkulde sıkıntılı dönemlerin baş gösterebileceği yönündeki iddiasına gerekçe olarak jeopolitik riskleri ve yüksek faizleri gösterdi. Yerli ve yabancı yatırımcıların sektöre ilgisinin azalmaya başladığını savunan Oflaz “Taahhüt altında olanlar bu finansal tabloyu kaldıracak durumda değil. Dünya genelinde oluşan finansal kriz, nakit sıkıntısı ve bankaların krediler noktasında olumsuz yaklaşımı da sektörün iştahını düşürüyor” diye konuştu. Konutta artan nüfusa oranla ivmeli ya da paralel büyümenin yokluğundan söz eden Oflaz “Maliyetlerin yükselmesi, yeni projeler için arsa bulunamaması, kent merkezlerinde imarlı alan üretilememesi gibi nedenler, talep fazla olmasına rağmen bu ihtiyacı karşılamaya yetmiyor” değerlendirmesinde bulundu. 
KONUTA DA TEŞVİK VERİLSİN
Konut sektörünün yukarı yönlü yakaladığı satış başarısını sürdürebilir kılması için yapılması gerekenlere de işaret eden Oflaz, şunları kaydetti: Şu an İstanbul ve Anadolu’da arsa maliyetleri yüzde 50’nin üzerinde. Maliyetlerinin düşürülmesi ve devletin planla arsa üretip, teslim etmesi gerekiyor. Bu düşer ise şayet fiyatlar iner. Merkezî yönetimin üretici pozisyonundan, destek verici moda geçmesi gerek. İhracatçılara Eximbank kredileri, yahut sanayicilere sunulan benzer nitelikteki teşvikler gibi konut üreticilerinin de işlerini kolaylaştırıcı imkânlar sağlanmalıdır. Bize gelen talepler bu yöndedir. Gayrimenkulde KDV’ler nezdinde de tekrar bir çalışma yapılmalıdır. Yüzde 18 KDV, alım gücünü azaltıyor.
ARSA ÜRETİMİNE ‘KENTSEL’ ÇÖZÜM 
“Türkiye’de artık yamalı pantolon giyme dönemi geçti” diyen Hüseyin Oflaz, parçacıl değil, bütüncül bir değişime gidilmesi gerektiğinin önemine dikkat çekti. Oflaz, son olarak, şu önerileri yaptı: Sektörle ilgili bir kurultay gerçekleştirilip, bu işte elini bırakın, gövdesini taşın altına koyanlarla birlikte sorunlara çözüm aranmalıdır. Son düzenlemelerle işin önünü tıkayan bazı engeller aşıldı. Teşvik siteminin kentsel dönüşüme ağırlık verilerek arsa üretmede kullanılması, eskimiş dokuların yenilenmesi için çok önemli bir enstürman.